Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim
Ekonomiye ve dolayısıyla piyasalara aynı anda etki eden o kadar fazla detay var ki, bir yerden sonra beyin bastırma ya da kaçma gibi bir savunma mekanizmasını devreye alıyor ve sorundan uzaklaşıyoruz. 30 sene önce piyasalara ilk adım attığımda global dünyadaki gelişmeler ile bu kadar ilgili değildik, önce sosyal medyanın sonra da yapay zekanın devreye girmesi ile beraber neredeyse her şeye bakar ama maalesef pek az şeyi anlar olduk.
Geçiş dönemleri genelde böyle zorlu geçer ve anlaşılıyor ki zorunlu bir entegrasyonun ortasındayız. Yani zihinsel kapasitemizi aşan konularda bilişim sistemlerinden bazı destekleri almak durumundayız. Hayata tablet ya da bilgisayar ile gelmeyen ve telefonsuz bir dünyayı da deneyimleyen benim yaşımdakiler için adapte olma önemli bir çaba gerektiriyor.
Bu kısa özeleştirinin ardından, kontrolden çıkma emareleri gösteren dünyamıza dönelim. Venezuela krizini atlatmadan oyuna Grönland, İran ve Suriye girdi. Normalde ikinci dünya savaşı sonrası oluşan düzenin önemli oyuncuları olan Birleşmiş Milletler ya da Dünya Ticaret Örgütü gibi kurumların önemi ve saygınlığı neredeyse ortadan kalkmış durumda. ABD Başkanı Trump’ın görev başında geride bıraktığı bir yıl gerçekten uzun yıllar hafızalardan silinmeyecek türden.
Saygın ve doğal olarak ketum bir teknokrat olan Fed Başkanı Powell’ın kendisi hakkında açılan soruşturmaya verdiği videolu yanıt unutulmaz cinsten. Bizim de içinde yer aldığımız ve Rusya karşısındaki en önemli organizasyonlardan biri olan NATO’nun içinde yer alan Danimarka’ya Grönland üzerinden yapılan açıklamalar gidişatı gösteriyor.
Çin ve Rusya tehdidine karşın gerekli güvenliği sağlamaları gerektiği gibi bir fikre sabit olarak bağlı olan Trump’ın bu konuda aksiyon alması muhtemel. İran’da devam eden protestolara dair internetin ülkede kapatılması dolayısıyla net bir bilgi sahibi olmamız zor ancak ABD burada da İsrail ile beraber bir operasyon başlatabilir.
Diğer taraftan sorulması gereken soru , bu kadar potansiyel negatif gelişmenin ortasında sermaye piyasaları neden 2026 yılına çok iyi bir başlangıç yaptı? TL varlıklar adına 2025 iyi geçmese de başta ABD ve Avrupa olmak üzere global piyasalarda yaşanan rallinin ardından ocak ayı da son sürat iyimserlikle başladı.
Öncelikle yazının başında bahsetmeye çalıştığım teknolojik yenilikler ve bunun şirketlerin iş modellerine getireceği verimlilik artışı fiyatlanıyor. Yarı iletkenler, nadir elementler, çip üreticileri, yapay zeka teması ile bir noktada yolu kesişen şirketler ilgi odağı olmaya devam ediyor.
Hindistan ve Çin ile periferi ülkeleri şüphesiz bu noktada başı çekiyor. Faizlerin dünya genelinde Japonya hariç olarak düşmeyi sürdüreceği öngörülüyor. Dünya ekonomisinin kabaca dörtte birini oluşturan ABD ekonomisinde gözle görülür bir resesyon sinyali yok. ABD %2 ve dünya da %3 düzeyine yakın bir büyüme temposu ile yola devam ediyor. Tabii ki gelir yaratmak başka bir şeydir, yaratılan gelir nasıl paylaşılıyor onu da gelecek yazıda ele alalım.
Yazının başlığında büyük şair Özdemir Asaf’ı andık yazıyı da önemli bir düşünürümüz Çetin Altan ile tamamlayalım, enseyi fazla karartmayın.