Yapay zekâ kullanımında küresel eğilimler ve Türkiye
BARIŞ SAZAK
Yönetim Danışmanı
Yapay zekâ kullanımındaki küresel uçurum derinleşirken, Türkiye 116 ülke arasında orta-alt bantta yer alıyor. Anthropic'in gerçek kullanıcı verilerine dayanan endeksi, rekabet gücünü belirleyecek asıl unsurun artık teknolojiye erişimden çok onu üretken biçimde kullanabilmek olduğunu gösteriyor.
Anthropic, geçtiğimiz yıldan bu yana LLM (Large Language Model) platformu Claude'un dünya genelinde nasıl kullanıldığını ölçen Ekonomik Endeksi (Anthropic Economic Index) düzenli aralıklarla güncelliyor. Bu tip raporları, küresel danışmanlık şirketlerinin müşterilerinin üst yönetimleriyle yaptığı anket çalışmalarından derlediği, farazi bulgulara göre çok daha fazla önemsiyorum. Şirket, milyonlarca gerçek iletiyi işleyerek, her ülkenin küresel Claude kullanımından aldığı payı, o ülkenin çalışma çağı nüfusunun (15-64 yaş) payına bölerek bir sıralama yapmakta. Puanı 1'in üzerinde olan bir ülke, nüfusuna oranla beklenenden daha fazla Claude kullanırken, birin altındaki ülkelerse beklentinin altında kalmakta.
En güncel veri seti geçtiğimiz Kasım ayındaki örnekleri içermekte. Tabloya göre İsrail 4,90 puanla açık ara önde. Onu Singapur (4,19) ve yüksek oranda kullanan ülkeler kategorisinde lider konumdaki ABD (3,69) izliyor. Avustralya (3,27), İsviçre (3,21), Kanada (3,15), Güney Kore (3,12) ve Yeni Zelanda (3,11) listenin tepesinde yer alan diğer ülkeler. Anthropic'in kendi raporunda da vurgulandığı üzere, kişi başı gelirdeki yüzde 1'lik artış, ülke düzeyinde Kullanım Endeksi'nde yaklaşık yüzde 0,7'lik bir yükselişle ilişkilendiriliyor. Yani İsrail ve Singapur gibi küçük, yüksek gelirli ve dijital altyapısı güçlü ekonomilerin zirvede olması tesadüf değil. Eğitimli işgücü, yaygın internet erişimi ve bilgi işçiliği ağırlıklı ekonomik yapı, erken ve yoğun yapay zekâ (YZ) kullanımının zeminini oluşturmakta.
Bölgesel eğilimler
Küresel tablo incelendiğinde Kuzey Amerika, Avrupa, Okyanusya ve Doğu Asya'nın bir kısmı net biçimde önde. Lüksemburg (3,07), Estonya (3,05), Malta (2,63) ve Hollanda (2,61) gibi küçük ama dijitalleşmede öne çıkan Avrupa ekonomileri, majör AB ülkelerinin önünde yer almakta. Buna karşılık Sahra Altı Afrika, Güney Asya'nın büyük bölümü ve Latin Amerika'nın önemli bir kısmı endeksin en altında kümelenmiş. Tanzanya (0,03), Angola (0,05), Bangladeş (0,09) ve Uganda (0,09) gibi ülkelerde kullanım neredeyse ölçülemeyecek kadar düşük. Nijerya ve Hindistan gibi büyük nüfuslu ekonomiler ise ham kullanım verilerinde üst sıralarda görünseler de nüfusa oranlandığında 0,22 gibi düşük puanlarla karşımıza çıkmakta. Bu da Anthropic'in raporlarında defalarca vurgulanan bir gerçeği doğrular nitelikte. YZ kullanımı ve içselleştirilmesi, önceki genel amaçlı teknolojiler gibi gelir düzeyiyle yakından ilişkili ve küresel ölçekte hâlâ son derece dengesiz.
