Yapay zekâ çağında insan merkezde

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Yapay zekâ son iki yıldır iş dünyasının en gözde konu­su. Şirketler milyarlarca dolarlık yatırım açıklıyor, çalışanlar yeni araçları öğrenmeye çalışıyor, yö­neticiler ise bu dönüşümün ge­risinde kalmamak için yarışıyor. Ancak teknolojinin yarattığı bu büyük heyecanın içinde gözden kaçan ilginç bir gerçek var: Şir­ketler daha fazla teknolojiye ya­tırım yaparken, çalışanlar daha insani beklentilere yöneliyor. Bir başka ifadeyle iş dünyası iki farklı eksende ilerliyor.

Bir tarafta hız, otomasyon ve verimlilik arayışı var. Diğer tarafta ise güven, den­ge ve anlam arayışı. Bu nedenle artık şirketler için asıl soru, ya­pay zekânın ne kadar gelişeceği değil bu teknolojiyi kullanırken insanı nasıl merkeze koyacakla­rı. Geçtiğimiz günlerde açıklanan PageGroup’un “Global Talent Trends 2026” araştırması tam da bu dönüşümü ortaya koyuyor. 36 sektörden 60 binden fazla ki­şinin katıldığı araştırma, işe alım süreçlerinin hızla değiştiğini an­cak kararların merkezinde hala insanların yer aldığını gösteriyor.

Araştırmaya göre adayların yüz­de 71’i iş başvurularında yapay zekâ kullanırken, işe alım yöne­ticilerinin yüzde 62’si de aday de­ğerlendirme süreçlerinde yapay zekâdan yararlanıyor. Yani ar­tık hem adaylar hem de işveren­ler aynı teknolojiyi kullanıyor. Ancak ilginç olan şu ki, teknolo­ji yaygınlaştıkça güven, muhake­me ve insan ilişkileri daha fazla önem kazanıyor.

Diploma mı yetkinlik mi?

Araştırmanın dikkat çekici so­nuçlarından biri de işe alım an­layışındaki değişim. Uzun yıllar boyunca iyi üniversitelerden me­zun olmak ve güçlü bir özgeçmişe sahip olmak kariyerin en önemli avantajlarından biri olarak görül­dü. Bugün ise şirketler farklı bir noktaya bakıyor: Yetkinlik. Araş­tırmaya göre işverenlerin yüzde 27’si artık eğitim geçmişi veya iş deneyiminden önce becerilere öncelik veriyor. İşe alım yöneti­cilerinin önemli bir bölümü ise karşılaştıkları en büyük sorunun doğru yetkinliklere sahip adayla­rı bulmak olduğunu söylüyor.

Aslında bu durum şaşırtıcı de­ğil. Çünkü teknoloji o kadar hızlı değişiyor ki, birkaç yıl önce edi­nilen bilgiler hızla eskiyebiliyor. Yapay zekâ, veri analitiği ve diji­tal dönüşüm gibi alanlarda öğren­me süreci artık mezuniyetle so­na ermiyor. Tam tersine, kariyer boyunca devam eden bir yolculu­ğa dönüşüyor. Şirketler açısından da asıl rekabet, teknoloji satın al­makta değil, doğru yeteneği keşfe­dip geliştirmekte yaşanacak.

Maaştan önce hayat

Araştırmanın belki de en çar­pıcı sonucu çalışanların önce­liklerindeki değişim. Uzun yıl­lar boyunca maaş, kariyer fırsat­ları ve iş güvencesi iş seçiminde belirleyici kriterler olarak gö­rüldü. Bugün ise iş-yaşam den­gesi birçok ülkede tüm bu baş­lıkların önüne geçiyor.

Araştırmaya göre profesyo­nellerin yüzde 29’u iş seçerken en önemli kriter olarak iş-ya­şam dengesini görüyor. Daha da dikkat çekici olanı, çalışanların yüzde 90’ı bunu ilk beş önceli­ği arasında sayıyor. İş değiştir­meyi düşünenlerin yüzde 42’si ise yeni işin iş-yaşam dengesi­ni bozmasından endişe ediyor.

Bu oran, maaş veya kariyer ge­lişimine ilişkin kaygıların bile önüne geçmiş durumda. Aslın­da burada yalnızca çalışma sa­atlerinden söz etmiyoruz. İn­sanlar artık hayatlarını yalnızca iş üzerinden tanımlamak iste­miyor. Araştırmanın belki de en önemli mesajı burada yatıyor. İş dünyası yapay zekâyı, otomas­yonu ve yeni teknolojileri ko­nuşmaya devam edecek. Ancak şirketleri birbirinden ayıran un­sur, teknolojinin kendisi kadar onu nasıl kullandıkları olacak.

PageGroup Türkiye Genel Mü­dürü Fatih Cömert de liderlerin bugün karşı karşıya olduğu en büyük zorluğun teknolojiye ye­tişmekten çok gerçekten önem­li olana odaklanmak olduğunu söylüyor. Cömert, “2026 yılında iş dünyası hızla değişmeye de­vam ediyor. Dikkat çekmek için birbiriyle yarışan yeni teknoloji­ler, fikirler ve baskılar karşısın­da liderler için asıl zorluk, neyin gerçekten önemli neyin önem­siz olduğunu ayırt edebilmek” diyor. Teknolojinin ilerlemeye devam edeceğini ancak asıl farkı güven, netlik ve muhakemenin yaratacağını vurguluyor.

Ne yapmalı?

●Yapay zekâyı insanın yerine koymak yerine insanın karar alma gücünü artıran bir araç olarak kullanmak.

●Diploma ve geçmiş deneyim kadar öğrenme kapasitesi ile becerilere de odaklanmak.

●İş-yaşam dengesini bir yan hak olarak değil, şirket kültürünün temel unsurlarından biri olarak görmek.

●İşe alım süreçlerinde ücret, esneklik ve beklentiler konusunda daha şeffaf davranmak.

●Çalışanların yeni beceriler kazanabileceği öğrenme ve gelişim ortamları oluşturmak.

Belki de iş dünyasının önündeki asıl soru bu teknolojik dönüşümün içinde insanın yerini nasıl koruyacağımız. Çünkü teknoloji hızla ilerlerken çalışanların beklentileri daha insani bir noktaya evriliyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.132,06 -0,28 %
Dolar 47,8991 0,04 %
Euro 55,4979 0,18 %
Euro/Dolar 1,1578 0,06 %
Altın (GR) 6.722,34 0,71 %
Altın (ONS) 4.417,87 0,95 %
Brent 89,4070 2,51 %