“Yanlış görüş” Danıştay’dan döndü
Yanlış hesap Bağdat’tan döner” der atalarımız. Hayatın içinde bu sözü doğrulayan sayısız örnekle karşılaşırız. Özellikle de kamu idaresinin yorum ve uygulamalarında… Aşağıda değineceğim konu da bu atasözünün vergi hukukundaki güncel bir tezahürü niteliğinde.
Kamu idareleri zaman zaman, herhangi bir yasal değişiklik olmaksızın, yıllardır sürdürdükleri yerleşik görüşlerini değiştirme yoluna gidebilmektedir. Vergi uygulamasında bu durumun sonuçları ise çoğu zaman sadece teknik bir yorum farkı olmaktan çıkmakta, mükellefler açısından ciddi maliyetler doğurmaktadır.
İdarenin yerleşik görüşü neden değişti?
Uzun yıllar boyunca Gelir İdaresi, bir limited şirketin anonim şirkete dönüşmesi ve dönüşüm sonrası hisse senedi bastırılarak ortaklara verilmesi halinde, bu hisselerin satışında Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 81. maddesinde yer alan iki yıllık elde tutma süresinin, limited şirketteki payların ilk iktisap tarihinden itibaren hesaplanması gerektiği yönünde görüş vermekteydi.
Ne var ki, mevzuatta herhangi bir değişiklik olmamasına rağmen, idare yaklaşık 7–8 yıl önce bu görüşünü aniden değiştirdi. Yeni görüşe göre, iki yıllık sürenin başlangıcı olarak nevi değişikliği sonrası hisse senetlerinin bastırıldığı tarih esas alınmalıydı. Vergi tekniği ve hukuki mantık açısından izahı oldukça güç olan bu yaklaşım, uygulamada ciddi tartışmalara yol açtı.
Danıştay “Yanlış hesap” dedi
Konu bir dava vesilesiyle Danıştay Üçüncü Dairesi’nin önüne geldi. Daire, 2024/9 esas, 2024/5025 sayılı kararıyla idarenin sonradan benimsediği bu görüşün tersine hüküm verdi.
Danıştay kararında açıkça; tür değiştirmenin Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 19. maddesi uyarınca bir devir hükmünde olduğu, bu nedenle iktisap tarihinin de devralınan şirketteki iktisap tarihi olarak kabul edilmesinin yasa gereği olduğu vurgulandı. Yani iki yıllık sürenin hesabında esas alınacak tarih, limited şirkette payların ilk iktisap edildiği tarihti.
Bu karar, aslında idarenin yıllarca savunduğu ilk görüşün hukuki temelinin ne kadar sağlam olduğunu da ortaya koymuş oldu.
Küçük bir hatırlatma
Buradan vergi alanında kamu görevi yapanlara küçük ama önemli bir hatırlatma yapmak isterim: Vergi uygulamasında yerleşik bir yorumu “ben geldim, artık böyle” anlayışıyla değiştirmenin maliyeti son derece ağırdır. Çünkü idarenin verdiği her görüş, sadece bir yazıdan ibaret değildir; ekonomik kararları, yatırımları ve mükellef davranışlarını doğrudan etkiler.
Eğer bir görüş değiştirilecekse, bunun ya açık bir mevzuat değişikliğiyle ya da en azından önceki görüşten daha üst bir hukuki düzenlemeyle yapılması gerekir. Ayrıca, önceki uygulamanın gerçekten hatalı olduğundan da emin olunmalıdır.
Vergi Usul Kanunu’nun unutulmaması gereken maddesi
Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesi bu noktada son derece yol göstericidir. Bu maddeye göre vergi kanunları, yalnızca lafzıyla değil, ruhu ve amacıyla birlikte yorumlanır. Yazılı ifade yetersizse, kanunun konuluş amacı esas alınır.
İdarenin yıllarca sürdürdüğü ilk görüşün de bu temel ilke dikkate alınarak oluşturulduğunda hiçbir tereddüt yoktur.
Pay senedi – Hisse senedi tartışması
Öte yandan, Türk Ticaret Kanunu’nda yapılan terminolojik değişiklikler de zaman zaman gereksiz tartışmalara yol açmaktadır. Yeni TTK’da “hisse senedi” yerine “pay senedi” ifadesi kullanılmaktadır. Ancak bu dil değişikliği, vergi uygulamasında kavramın anlamını değiştirmemektedir.
Limited şirketlerde asıl fark, senedin adından ziyade pay devrinin şekline ilişkindir. Limited şirket pay devri; ortaklar kurulu kararı, noter onayı ve iyi niyetli üçüncü kişilerin korunması bakımından tescil-ilan şartına bağlıdır. Anonim şirketlerde ise nama yazılı pay senetleri yönetim kurulu kararı ile pay defterine yazılır ciro ve teslimle el değiştirir. Hamiline yazılı pay senetleri çıkarıldığında Merkezi kayıt kuruluşuna bildirilmesi gerekiyor. Devir ve teslim de MKK bildirimi ile hüküm ifade ediyor.
Son söz
Umarız ki; bu Danıştay kararı, idarenin yerleşik uygulamaları değiştirirken daha temkinli davranmasına vesile olur. Vergi hukukunda istikrar, en az doğru yorum kadar değerlidir.