Venedik’te sansür Gazze’de sessizlik

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

AB, önce İtalya’daki Venedik Bienali’ne Rusya da katıldığı için bienalin fonunu kesmeye, sonra da Gazze’de soykırıma imza atan İsrail’le 42 milyar euro’luk ortaklığı devam ettirmeye karar verdi. Avrupa’nın temsil ettiği insan hakları ve demokratik kurallar ile siyasi refleksleri arasındaki fark, yalnızca diplomasiyi değil değerler söylemini de tartışmaya açıyor.

Avrupa Birliği, değerler si­yaseti ile çıkar siyaseti arasındaki mesafeyi bel­ki de hiç bu kadar görünür kılma­mıştı. Bir yanda Rusya’nın katılı­mı nedeniyle Venedik Bienali’ne sağladığı finansmanı kesme ka­rarı… Öte yanda Gazze’de on bin­lerce sivilin ölümüne ve soykırı­ma rağmen İsrail ile ticaret ve iş­birliği anlaşmasını askıya alma girişiminin kendi içinden gelen vetolarla engellenmesi.

AB Dışişleri ve Güvenlik Politi­kası Yüksek Temsilcisi Kaja Kal­las, Rusya’nın 2022’de Ukray­na’yı işgalinin ardından Venedik Bienali’ne girmesi yasaklanan Rus sanatçıların yeniden Bie­nal’e kabul edilmesinin ardından, AB’nin finansmanı keseceğini açıkladı. Gerekçesi netti: Rus­ya’nın Ukrayna kültürünü sil­meye çalıştığı bir dönemde kendi kültürünü sergilemesine izin ve­rilmemeliydi. Öte yandan Rusya Devleti’nin dış politika tercihle­rinin faturası da Rus sanatçılara kesiliyordu.

Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı işgalinden bu yana Avrupa, Mos­kova’ya karşı yaptırım, ambargo ve diplomatik izolasyon dahil çok katmanlı bir politika izledi. Savaş yalnızca cephede değil, spor sa­lonlarında, konser salonlarında, fuarlarda ve müzelerde de sürdü­rüldü. Kültür kurumları bile bu yeni jeopolitik dilin parçası hali­ne geldi.

Venedik’te sansür Gazze’de sessizlik - Resim : 1

Soykırım yapması bir şeyi değiştirmedi

Ancak aynı Avrupa, söz konusu İsrail olduğunda çok daha fark­lı bir refleks sergiliyor. AB’den, 7 Ekim 2023’teki Hamas saldırıla­rının ardından Gazze Şeridi’ne yönelik orantısız ölçüde büyük bir saldırı başlatan, en az 50 bin sivili öldürüp Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından da kabul edilen bir soykırıma imza atan, “Ortadoğu’yu yeniden dizayn edeceğiz” söylemleriyle Lübnan’a ve İran’a savaş açarak ortalığı bir­birine katan İsrail’e yönelik en ufak bir yaptırım girişimi göre­medik.

Son olarak İspanya, İrlanda ve Slovenya, geçen salı Lüksem­burg’da toplanan AB Dışişleri Bakanları toplantısında İsrail ile yürürlükte bulunan Ortaklık An­laşması’nın askıya alınması için yeniden girişimde bulundu. Fa­kat Almanya ve İtalya bu adımı veto ederek süreci durdurdu.

Oysa tartışılan anlaşma yal­nızca diplomatik bir metin de­ğil. 2000 yılında yürürlüğe giren AB-İsrail Ortaklık Anlaşması, İsrail’e Avrupa pazarına tercih­li erişim sağlayan geniş kapsam­lı bir çerçeve sunuyor. Sanayi ürünlerinden tarıma kadar pek çok kalemde düşük gümrük avan­tajı içeriyor. 2024 yılında AB ile İsrail arasındaki mal ticaretinin 42,6 milyar avroya ulaştığı belir­tiliyor. Yani mesele yalnızca siya­set değil; ciddi bir ekonomik bağ.

Üstelik anlaşmanın 2. madde­si, ilişkilerin insan haklarına ve demokratik ilkelere saygı teme­linde yürütülmesini şart koşuyor. Buna rağmen Avrupa içinde bu maddenin işletilmesi konusunda ortak irade oluşmuyor. Bir mil­yondan fazla imza toplayan “Av­rupa Vatandaş Girişimi” ve çok sayıda uluslararası hukuk çağrısı da tabloyu değiştirebilmiş değil.

Perde arkasında ise Avrupa’nın kendi tarihleri konuşuyor. Al­manya için Holokost hafızası, İs­rail politikasında belirleyici bir unsur olmaya devam ediyor. İr­landa ise Filistin meselesine ken­di sömürge geçmişinin merce­ğinden bakıyor. Ortak dış politika mekanizması, farklı ulusal hafı­zaların çarpıştığı bir alana dönü­şüyor.

Venedik’te sansür Gazze’de sessizlik - Resim : 2

Rusya’ya sert yaptırımlar

Ancak konu Avrupa Birliği’nin bütüncül politikalarına geldiğin­de, AB’nin dış politikasındaki çif­te standart çok bariz bir şekilde ortaya çıkıyor: Avrupa, Rusya’ya karşı sanat ve kültürü de kapsa­yan sert ve hızlı yaptırımlar uy­gularken, İsrail konusunda tica­ret, teknoloji ve siyasi dengeler nedeniyle aynı kararlılığı göste­remiyor. Rus sanatçılar katılı­yor diye Venedik Bienali’nde ser­ginin fonu kesilirken, İsrail söz konusu olduğunda milyarlarca euroluk anlaşma korunuyor.

Batı medeniyetinin, insan hak­ları ve demokratik değerlerin temsilcisi olduğunuzu iddia et­tiğiniz bir dünyada, bu çelişkiyi kimseye anlatamazsınız. Çünkü insan hakları, uluslararası hukuk ve evrensel değerler yalnızca ra­kibe karşı hatırlanıyorsa, geri­ye ilke değil tercih kalıyor. Brük­sel bugün belki İsrail’e karşı bir yaptırım kararı vermiyor olabilir. Ama Avrupa kamuoyunda büyü­yen rahatsızlık, üniversitelerden kültür kurumlarına kadar fark­lı alanlarda yeni bir baskı dalgası yaratıyor.

Belki de sorulması gereken asıl soru artık şu: Avrupa, temsil ettiği değerlerine göre mi karar veriyor, yoksa bu değerleri her seferinde değişen koşullara ve çıkarlarına göre yeniden mi tanımlıyor?

Yazara Ait Diğer Yazılar