Yapay Zekâ yatırımları cari açığı büyütecek
Küresel ekonominin yeni motoru Yapay Zekâ (YZ) teknoloji yatırımları doğru yönetilmezse cari açığı büyütebilecek yeni bir ithalat kanalı.
Bir yanda cari açık kontrollü bir patikada. 2025 Ekim itibarıyla yıllıklandırılmış cari işlemler açığı 22,0 milyar dolar seviyesinde. Diğer yanda ise “dijital ekonomi” alanında dikkat çekici bir kırılma var: Telekomünikasyon, bilgisayar ve bilgi hizmetleri kalemi yıllıklandırılmış olarak net -574 milyon dolara dönmüş durumda. Üstelik fikri mülkiyet hakları kullanım ücretleri (lisans/royalty) 2025 Ekim itibariyle net -3,439 milyar dolar gider yazıyor.
Yani Yapay zekâ teknolojileri ve altyapılara “yatırım” yaparken, yanlış mimariyle gidildiğinde ithalatımız (hem mal hem hizmet) daha da artacak, cari açık da büyüyecek.
Dalga büyük: Türkiye’de YZ ekosistemi büyüyor
2025’te yayımlanan geniş kapsamlı ekosistem raporları “Türk yapay zekâ ekosistemi” için 1.188 aktif girişim ve yurt dışında 274 diaspora girişimi gibi büyük bir çerçeve veriyor. TRAI’nin Türkiye içinde haritaladığı, “YZ girişimleri haritası”nda sayı 2025 Eylül itibarıyla 419 olarak görünüyor. Mesaj aynı, dalga büyük ve altyapı ihtiyacı artacak.
YZ yatırımlarını yalnızca bir teknoloji gündemi değil; cari denge ve dijital egemenlik gündemi olarak okumak zorundayız.
Yapay zekâ yatırımları neden ithalatı artıracak?
Yapay zekâ, sadece bir “yazılım projesi” değildir; hesaplama, veri, lisans ve güvenlik bileşenleriyle tam bir altyapı ekonomisidir. İthalat baskısı tipik olarak dört kanaldan geliyor:
1 Donanım ithalatı (CAPEX): GPU/AI sunucuları, hızlandırıcılar, yüksek hızlı ağ, depolama, güç/soğutma ekipmanı.
2 Bulut ve abonelik giderleri (OPEX): Model eğitimi ve servisleme yabancı bulutta
3 Lisans/abonelik/royalty (görünmez ithalat): IP/lisans kalemleri
4 Dış danışmanlık ve entegre çözümler: “Anahtar teslim dönüşüm” paketleri
Cari açığın en sinsi biçimi, konteynerle değil abonelikle gelir. Bu yüzden yapay zekâda yalnızca “model yapmak” değil, tedarikçiye kilitlenme riskini yönetip döviz dengesini de kontrol etmeliyiz.
Çözümün omurgası: Ortak kullanımlı laboratuvarlar ve yerli veri merkezleri
Yerli veri merkezleri = yerli bulut kapasitesi + ulusal hesaplama gücü + siber dayanıklılık + yerli yazılım ekosistemi.
Bu yaklaşım artık koyulan hedeflerle resmi söylemlerde yerini almış durumda:
* 2030’a kadar 10 milyar dolarlık veri merkezi ve yapay zekâ yatırımını harekete geçirme hedefi.
* Veri merkezi kapasitesinin 250 MW seviyesinden 2030’da 1 GW düzeyine çıkarılması.
* Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı “Milli Teknoloji ve Yapay Zekâ Genel Müdürlüğü” yapılanması.
* Siber Güvenlik Başkanlığı bünyesinde Kamu Yapay Zekâ Genel Müdürlüğü kurulmuş olması.
* Türksat’ın Gölbaşı Veri Merkezi planı: YZ, derin öğrenme ve yüksek performanslı hesaplamalara dönük altyapı sunacağı.
Konunun devlet politikası seviyesine taşınması umut verici gelişmeler.
Yerli ekosistemi geliştirmek ve verimlilik adına uygulanabilir önemli adımlar
1- Ulusal hesaplama kapasitesi: Dağınık GPU adaları yerine ortak omurga oluşturma. Her kurumun tek başına GPU adaları kurması pahalı, verimsiz ve yönetilmesi zor. Paylaşımlı ulusal kapasite (kümelenmiş HPC/AI havuzu) şart.
2- Yerli katkı oranı: Çipten başlamadan da yerlileştirme mümkün. Çip üretimi uzun oyun. Ama kısa ve orta vadede yerli katkıyı artırabileceğimiz alanlar (raf/sunucu montajı ve konfigürasyon, güç dağıtımı, kablolama, soğutma, otomasyon, veri merkezi yazılımları (DCIM), izleme, log yönetimi)
3- Yazılım yığını: Açık standart + taşınabilir mimari + sözleşmelerde veri taşınabilirliği ve çıkış maliyeti disiplini
4- Yerli siber güvenlik ve güvenli bulut : Yerli siber güvenlik ürün ve hizmetlerinin veri merkezleriyle entegre büyümesi.
Son söz: Stratejik hamle : YZ + siber güvenlik odaklı yerli veri merkezleri ve birlikte örgütlenen yerli donanım-yazılım ekosistemi.