Bölgemiz özelinde tablo daha da didaktik. Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da İsrail zaten küresel bir istisna olarak zirvede yer alırken, Körfez ekonomileri bölgenin geri kalanına kıyasla belirgin bir avantaj yakalamış durumda. Birleşik Arap Emirlikleri 1,61, Katar 1,39 ve Bahreyn 0,85 puanla eşiğin üzerinde veya civarında konumlanmış. Bu, son yıllarda Körfez'de gördüğümüz yapay zekâ altyapısı ve varlık fonlarının yatırımlarının bir yansıması olarak okunabilir. Buna karşılık Suudi Arabistan (0,45), Ürdün (0,37), Lübnan (0,78), Irak (0,43), Mısır (0,28) ve Cezayir (0,34) gibi bölge ekonomileri eşiğin oldukça altında kalıyor.

Türkiye'nin yeri
Türkiye bu tabloda 0,56 puanla 116 ülke arasında 72. sırada yer almakta. Jamaika, Vietnam ve Kazakistan ile aynı grupta. Bu puan, üç ayrı grupla karşılaştırılabilir. İlk olarak Avrupa Birliği'yle kıyaslandığında Türkiye, Gümrük Birliği ortağı olduğu grubun gerisinde kalmış. Yunanistan (1,21), Bulgaristan (1,33), Romanya (0,98) ve Polonya (1,41) gibi komşu veya denk AB ülkelerinin tamamı Türkiye'nin üzerinde. İkinci olarak Körfez'le kıyaslandığında fark daha da açılmakta. BAE ve Katar, Türkiye'nin neredeyse üç katı bir yoğunlukla Claude kullanıyor. Üçüncü eksende ise tablo Türkiye lehine. Suudi Arabistan, Mısır, Irak, Cezayir, Azerbaycan gibi MENA bölgesinin majör ekonomilerinin önünde yer alıyoruz.
Bu konumlanmayı sadece bir "geride kalma" hikâyesi olarak okumamak gerekiyor. Ülkelerin kullanım yoğunluğu büyük ölçüde kişi başı gelirle açıklanıyor ve Türkiye'nin puanı, gelir düzeyiyle büyük ölçüde tutarlı. Asıl dikkat çekici olan, benzer gelir grubundaki bazı ekonomilerin (örneğin Gürcistan 2,17 puanla listenin çok üzerinde) devlet destekli dijitalleşme politikaları ve dar ama odaklı teknoloji ekosistemleriyle bu gelir-kullanım ilişkisini kırabilmiş olması. Bu noktada geçtiğimiz aylarda bu köşede ele aldığımız MENA girişim sermayesi verilerine de değinmek lazım. Türkiye'nin oyun ve fintek sektörlerindeki kurumsal kapasitesi bölge ortalamasının epey üzerinde. Ancak bu güçlü sektörel yoğunlaşma henüz genel tüketici ve kurumsal YZ kullanımına aynı oranda yansımış değil.
Endekste öne çıkan bir başka bulgu da kullanım yoğunluğu düşük ülkelerin Claude'u daha çok "otomasyon" (görevi doğrudan yapay zekâya devretme) amacıyla kullanırken, yüksek yoğunluklu ülkelerde "artırım" (kullanıcı ile yapay zekânın birlikte çalıştığı, geri bildirim ve iterasyona dayalı) modelinin öne çıkması. Kişi başı kullanımdaki yüzde 1'lik artış, otomasyon payında yaklaşık yüzde 3'lük bir düşüşle ilişkilendiriliyor. Bu örüntü Türkiye için de geçerli. Düşük-orta yoğunluklu kullanıcı tabanımızın Claude'u büyük ölçüde tek seferlik, doğrudan görev tamamlama amacıyla kullandığı, deneyimli kullanıcıların yoğunlaştığı ülkelerde ise modelin bir iş ortağı gibi kullanıldığı sonucuna varılabilir. Aynı çalışma, düşük gelirli ülkelerde ders çalışma (coursework) amaçlı kullanımın daha yaygın, yüksek gelirli ülkelerde ise kişisel amaçlı kullanımın daha baskın olduğunu da göstermekte. Bu da olgun pazarlarda kullanımın işten kişisel hayata doğru çeşitlendiğine işaret ediyor.
