Verilerle Tarım ve Orman Bakanlığı’nın performansı
5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu ile gelen ve kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde kullanımını amaçlayan stratejik plan, performans programı, performansa dayalı bütçeleme ve nihayet tüm bunların bir anlamda hesabının verildiği faaliyet raporları, kamu personelinin yaptığı iş ve işlemlerde özenli ve dikkatli olunmasına katkı sağlıyor.
Aslında stratejik planlar ve performans programları, bir kurum için çok önemli yol haritaları. Kurum web sitelerinde yıllık olarak yayınlanma zorunluluğu bulunan idare faaliyet raporları; medya, siyaset ve paydaşlar tarafından titizlikle okunması ve gerekiyorsa eleştiriler yapılması gereken önemli belgeler. Ancak maalesef özellikle tarım dendiğinde, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma ve bilindik kalıp cümleleri kullanma oldukça yaygın.
Bu yazıda, Tarım ve Orman Bakanlığı 2025 Yılı İdare Faaliyet Raporu’nda öne çıkanlara yer vereceğiz.
Raporda ilk dikkatimizi çeken veri; önceki yılın personel sayısının 67.740’tan 61.465’e gerilemiş olması. Bu %10’luk çok önemli bir azalma. Yine geçen yıla göre doçent sayısı 3 kişi artarak 76 olurken doktoralı personel sayısı 160 kişi artmış. Özellikle TAGEM bünyesinde yer alan bu akademik kariyeri yüksek insan kaynağıyla Bakanlık bünyesinde neden akademik bir yapı oluşturulmasın?
2025 yılı toplam ödeneğinin 487 milyar TL olduğu ve bunun %98’inin harcandığı belirtiliyor. Geçen yıl 3,8 milyon poliçenin düzenlenmiş olması, tarım sigortalarının ülkemizde oldukça iyi bir mesafe aldığını gösteriyor.
Hedefler ve gerçekleşmeler
Raporun öncelikli konusu gıda güvencesi ve kendine yeterlilik. Tarımsal üretimin ekonomik bir faaliyetin ötesinde bir milli güvenlik meselesi olduğu vurgusu yapılıyor.
Bu bağlamda, iklim değişikliği ve su stresi nedeniyle suyu merkeze alan bütüncül tarımsal üretim planlamasının uygulamaya konulduğu; bitkisel üretimde stratejik öneme sahip 13 ürünün (buğday, mısır, ayçiçeği vd.) ile yem bitkilerinin; hayvansal üretimde ise kırmızı et, çiğ süt, beyaz et ve yumurtanın planlamaya alındığı ifade ediliyor.
2025 raporundaki verilerin 2024 yılına ait olduğu ve bu nedenle kuraklık ve zirai don etkisini yansıtmadığını da belirtmeliyiz. Bu açıklama ışığında, tahılda yeterlilik oranının %112 ile hedeflenen %94’ün oldukça üzerinde olduğu görülüyor. Ayçiçeğinde %72 ve yem bitkilerinde %92 oranında yeterlilik oranları verilmiş.
Gıda güvenirliği için 1,36 milyon gıda denetiminin yapıldığı, taklit-tağşiş yapan işletmelerin ilan edildiği ve Yeni Gıda Güvenliği Bilgi Sistemi dijital altyapıların geliştirildiği de raporda yer alıyor.
Hedefin altında kalan performanslar
Performans gerçekleşme oranı %80’in altında kalanların üzerinde düşünmek gerekiyor. İhraç edilen bitkisel ürün miktarının, hedeflenen 8,7 milyon tonun altında kaldığı (6,3 milyon ton); organik tarımda hedeflenen alanın %65 olduğu; sözleşmeli bitkisel üretimde, tip sözleşmelere uygun olmayan sözleşmelerin sisteme kaydedilememesi nedeniyle sadece %54 gerçekleşme sağlanabildiği belirtiliyor.
Sözleşmeli büyükbaş besilik hayvan sayısı, kovan başına bal verimi, yumurta üretimi artış oranı, modern sulama sistemi kurulan alan ve iklim değişikliğinin su kaynaklarına etkisi faaliyetlerinin performansları, hedeflerin gerisinde kaldığı ifade ediliyor.
Yön gösterici eleştirilere ihtiyaç var
Ezcümle; Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 148 sayfalık bu raporu, ilgili tüm kesimlerce dikkatlice incelenmeli. Özellikle akademik camia, bilimsel yöntemlerle, ülkemizin tarım politikalarına yön vermede daha aktif olmalı. Sosyal ve ekonomik boyutlarıyla, karmaşık, doğa koşullarına bağımlı, piyasa hareketliliğinden diğer sektörlere göre daha çok etkilenen ve konusu canlı materyal olan tarım sektöründe çalışmanın doğal sonucu olarak hedeflerden sapmaların daha fazla olabileceği de göz ardı edilmemeli.