Yalnızlık ateşi yakıyor!

Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

Yanıyor! Her yerde, her köşede bir şeyler nedenli, nedensiz yanıyor! Türkiye yangın yeri! Kundaklanan ormanlar yanıyor! Evladını yitiren ailelerin yürekleri yanıyor! Çağ yangını göçlerle gelen yanıyor, karşılayan, ağırlayan, dönmek zorunda kalan yanıyor! Üniversiteye giremeyen, giren, mezun olan yanıyor! İşsiz delikanlı, çalışan genç kız yanıyor! Eve ekmek götüremeyen baba, sofraya bir tas çorba koyamayan anne yanıyor! Sevgilisinden, eşinden ayrılan kadın yanıyor! Dokunan-dokunmayan, susan-susmayan, duyan-duymayan, gören-görmeyen, bilen-bilmeyen, okuyan-okumayan, yazan-yazmayan, düşünen- düşünmeyen yanıyor! Yatağı değiştirilen dereler taşıyor, “Su akıyor, Türk yanıyor!”

Alan genişliyor

Yangınlar saydıklarımızla da bitmiyor… Alevler her geçen gün alanını genişleterek ilerliyor… İç ve dış siyasette hava geriliyor, ekonomide sular ısınıyor…

Süreğen hale gelen enflasyon, yakıp yıkmaya devam ediyor. Konuyla ilgili bir türlü politika üretemeyen Türkiye yangına körükle gidiyor. Merkez Bankası bağımsızlığına dolaylı ve dolaysız müdahaleler artarak devam ediyor. Arz tarafında yaşanacak olan sıkıntıların, enflasyonist baskıların önüne geçebilmek için belirli teşvikleri sağlamak amacıyla oluşturulması düşünülen “Fiyat İstikrarı Komitesi” örtülü müdahalenin en tipik örneklerden birini oluşturuyor. Bu ve benzeri gelişmeler önemli bir döviz açığı bulunan Türkiye’den yabancı çıkışını, daha gerçekçi bir ifadeyle kaçışını hızlandırıyor!

Etkisiz önlemler

Elbette ekonomi yönetimi enflasyonla mücadelede boş durmuyor. Doğalgaz ve elektriğe yapılan zammı Haziran sonuna denk getirerek emekli maaşına yapılacak enflasyon oranındaki artışı, yüksek enflasyonun nedeni emekli maaşlarıymış gibi düşük tutmaya çalışıyor. Yönetim bununla da yetinmiyor. Kuyum ürünlerine taksitlendirmeyi altı aydan üç aya düşürüyor. Taşıt kredilerine düzenleme getiriyor. Bankaların zorunlu karşılıklarını arttırıyor. Ve doğal olarak, gerçeklikten bu kadar uzak önlemlerin etkisizliğinden dolayı enflasyonda yükselişin önüne bir türlü geçemiyor…

İnandırıcılıktan uzak revizeler   

29 Temmuz 2021 tarihinde MB yılın üçüncü “Enflasyon Raporu”nu yayınladı. Bu raporla 2021 sonu enflasyon tahmini, yüzde 12,2’den yüzde 14,1’e yükseltilerek revize edildi. MB Başkanı konuyla ilgili gerçekleştirdiği toplantıda, enflasyondaki artışı emtia fiyatlarının, kur ve artan talebin yukarı yönde tetiklediğini söyledi. Şu anda bile yüzde 17’lerde seyreden bir enflasyon oranının, yılın son çeyreğinde artacak tüketici harcamalarına rağmen yüzde 14 seviyelerine çekilmesi hiç gerçekçi görünmüyor.

Küresel salgında varyant gelişmesi ve yeniden kapanma olasılığı düşünüldüğündeyse zaten hiç kimse hedeflerin tutacağına inanmıyor! Gerçekleştirilecek takaslarla, TL lehine gelişmelerin etkisinin de geçici olacağı piyasalar tarafından çok iyi biliniyor…

Yetersiz bulunan destekler

Ekonomi yönetiminin şu ana kadar piyasaları iyileşme yönünde ikna ettiğini ve piyasaların ihtiyaç duyduğu güveni sağladığını söylememiz bir hayli güç. Bunu TCMB Başkanı’nın yaptığı basın toplantısında söylediklerinden rahatlıkla anlayabiliriz.  Enflasyonla mücadelenin sadece para politikalarıyla gerçekleşemeyeceğinden yola çıkan Başkan, odaların, kurumların ve hatta vatandaşın bu politikalara destek vermesi gerektiğini, mücadelede yalnız kaldıklarını söyleyerek bir anlamda görüşümüzü doğrulamış oluyor.

Haksız sitem

Toplantıda teknik ayrıntılar dışındaki “yalnızlık” vurgusu önemliydi. TCMB Başkanı bir anlamda sitemde bulundu. Başkan, bu siteminde kişisel olarak haklı olabilir. Ancak kurumu ve ekonomi yönetimine, enflasyonla mücadelede para politikalarının yeterli olmayacağı yönünde yapılan sayısız uyarılar akla gelince bu pek de yerinde bir çıkış gibi durmuyor… 

Gerek kurumlar, gerek odalar ve gerekse vatandaşlar bu konuda olduğu gibi hemen hemen her konuda iktidara uzun yıllar gereken desteği vermiştir. Şimdi tüm kişi ve kurumlar ölümcül dalgalarda kendi gemisini yüzdürmeye çalışmakta, türlü yangınlar içinde yaşam savaşı vermektedir…

Başta iktidar ve haliyle ekonomi yönetimi sadece bu konuda değil hemen hemen her konuda, hem yurt içinde hem de yurt dışında hızla yalnızlaşmaktadır. Ve artık gelinen noktada ne yazık ki, şairin (Ö.Asaf) dediği gibi “Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz” durumu söz konusudur.  İşte bu yalnızlık içinde yükselen alevler nedeniyle daha birçok yangınla mücadele etmek zorunda kalınacağı, dayanılması zor ama bilinmesi gereken çok acı bir gerçektir!  Bu acıya dayanması, katlanması gerekenlerse kişiler, kurumlar değil başta iktidar ve ekonomi yönetimidir! Sitem ise vatandaşın en tabi ve sonsuz hakkıdır!

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Vatandaşın ekonomisi 25 Eylül 2021