Yapay zekâ çağında ücretli yıllık izin

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Yapay zekâ birçok alanda işlerimizi elimizden alacaksa geçen yüz yılda emek hareketinin müthiş bir kazanımı olan ücretli yıllık izinlerin başına ne gelecek? Acaba işimizi kaybetme korkusu tatilde bile bizi postalarımızı ve mesajlarımızı kontrol etmek ve çalışmak zorunda mı bırakacak? Dolu dolu bir tatil bile yapamayacak mıyız?

Ağustos tatil ayı. Habire kar­şımıza tatil ile ilgili içerik­ler çıkıyor. Aralarında tatilden en fazla fayda nasıl elde edilir konu­lu olanlar da var.

Bir yandan da yapay zekâ (YZ) haberleri hız kesmiyor. YZ mo­dellerinin yeteneklerinin ve bu­nunla birlikte siber yetenekleri­nin de hızla artması dikkat çeki­yor. Son olarak test etme amaçlı yönetimin YZ’ye verildiği bir iş­yerinde YZ’nin bir çalışanı işten çıkardığı haberini gördük.

Peki YZ çağında yıllık ücretli izin acaba nasıl olur?

Özellikle yaz aylarında gönder­diğimiz e-postalara “yıllık izni­min bir bölümünü kullanmakta olduğumdan…” diye başlayan ya­nıtlar görmeye alışkınız. YZ ça­ğında YZ tarafından otomatik ya­nıtlanan postalara da alışacağız belli ki. Eğer YZ birçok alanda iş­lerimizi elimizden alacaksa ge­çen yüz yılda emek hareketinin müthiş bir kazanımı olan ücretli yıllık izinlerin başına ne gelecek? Acaba işimizi kaybetme korkusu tatilde bile bizi postalarımızı ve mesajlarımızı kontrol etmek ve çalışmak zorunda mı bırakacak? Dolu dolu bir tatil bile yapamaya­cak mıyız?

Çalışan haklarının gelişimi

Çalışan haklarının genişlemesi emek hareketinin mücadelesinin bir sonucu. Ama bunda üretim modeli ve teknolojisi de etkili.

Modern çalışma hayatının te­melleri 20’inci yüzyılın başın­da atılır. Bu tarihleri bir yanıyla yükselen işçi hareketi bir yanıy­la da üretimde mekanizasyon, elektrik ve otomobille birlikte yeni bir teknoloji dalgası tanım­lar. Sanayi üretimi, üretim süreç­lerinde elektrik enerjisi ve elekt­rikli makinelerin kullanımıyla muazzam bir hızla artar. İşçi sa­yısının ve nüfus içindeki payının artması, büyük ölçekli fabrika­larda yoğunlaşması hem işçi sı­nıfının toplumsal ağırlığını ar­tırır hem de işyerlerinde örgüt­lenmesini kolaylaştırır. İşçilerin hak talebi mücadelesi, 1917 Bol­şevik devriminin sermaye sını­fı ve devletler üzerinde yarattığı korku ile birleşir. İşçilerin hak ve ücret talepleri, elektrikli ev aletleri ve otomobil gibi kitlesel tüketim ürünlerini satmak için iç talebin genişlemesine ihtiyaç duyan sermaye sınıfının da işi­ne gelir. Böylece 8 saatlik çalışma günü, 40 saatlik çalışma haftası, sendikal örgütlenme, toplu söz­leşme ve ardından ücretli yıllık izin gibi günümüzün çalışma ha­yatının temel parametreleri or­taya çıkar.

Bugün çalışma hayatı hala bu temel çerçevenin içinde hare­ket ediyor. O tarihten bu yana ar­tan mekanizasyon ve son olarak yapay zekâ kullanımına rağmen dünyada hala 8 saatlik iş günü, 40 saatlik çalışma haftası ve en az iki haftalık yıllık izin egemenliğini koruyor. Bu süreleri belirleyen biyolojik gereklilikler değil, top­lumsal kabuller.

Sorumluluk insanda

YZ’nin bırakın otomasyona uy­gun olanları, yaratıcılık ve hüner gerektiren yazarlık, müzisyen­lik, tasarımcılık gibi insana has faaliyetleri bile çok iyi yapabile­ceğinden ve bizleri işsiz bıraka­cağından korkuyoruz. Bu korku YZ’nin kullanımının sınırlandı­rılması taleplerine kadar uzanı­yor. Fakat nedense YZ çağında geçen yüz yıldan kalma çalışma hayatı düzenlemelerini değiştir­mek, yaygın olarak tartışılmıyor. Çalışma gününü ve çalışma haf­tasını kısaltmak pilot proje dü­zeyinde kalıyor; yaygınlaşmıyor.

YZ bir özne niteliğine sahip değil, görünür gelecekte de böy­le bir niteliği kazanacağa benze­miyor. Ne bizlerin yerine tüm iş­leri yapabilir ne de kritik konu­larda bizlerden bağımsız hareket edebilir. Nitekim yazının başın­da bahsettiğim mağaza yöneti­minin YZ’ye devredildiği ve bir YZ’nin bir çalışanı işten çıkardığı örnekte de YZ deneyi tasarlayan şirketteki gerçek kişilerin müda­halesi ve yönlendirmeleri altın­da hareket etti. YZ’nin karar alma parametrelerini belirleyenler insanlar olduğu sürece iyi kul­lanımda da kötü kullanımda da esas sorumluluk teknolojide de­ğil, insanda olacak. Son dönem­de ortaya çıkan acayip güvenlik açıkları, YZ modellerinin değer­lendirilmesi, izlenmesi ve denet­lenmesi konusunun kapsamlı bir şekilde ele alınması gerektiğini gösterdi.

YZ’nin ve otomasyonu hızlan­dıran teknolojilerin yoğun kulla­nılmasının, teknolojinin insanın yerini almasıyla mı, yoksa tek­nolojinin insanın verimliliğini ve boş zamanını artırmasıyla mı sonuçlanacağını toplumsal dina­mikler belirleyecek. İlk durum­da kitlesel işsizlik ve toplumsal patlamalara ve distopik bir gele­ceğe hazır olmak gerekiyor. İkin­ci durumda ise daha az çalışıp, daha fazla yıllık izin yapacağımız bir bolluk toplumu var.

Not: Bu yazı tatilde iken yazı yazma sorumluluğu altında ya­zıldı. Web sitelerinde yayınlanan içeriklerin üçte birinden fazlası­nın YZ katkısı ile yazıldığı iddia­ları varken biyolojik zekâ ürünle­rinin yeri ne de olsa ayrı!

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 13.371,78 -3,75 %
Dolar 48,6579 0,06 %
Euro 56,2026 0,11 %
Euro/Dolar 1,1542 0,00 %
Altın (GR) 6.759,30 0,80 %
Altın (ONS) 4.335,49 0,96 %
Brent 104,41 -0,49 %