Yabancıların sattığı 9.5 milyar dolarlık kağıdı kim aldı?

Alaattin AKTAŞ
Alaattin AKTAŞ EKO ANALİZ ala.aktas@gmail.com

Yurtdışında yerleşik yatırımcılar sahip oldukları Türk menkul kıymetlerini satarak Türkiye’den çıkıyor. Hep vurguladık, bir kez daha altını çizelim; bu yalnızca Türkiye’ye özgü değil. Korona yüzünden bizim durumumuzda olan tüm ülkeleri kapsayan bir çıkış dalgası var.

Yabancı yatırımcının niye çıkmakta olduğu belli; parası cebinde olsun istiyor. Ama Türkiye diğer ülkelerden belirgin şekilde ayrışıyor. Korona kaynaklı bu çıkış dalgasını daha da körükleyen gelişmeler yaşanıyor.

Günlerce için boş bir darbe tartışmasına kafa yoruyor; ardından bu kez erken seçim için adeta fal açıyoruz. Dünya ve Türkiye yangın yeri, biz nelerle uğraşıyoruz... Bütün bunlar bize yabancı çıkışının daha da hızlanması olarak geri dönüyor.

Sanki olan biten yetmiyor, kuru kısa bir süreliğine biraz daha tutabilmek uğruna yabancıların TL ile olan işlemlerini giderek zorlaştırınca Türkiye’deki varlıklara endeksli işlem yapan bazı bankalar ve aracı kurumlar TL işlemlerini askıya alıyor.

Türkiye bir anlamda otuz yıl önceye dönüyor. Bakalım atılan taş ürkütülen kurbağaya değecek mi, yakında göreceğiz...

Yabancı sattı, satmaya da...

Biz başlıktaki soruya dönelim; ama önce yabancıların 8 Mayıs’a kadarki işlemlerini hatırlatalım.

Yabancı yatırımcı yılbaşından 8 Mayıs’a kadar olan dönemde şimdiye kadar görülmedik ölçüde satış yaptı. Bu sürede yabancıların gerçekleştirdiği satışın tutarı 9.5 milyar doları buldu. Bu tutarın 3.2 milyar dolarlık kısmı hisse senedinden, 6.3 milyar dolarlık kısmı da devlet iç borçlanma senedinden oluştu.

Tam dört ay bir haftalık bir dönem ve 9.5 milyar dolarlık satış... Daha önce hiçbir yılın tümünde bile böylesine yüklü satış gerçekleşmemişti.

Tamam, yabancı satış yaptı, ama bu satışı kime yaptı?

Hisse senedi ve DİBS piyasasında temelde ikiye ayrılan yatırımcı grubu söz konusu:

“Yurtdışında yerleşikler ve yurtiçinde yerleşikler.”

Yani kısaca “yabancı ve yerli” yatırımcılar.

Yabancı yatırımcı 9.5 milyar dolarlık menkul kıymet sattığına göre demek ki alıcı yerli yatırımcı.

İyi de niye? Yabancı satmak istediğinde yerli yatırımcı niye alıcı olarak piyasaya giriyor?

Öyle az buz bir tutar da değil ki söz konusu olan. Tam 9.5 milyar dolarlık satıştan ve dolayısıyla alıştan söz ediyoruz.

Alıcı vatandaş değil

Özellikle hisse senedinde yabancının sattığı malı toplayanın sıradan yerli yatırımcı olmadığı kesin. Elbette yerli gerçek kişilerden de alım yapan vardır ama ağırlıkla bu alımı gerçekleştirenlerin küçük yatırımcı olmadığı ortada.

Peki o zaman kim aldı 3 milyar dolarlık hisse senedini?

Bunun yanıtını tam olarak verme olanağımız yok. Bazı bankalar alım yapıyor olabilir. Şirketler kendi hisse senetlerini fiyat daha da düşmesin diye almış olabilir. Belki bazı fonlar piyasaya girmiştir, o da olabilir. Zaten ağırlıklı görüş de bu yönde.

Ya devlet iç borçlanma senedinde durum nedir? Tam 6.3 milyar dolarlık bir alım...

Burada adres daha net. Biliniyor ki kamu bankaları kağıt topluyor. Hem zaten yabancı böylesine yüklü satışa girişmişken kamu bankaları alıcı olarak piyasaya girmeseydi bu kağıtlarda arz-talep dengesi arz lehine bozulur, kağıt fiyatları geriler ve dolayısıyla faiz fırlayıp giderdi. Yabancı elindeki kağıdı satmak istedikçe alıcı çıkmadığı sürece fiyatı aşağı çekecek ve bu da faizin tırmanmasına yol açacaktı. İşte kamu bankaları eliyle bunun önüne geçilmiş oldu.

Bu çıkışa döviz dayanmaz

Yabancının Türkiye’den çıkması, döviz talep etmesi demek. İyi güzel de biz bu kadar dövizi nasıl bulacağız?

Geçen hafta mart ayının ödemeler dengesi verileri açıklandı ve biz de bu konuyu köşemizde 14 Mayıs’ta işledik. Mart ayındaki döviz ihtiyacını karşılamak için Merkez Bankası rezervinden tam 16.6 milyar dolar kullanmak gerekmişti. Bu tutarın önemli bir kısmı yabancı çıkışına gitmişti.

Merkez Bankası’nın rezervi öyle her ay bu düzeye yakın tutarda döviz kullanmaya elverecek güçte değil. Bakmayın son dönemde dövizin düşüyor olmasına. Bazı ülkelerle swap anlaşmaları yapacağız, oradan döviz gelecek, rezervimiz güçlenecek. Bu beklenti kurun düşmesini sağlıyor.

İyi de o anlaşmaların süresi bittiğinde bu döviz bir anlamda iade edilmeyecek mi? Süre bitiminde ya iade edecek dövize sahip olacağız ya da yeni anlaşmalarla süre kazanacağız.

Bu özünde borcu borçla çevirmekten başka bir şey değil. Hem de vade çok kısa.

Günü kurtarmaya çalışmak; yaptığımız bundan ibaret. O da kurtarabilirsek... Kurtaramazsak mı; ölen ölür, kalan sağlar bizimdir!

Siz 38 yaşında ne yapıyordunuz?

Gazi Mustafa Kemal Atatürk Bandırma vapuruyla Samsun’a doğru yola çıktığında 38 yaşındaydı. Yalnızca 38!

Kendinize “Ben 38 yaşındayken ne yapıyordum” ya da “Yapacağım” diye sorun!

Bir insan nasıl bir karaktere, nasıl bir azme, nasıl bir kararlılığa sahiptir ve vatan sevgisiyle doludur ki henüz 38 yaşında böylesine bir idealle yola çıkabilir.

Saygıyla, minnetle...

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Esmer günler 02 Aralık 2020
Malumun ilamı 20 Kasım 2020