Meslekler ve bireysel kullanım
Rapor kurumsal ve ülke bazlı tablonun ötesinde, bireysel kullanıcı davranışına dair de önemli ipuçları vermekte. Dünya genelinde her ülkede en yaygın kullanım alanı hâlâ yazılım geliştirme. Bilgisayar ve matematik kategorisindeki görevler konuşmaların yaklaşık üçte birini oluşturuyor. Ancak Aralık 2024'ten bu yana eğitim, bilim ve sosyal bilimlerle ilişkili görevlerin payı belirgin biçimde artmış. Yönetim ve iş-finans odaklı kullanım ise gerilemekte. Bu eğilim, bireysel kullanıcı açısından YZ’nin artık yalnızca yazılımcıların değil, öğretmenden araştırmacıya, pazarlamacıdan finans profesyoneline uzanan çok daha geniş bir meslek yelpazesinin gündelik iş akışına girdiğine işaret etmekte. Türkiye'deki bireysel kullanıcılar için endeksin görece düşük olması, ülke genelinde toplam kullanımın az olduğu anlamına gelmekte. Ancak bireysel düzeyde erken ve yoğun kullanıcı olmak, puanı düşük bir ülkede bile göreli bir rekabet avantajı yaratabilir. Nitekim rapor, doğrudan otomasyona yönelen kullanıcıların Claude'a giderek daha fazla özerklik tanıdığını, yönlendirici (directive) tarzda konuşmaların payının yüzde 27'den yüzde 39'a çıktığını da göstermekte. Bu, modele duyulan güvenin hızla arttığının bir işareti.
Anthropic, ABD içindeki eyaletler arasında düşük kullanımlı bölgelerin son çeyreklerde daha hızlı bir yakınsama gösterdiğini, bu hızın sürmesi hâlinde eyaletler arası farkın iki ila beş yıl içinde büyük ölçüde kapanabileceğini tahmin ediyor. Ne var ki aynı yakınsama sinyali küresel düzeyde henüz görülmüyor. Rapor, Ağustos-Kasım 2025 arasında ülkeler arası yoğunlaşmanın büyük ölçüde değişmediğini belirtiyor. Bu da Türkiye gibi orta sıradaki ekonomiler için hem bir uyarı hem bir fırsat penceresi anlamına gelmekte. Dijital altyapı yatırımları, bilgi işçiliği ağırlıklı sektörlerin büyümesi ve kurumsal yapay zekâ okuryazarlığına yönelik adımlar atılmadığı sürece, mevcut gelir-kullanım ilişkisinin kendiliğinden değişmesini beklemek gerçekçi değil. Öte yandan Gürcistan örneğinin gösterdiği gibi hedefli politika müdahaleleri bu tabloyu nispeten kısa vadede değiştirebiliyor.
Sonuç olarak Türkiye, YZ kullanımında ne en geride ne de öne çıkan bir konumda. Gelir düzeyiyle nispeten tutarlı, "orta-alt" bir bantta yer alıyor. Anthropic'in verisi tek başına bir politika reçetesi sunmasa da Türkiye'nin önümüzdeki dönemde bu tabloda yukarı yönlü hareket edip edemeyeceği, büyük ölçüde kamu kurumlarının ve özel sektörün yapay zekâ okuryazarlığına, dijital altyapıya ve bilgi işçiliği ağırlıklı sektörlerin büyümesine ne kadar kaynak ayıracağına bağlı olacak. Bu tablonun önümüzdeki raporlarda nasıl değişeceğini yakından takip etmekte fayda var.