Yapay zekâ çağında gözetleyeni kim gözetleyecek?
Yapay zekâ çağında ‘gözetleyeni gözetlemek’, tek bir aktöre bırakılamaz. Konuya teknolojik ilerleme, demokrasi ve etik arasında sürekli yeniden kurulması gereken bir denge içinden bakmak gerekiyor.
Toplumu korumak ve düzeni sağlamakla görevli olanların bu görevlerini kötüye kullanmaları durumunda onları kim ve nasıl denetleyecek? Bu kadim sorunun cevabı bugün hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı, bağımsız yargı, düzenleyici ve denetleyici kurumlar, özgür basın, ifade özgürlüğü gibi kavramlarla veriliyor olsa da bu cevap her zaman tatminkar olmuyor. Yapay zekâ (YZ) döneminde bu soruyu yeniden ele almak gerekiyor. Çünkü YZ başka teknolojilere benzemiyor.
Görünür hale gelen riskler
Son aylarda hem YZ modellerinde çok hızlı gelişmeler var hem de bu modellerin ekonomik, toplumsal, siyasi, kültürel, entelektüel ve hatta küresel düzlemde yol açabileceği kırılmalar daha görülür hale geliyor.
Bu açıdan Anthropic'in yeni modeli Mythos çok dikkat çekici. İşletim sistemleri ve tarayıcılardaki açıkları tespit etme kabiliyeti olduğu ileri sürülen bu model genel kullanıma açılmak yerine sadece sınırlı sayıda iş ortağının kullanımına sunuldu.
Şu sorulara cevap vermek gerekiyor:
●Toplumların yaşamında vahim etkiler yaratabilecek teknolojilerin kontrolünü şirketler mi devletler mi yapacak?
● Bu modelleri geliştiren büyük teknoloji şirketlerini kim denetleyecek?
● Bu YZ modellerini kullanan devletleri kim denetleyecek?
Bu sorulara sadece dış denetim diye cevap vermek yeterli değil. İlginç bir cevap büyük teknoloji şirketlerinde çalışan teknisyenlerden geliyor. Bu şirketlerde çalışan araştırmacılar, mühendisler ve güvenlik ekipleri, geliştirdikleri sistemlerin risklerinin en çok farkında olan kişiler. Bu sistemleri inşa edenlerin artık sessiz kalamadıklarını görüyoruz.
Google’ın Pentagon ile YZ anlaşması yapacak olması 560'tan fazla Google çalışanı tarafından protesto edildi. Çalışanlar şirket CEO’suna yazdıkları açık mektupta ABD hükümetinin Google'ın
YZ teknolojisini gizli askeri operasyonlar için kullanmasına izin verilmemesi çağrısı yaptılar. "Yapay zekânın insanlık dışı veya son derece zararlı şekillerde kullanılmasını değil, insanlığa fayda sağlamasını istiyoruz” diyen Google çalışanları “Bu teknolojiye olan yakınlığımızın, onun etik dışı ve tehlikeli kullanımlarını vurgulama ve önleme sorumluluğu doğurduğunu düşünüyoruz” uyarısı yaptılar. Başka şirketlerden de benzeri itirazlar var. Şubat sonunda OpenAI’ın Pentagon ile anlaşma yapması kendi şirket çalışanlarının tepkisiyle karşılaşmıştı.
Anthropic'in CEO'su Amodei de şirketinin YZ modellerinin ölümcül otonom silahlar ve kitle gözetimi için kullanılmasına izin vermeyecekleri çıkışını yapmıştı.
Uluslararası kurumlardan da YZ yeteneklerinin yönetişim hızından daha hızlı geliştiği uyarıları geldi. AB, BM, OECD, Dünya Bankası, WEF gibi kurumlar YZ’nin güvenlik risklerine, eşitsizlikleri derinleştirme ihtimaline ve temel hakları ve demokrasiyi koruyacak yönetişim kuralları geliştirilme gerekliliğine dikkat çeken raporlar yayımladı.
Etik ilkelere bağlı kalma fikri güzel de kapitalist sistem altında bu nasıl mümkün olacak? Kapitalist şirketin kâr güdüsü ile kapitalist devletin dünyaya hakim olma hırsının bir araya geldiğinin görüldüğü Palantir’in manifestosu bu soruyu sorduruyor.
Nihayetinde YZ şirketleri de piyasa ekonomisi kuralına tabi: Yüksek kâr hedeflemek zorundalar. En büyük müşterileri kapitalist devlet ile de uyum içinde çalışmak zorundalar.
Yapay zekâ ve demokrasi açmazı
Anthropic'in CEO'su Amodei bir noktayı daha vurguluyor: YZ otoriter devletlerin elinde korkunç bir araca dönüşebilir. Bu nedenle YZ teknolojilerinde demokratik devletler, otoriter devletlerin mutlaka ilerisinde olmalı. Ancak demokratik ülkelerin otoriterlikle mücadele için geliştirilecek YZ modellerini kullanması bu ülkeleri otoriter gözetim toplumlarına dönüştürme riskini barındırıyor.
Bu da bizi yeniden baştaki soruna getiriyor. Ortada çözümü hiç kolay olmayan bir kolektif eylem problemi var.
Etik ve güvenlik standartlarına uymayan şirketler ve ülkeler, YZ teknolojilerini kullanarak bu standartlara uyanları devre dışı bırakabileceklerse etkili bir gözetimi kim, nasıl sağlamalı?
Cevabı, teknolojik gelişmenin sınırlandırılmasında değil, gelişmenin hangi kurumsal ve jeopolitik çerçeve içinde sağlanacağında aramak gerekiyor. Yapay zekâ çağında ‘gözetleyeni gözetlemek’, tek bir aktöre bırakılamaz. Konuya teknolojik ilerleme, demokrasi ve etik arasında sürekli yeniden kurulması gereken bir denge içinden bakmak gerekiyor.
Bu dengeyi kuracak mekanizmanın parçaları da ortaya çıkmaya başladı. YZ şirketlerindeki araştırmacıların itirazları, AB'nin YZ Yasası gibi düzenleyici girişimler ve Atom Enerjisi Ajansı benzeri uluslararası denetim sistemi önerileri bunların işaretleri. Hiçbiri tek başına yeterli değil ama hepsi birlikte bir yönü gösteriyor: bu gözetim, tek bir aktörden değil, birbirini dengeleyen çok sayıda aktörden — teknisyenler, sivil toplum, demokratik kurumlar ve uluslararası anlaşmalar — oluşan bir ekosistem ile yapılmalı.