Verimlilik
Dr.Sedat Karabulut secturkiye@yahoo.com Küresel rekabet şartları sertleştikçe, işadamlarının aşina olduğu kelimelerden bazılarının önemi artmaktadır. Bu durum ülkeden ülkeye, sektörden sektöre farklı hızlarda ve sayılarda olabilmektedir. "Verimlilik", kâr oranlarının azaldığı veya rekabetin arttığı şartlarda, hayatta kalmaya çalışan işadamlarının çok iyi bilmek zorunda olduğu bir kavramdır. Sürdürülebilir etkin sonuç... Kelime anlamı farklı şekillerde tarif edilse de; "kısıtlı kaynakların, insana yararlı, doğaya saygılı bir biçimde kullanılarak en etkili sonuçların alındığı çabaların tümüne" verimlilik diyebiliriz. Verimliliğin bileşenlerine baktığımız zaman ise, temelde iki durum ile karşılaşıyoruz; .Girdileri artırmadan, çıktıları artırmak, .İş sürecindeki kayıpları azaltmak. Geçtiğimiz iki hafta, işletmelerin en önemli girdilerinden birisi olan "enerji" konusunda yazmıştım. Özellikle fosil kaynaklı yakıtlar ile ilgili rakamlar, ülkemizin dışa bağımlı olduğunu açıkça gösteriyor. Ayrıca bu konudaki açıklamalara bakarak, Türkiye'nin alternatif enerji kaynakları bakımından hatırı sayılır bir zenginliği olmasına rağmen, büyüyen ekonomisinin ihtiyaç duyduğu kesintisiz ve ucuz enerji konusunda fakir olduğunu söylemek mümkün. İşletmeler için hayati önemi olan enerjide istikrarsız bir gelecek beklentisi, işadamlarının özellikle üretim sektörlerinde yatırım yapma iştahını azaltmaktadır. Zira temel bir girdi kalemi olan enerji maliyetinin artışı, uluslararası rekabeti zorlaştıran bir etkendir. Zaten pahalı olan enerji maliyetlerini düşürebilmek için tasarrufu öğrenmemiz şart. Sağlıklı bir ekonomi için, girdileri artırmadan çıktıları artırmanın yanında, iş süreçleri içindeki kayıpları azaltmak gerekir. Kayıplar... Düzenli bir kayıt sisteminin bulunduğu işletmelerde, damlayan kayıplarının yıl sonunda nasıl bir göle dönüştüğü görülebilmektedir. İyi bir sağlık kayıt sistemi olan ve Türkiye'de yaklaşık dört bin çalışanı bulunan bir şirketin, 2007 yılı içinde hastalık nedenli işgünü kayıplarının toplam maliyeti 1 milyon Euro'yu aşmıştır. Hastalıklar yanında iş kazaları da, işletmelerin her yıl büyük miktarlarda para kaybetmesine neden olmaktadır. Araştırmalar şunu görtermiştir ki; kazaların işletmeye toplam maliyeti, dolaylı kayıplar ile birlikte hesaplandığında kazanın bürüt maliyetinin 4 ila 15 mislisine eşittir. Yani 1.000 YTL hasara neden olan bir iş kazası; işin durması, müşteri memnuniyetsizliği, makine ve ekipmanlarda yıpranma vb. nedenler ile işletmeye 4.000/15.000 YTL'ye patlamaktadır. Kazaların artması ile yükselen sigorta maliyetleri ise, işletmeler için ayrı bir sorundur. Şirketler için özetlersek böyle, peki ülkemiz için durum nedir? Zor, işimiz gerçekten çok zor... Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın verilerine göre, ülkemiz 2005 yılında yanlış SEÇ (Sağlık, Emniyet ve Çevre) uygulamaları nedeni ile 21 milyar YTL kaybetmiştir. Özel ve kamu işletmelerinde yeterli tedbirler alınmadığı için kanser olmuş çalışan, bizim hastanelerimizde çoğunlukla ülke dışında üretilmiş ilaçlar ve cihazlar ile şifa aramıştır. İhracat yaparak ülkeme döviz kazandırıyorum diyen ve zehirli atıkları ile sularımızı ve tarım arazimizi kirleten işletmeler çalışmaya devam etmiştir. Zehirli atıkları üreten işletmelerin yarattığı katma değeri hesaplarken, kimsenin aklına, oluşan kirliliği temizlemenin ülkemize olan maliyeti gelmemiştir. Zor, işimiz gerçekten çok zor...