Üretim ve ihracat

Faruk GÜLER
Faruk GÜLER Kurumsal Bakış

Üretim, ihracat ve kalkınma ilişkisi, yaşanan ekonomik sorunlardan bağımsız olarak her zaman akılda tutulması gereken bir olgudur. Büyük enerji kaynaklarına sahip olan küçük beylikler ya da turizmle geçinebilecek kadar az nüfusa sahip ülkeler dışında, üretime dayalı olmadan refaha erişmiş bir ülke bulamazsınız. Günümüzde artık tek başına üretimin de yetmediği, ancak yüksek katma değerli ürünleri üretip, ihraç edebilen ülkelerin ekonomilerini geliştirebildiği noktaya gelinmiştir. İhracat, ülkelerin sanayi üretimlerindeki verimliliği arttırması, teknolojik gelişmeyi sağlaması ve döviz girdisi sağlayarak büyümeye yol açması sayesinde, bir ülkenin gelişmişlik seviyesini etkileyen en temel faktör olmuştur.

Türkiye, Kurtuluş Savaşı’ndan çıkar çıkmaz asıl mücadelenin ekonomik bağımsızlık noktasında verilmesi gerektiği bilinciyle, hızlı bir sanayileşme içine girmiş ve kurucumuz Mustafa Kemal Atatürk’ün, ‘Her fabrika bir kaledir’ sözü ile cisimleşen büyük bir kalkınma hamlesi başlatmıştır. Atatürk’ün önderliğinde kömür, çimento, şeker, pamuk, elektrik, uçak, ipek ve deri fabrikaları kurulmuş ve Cumhuriyetin ilk 10 yılında, ‘Dışarıdan aldıklarımızı şimdi kendimiz yapıyoruz’ sloganıyla kurulan fabrikalar uzun yıllar toplumsal refahının artmasına katkı sağlamıştır. Genç Cumhuriyetin, içerdeki talebi karşılamak için başlattığı sanayi hamlesi büyümüş ve Türkiye’yi sadece kendisi için üreten ülke olmaktan çıkararak, küresel pazara da ürünlerini satar konuma yükseltmiştir.

Tarihimizden bu kısa hatırlatmadan da anlaşılacağı gibi; üretime dayalı büyüme modeli ülkemiz ekonomisi için yeni bir olgu değil, Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren benimsenmiş bir kalkınma modelidir. Türkiye, ağır aksak yürütmüş olsa da bu model ile günümüzde küresel ticaretten yaklaşık yüzde 1 oranında pay alır seviyeye gelebilmiştir. Bu noktada yeni bir hikayeden bahsedilecekse, o da; ülkeyi yüksek teknolojiye dayalı üretim noktasında üst noktaya taşıyacak adımlar atılması ile ilgili olmalıdır.

Türkiye, ihracat konusunda son 10 yılda iyi bir performans göstererek dolar bazında ihracatını yüzde 15 arttırırken, bu oran küresel ihracat artış oranından 6 puandan daha yüksek olmuştur. Ülkemizin ihracatındaki bu artış hızı Brezilya, Rusya ve Hindistan’daki ihracat artış hızına yakındır. Türkiye geçen sürede hem ihracat pazarlarını ve hem de ihracat ürünleri bileşimini çeşitlendirirken, daha kaliteli ürünler ihraç ederek küresel pazar payını belirli bir seviyeye yükseltebildi. 2002 yılında, ihracatın yüzde 64’ü düşük fiyat grubundaki ürünlerden oluşurken, 2010 yılında ise, satılan ürünlerin çoğunluğunu orta ve üst kalite aralığında yer alan ürünler oluşturmuştur. 

Ancak, ihracatta sağlanan performansına rağmen, dış satışlar Türkiye’nin ekonomik büyümesinin ana dinamiklerinden biri olamamıştır. Ülkemiz üreticileri küresel pazarda otomotiv ve otomobil parçaları gibi orta teknolojili sektörlerde uzmanlaşırken, asıl gelişmeyi sağlayacak olan yüksek teknolojili ürün grubunda ise istenen noktadan çok uzaktadır. İhracatçımız, son 10 yılda yüksek teknolojili ürünlerin toplam ihracatındaki payını yüzde 3-4 bandından yukarıya çıkaramamıştır. Ülkemizdeki teknoloji ve bilgi birikimi, üretim altyapısı bu oranı yüzde 10 bandına çıkarabilme kapasitesine sahiptir. Öyle ki mevcut serbest bölgelerimizden yapılan ihracatın yüzde 9’unu yüksek teknolojili ürünler oluşturuyor. Bu da uygun şartların sunulması durumunda, Türkiye’nin yüksek teknolojili ürün ihracatında çok daha iyi noktalara gelerek, ihracatından birim bazında çok daha yüksek döviz girdisi sağlayabilmesinin mümkün olduğunu gösteriyor. Bunu sağlamak için özellikle imalat sektöründe olmak üzere daha fazla yabancı doğrudan yatırımcının ülkemize gelmesini sağlayacak istikrar ortamının tesis edilmesi gerekiyor. Özel sektörün ve üniversitelerin daha fazla Ar-Ge faaliyetinde bulunmasına yönelik teşvikler daha etkili kullanılabilmeli ve yatırımcıya lojistik avantajları olan, kalifiye iş gücüne ve yan sanayiye yakın lokasyonlarda yatırım yapabileceği endüstri alanlarının oluşturulması gerekmektedir.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Kurumsal sosyal sorumluluk 24 Ağustos 2022
Dijital oyun pazarı 20 Haziran 2022
Uzay atmosferinde kamp 19 Mayıs 2022
Savaş ve barış 28 Mart 2022