Vatandaşın ekonomisi

Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

Zafer ÖZCİVAN

Ekonomist

İşsizlik, hayat pahalılığı, sığınmacı sorunu, enflasyon gibi faktörler bu günlerde gündemden düşmüyor. Yapılan araştırmalarda vatandaş için en önemli konunun ekonomi olduğu ortadadır.

Bugün ülkemizde açlık sınırı 2970 TL olarak hesaplanmıştır. Asgari ücret ise 2820 TL’dir. Öncelikle olaya bu açıdan bakmakta fayda var. Asgari ücretle çalışan milyonlarca vatandaşımızın geçim sıkıntısı ve pahalılıktan yakındığı açıktır. Yıllardır asgari ücretin vergi dışı bırakılması sık sık gündem olurken bu sorun bugün de çözülebilmiş değildir.

Fiyat artışlarının önüne geçilemiyor. Yapılan denetimler ve ileriye dönük fiyat kontrol mekanizmalarından mutlaka sonuç alınmalıdır. Bugün yaşadığım bir olayı paylaşmak isterim. İstanbul’da bir markette kırmızıbiberin etiket fiyatı 9,95 TL olarak gördüm. Fakat 100 metre ileride başka bir markette ise aynı biber (bayat falan da değil, içinde çürük ezik kesinlikle yok.) 3,99 TL etiket taşıyor. Bir başka deyişle %249 fiyat farkı var. Tekrar yazıyorum iki ürün arasında hiçbir fark göremedim. Bu kadar fark hakikaten düşündürücü ve denetimlerin zorunluluğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Zaten denetimlerin amacı da bu tür farklılıklara çözüm bulmak olmalı.

Türkiye’de belirli bir kesim fiyatların yükselmesinden, hayat pahalılığından etkilenmiyor. Çünkü onlar bankada muhtemelen döviz veya TL hesabı sahibi, zengin sınıfında insanlar. Bir de dar gelirli ve emeklilerin durumuna bakmak gerekir. Günümüzde ev kiraları başta olmak üzere iğneden ipliğe fiyatlar yükseliyor ama gelirler maalesef aynı durumda. Vatandaş ne yapacak. Pazardaki fiyatlar el yaktığı için az kişi gidebiliyor ve istediğini de alamadan geri dönüyor.

Okulların yüz yüze açıldığı şu dönemde çocuk okutmak da epeyce masraflı olacak. Geçenlerde bir dostumdan duyduğuma göre ilkokul 2. sınıfa giden bir kolej çocuğunun İngilizce kitabı 1400 TL imiş.

Bu arada ülkemizde ekonomi bakımından sevindirici gelişmeleri de yazmam gerekir. İhracat 212 milyar dolarla son 12 ayın en yüksek seviyesine gelmiş durumda. Demek ki üretim hacmimiz oldukça iyi ve artarak devam ediyor. Üretim girdilerindeki ithal ara mallarını da ne kadar azaltırsak o kadar kazanç sağlayacağız demektir. Bunu da başarmamamız için bir neden yok. İhracatımız artınca cari açığımız azalacak, milli gelirimiz artacak ve sonuçta vatandaşlarımızın gelir seviyeleri yükseleceğinden alım güçleri de artacaktır.

Korona virüs salgınından dolayı özellikle Orta Doğu ülkeleri Çin’den ürün almamaya başlamışlardır ve önümüzdeki dönemde Türkiye Orta Doğu’nun üretim üssü haline gelecektir. Salgının bitmesiyle birlikte ihracatımız daha da katlanarak büyümeye devam edecektir. İhracatçılarımız yoğun talebe hazır olmak durumundadırlar.

Bir başka konu da salgın döneminde verilen kredilerin geri ödeme zorluğuna düşen vatandaşlarımızın durumudur. Bir bankacı arkadaşımın ifade ettiğine göre verilen kredilerin geri alınması sırasında oldukça güçlüklerle karşılaşıyorlar ve bazı vatandaşların ödeme imkânı kalmadığından yakınmaktadırlar.

Ülkemizde diğer kredilerin de tahsil edilmesi sürekli gündemdedir. Kredi kartlarının çok kolay elde edilmesi, bazı vatandaşlarımızın kartını hesapsızca kullanması, gelirinin üstünde zorunlu olarak harcama yapması borçluları çıkmaza sürüklemekte, bir bankanın borcunu başka bir bankadan kredi alarak kapatmaya çalışmaktadır. Ancak bunun çözüm olmadığı kesindir. Çünkü borcu borçla kapatma ek maliyetler getirecek vatandaşı daha da zor duruma düşürecektir.

Bu günlerde gündemde olan bir başka konu ise Merkez Bankası’nın aylık toplantıda alacağı faiz kararıdır. Ekonomistlerin beklentisi politika faizinin 50 puan düşeceği yönünde olduğu için döviz kurları yükselmektedir. Tabii ki indirim kararı verilirken %16,77 olan çekirdek enflasyon baz alınabilir.

Bir diğer konu da a geçtiğimiz dönem altın çağını yaşayan inşaat sektörünün doyum noktasına ulaşması sebebiyle durgunluk seyrine girmesinin sebebi olarak fiyatı %200 artan çimento üreticilerinin gösterilmesi.

Sonuç olarak üretim girdilerini düşürmeden fiyatlar düşmez. Ancak denetimleri de sıkı ve sürdürülebilir şekilde yapmak gerekir.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
CDS risk primi 23 Ekim 2021