Yapay zekâ zengin ülkelerin borç sorununu çözer mi?

Uluslararası Para Fonu (IMF) Eski Baş Ekonomisti KENNETH ROGOFF

Birçok kişi, yapay zekâdan elde edilen verimlilik artışlarının, gelişmiş ekonomilerde sürdürüle­mez bütçe açıkları sorununu çöze­ceğine inanıyor. Hükümetlere daha yüksek vergi gelirleri yağdırarak, yapay zekânın en israfçı ülkeleri bi­le azalan açıklarla bırakacağı düşü­nülüyor. Bu tür beklentilerin tehli­keli derecede iyimser olduğuna da­ir daha birçok sebep var.

Öncelikle, yapay zekânın üretimdeki sermaye payını artıracak ve işçi payını azal­tacak gibi görünüyor; bu da vergi alımını azaltma eğilimi anlamına geliyor. Sermaye geliri üzerindeki vergileri artırma konusunda karar­lı bir çaba gösterilmezse vergi gelir­lerinin üretim kadar hızlı büyüme­si pek olası değildir. Buna karşılık öngörülebilir gelecekte yapay zekâ bazı görevleri düşük maliyetle ya­pabilse bile, insanlar yapay zekâ ve robotların yapamadığı işleri nite­likli bir şekilde karşılayabilecek ye­gane varlık olmayı sürdürecek. Yi­ne de değişim daha önce karşılaştı­ğımız her şeyden daha hızlı olabilir.

Uygun düzenleme olmadan derin sorunlar yaşanabilir

Belki de en ciddi ve acil sorun, yapay zekânın hayatı iyileştirme konusundaki büyük potansiyeli­ne rağmen, uygun düzenleme ol­madan derin sorunlara da yol aça­bileceğiyle ilgili. Finans sektörü, yeni yapay zekâ kodlama araçları­nın, kötü niyetli aktörlere güvenli olduğu düşünülen sistemlere gir­mesine yardımcı olabileceği riski­ni yeni fark ediyor. Benzer şekilde, “derin sahteciler” çevrimiçi ola­rak her yerde yaygınlaşıyor; bu du­rum, gördüklerine kimsenin gü­venmesini imkansız hale getire­rek siyasi istikrarı tehdit edebilir.

İşin karanlık tarafına baktığı­mızda yapay zekânın askeri kulla­nımları da ayrıca incelenmesi ge­reken bir sorunsal aslında. Şöyle ki insan rehberliği olmadan düş­manı bağımsız olarak öldürecek şekilde programlanmış dron ve robotların riskleri hakkında çok şey yazıldı. Şimdiden, bir dünya şampiyonunun bile satrançta, bir bilgisayara karşı şansı yok.

Beyaz yakalı Hintler, yapay zekâ karşısında ne yapabilir?

Eğer yapay zekâ gelişmiş ekono­miler için kesin bir fayda değilse, bu hesaplar gelişmekte olan ülke­ler için daha da zorlu bir anlam ta­şıyor. Hâlâ fakir olan Hindistan, son yıllarda dünyanın en hızlı bü­yüyen büyük ekonomilerinden bi­ri oldu ve Çin'in büyüme oranını çok geride bıraktı. Ancak hizmet ihracatı (dış kaynak kullanımı), belki de Hindistan ekonomisinin tacı olarak, artık yapay zekâ re­kabetine karşı son derece savun­masız. Beyaz yakalı Hintliler, ar­ka ofis görevlerini uzaktan yerine getirseler bile, zengin ülkelerdeki beyaz yakalı çalışanların seviye­sinden çok daha düşük ücret alsa bile, yapay zekâ daha da düşük ma­liyetli olabilir.

Peki ya ABD? Çin ile birlik­te yapay zekâ gelişimini yönlen­diren ülke olarak, kesin kazanan olacağı varsayılabilir ve kesin­likle ABD borsalarının düşündü­ğü de bu. Ama durum buysa, ABD muhtemelen yapay zekânın ne­den olduğu iş kayıpları ve sos­yal değişimlerin önünde olacak. Amerika'nın derin siyasi bölün­meleri göz önüne alındığında, ge­çişin iyi yönetileceğine inanmak için hiçbir sebep yok.

Son olarak İran’ın insansız hava aracı kullanımının da gösterdiği gibi yapay zekâ destekli bir dün­yada savaşın evrimi Amerika’nın askeri avantajını zayıflatabilir ve savunma harcamalarında keskin bir artışa yol açabilir. Yapay zekâ, ABD ve başka yerlerdeki sürdü­rülemez bütçe açıkları sorununu çözmeye yardımcı olabilir ancak durumun iyileşmeden önce daha kötü hale gelme ihtimali daha yük­sek. Toplum çapında yaşanan bo­zulmalarla karşı karşıya kalan po­litika yapıcılar, mali ihtiyatlılığın akıllarında son en önemli şey ol­duğunu görebilir.

Yazara Ait Diğer Yazılar