“Yarı legal” ve “yarı formel” yapı KOBİ’leri çıkmaza sürüklüyor

Rüştü BOZKURT
Rüştü BOZKURT BUZDAĞININ DİBİ rustu.bozkurt@dunya.com

OECD Türkiye Masası Şefi Rauf Gönenç, konumu nedeniyle, uzun yıllardır, ülkemiz ekonomisinin ayrıntılarını bilen, izleyen biridir. Kendisi siyasetçiler, teknisyenler ve akademisyenlerle birlikte çalışmalar yapar. Türkiye ekonomisinin yapısı, işleyişi, sorunları ve çözüm yolları konusunda engin birikime sahip değerli entelektüelimizdir.

Rauf Gönenç’i OECD’de göreve başladığı ilk günlerden beri tanırım; çalışmalarını izlerim, analizlerinden yararlanırım. Seyrek de olsa düşündüklerimi test etmek için paylaşır, değerlendirmelerini dikkate alırım.

İlgi alanımız olan KOBİ’lere ilişkin saptamalarını daha önce de yazılarımda okuyucuya paylaştım. DÜNYA gazetesinde 23 Mart 2021 günü Elif Karaca ile söyleşisindeki saptama hepimizi düşündürmeli:

“Temel mikro ekonomik tespitimiz ise şu: Kanun ve kurallara tam uyulduğu takdirde çok frenleyici hale gelen bir ürün, işgücü ve vergi mevzuatı var. Bu mevzuat altında reel sektör şirketleri bilhassa düşük verimli KOBİ’ler, esnekliklerini kısmen kanun ve kurallar dışında kalarak sağlayabiliyorlar. Vergi yükümlülüklerinde, finans şeffaflıklarında, sermaye piyasalarına açılma olanaklarında, aile dışından profesyonel yönetici istihdam etmede, çalışanlarını işgücü mevzuatına uygun ve düzgün bir şekilde istihdam etmede hayli zorlanıyorlar. Gözlemleyebildiğimiz kadarıyla bu şirketlerin önemli bir kısmı ‘yarı legal’, ‘yarı formel’ diyebileceğimiz bir şekilde çalışamaya devam ediyor. Bu kısıt aşılabildiği takdirde KOBİ’leri sermayelerinin güçlenmesi, profesyonelleşmeleri ve uluslararası partnerlerle çalışmaları daha hızlanabilir, verimlilikleri ve ihracat kapasiteleri ciddi olarak artabilir. Reel sektörün dinamizmine karşın atıl kalan verimlilik kapasitesinin bu yakınsamadan yararlanacağı çok net”

Rauf Gönenç’in saptamalarını önemsememin temel etkeni, sadece OECD gibi uluslararası bir örgütte 30 yılı aşkın zamandır çalışmış olması değil. Kendisiyle tanıştığımız ve iletişim içinde olduğumuz 40 yıla yakın zamandır, işine duyduğu saygı ve özeni de yakından biliyorum. Ayrıca, gözlediğim kadarıyla kişisel konforlarına büyük zamanlar harcama yerine, merakının peşinde durmaksızın koşarak, işini anlama, işiyle ilgili verileri kavrama, en zor koşullarda bile demlenmiş sözlerle bildiklerini paylaşma erdemi göstermesi de saygınlığını pekiştiriyor.

Ülkemizin “entelektüel zenginliği” olduğunu düşündüğüm Rauf Gönenç’in saptamalarının, nerelerde, hangi ciddiyetle ele alındığını da merak ediyorum.

Yakın zamanda Güven Sak’da yazdı:”Makro politikanın mikro değişimi destekleyici mahiyette olması gerekir. Kalanı hikayedir.”

O zaman, “reform paketlerinin” de gündemde olduğu bugünlerde bir dizi soruyu yüksek sesle soralım:

1- İşgücü ve vergi mevzuatında kanun ve kurallara uyma alanını genişletecek, vergi ve işgücüyle ilgili sakınma ve kaçınmaları en düşük düzeye indirecek hangi köklü değişiklikler gündemdedir?

2- KOBİ’lerin “yapılarından” kaynaklanan ve “varoluş nedeni” olan “esneklik ve hızlarını”, yapısal özelliklerinden değil de “kanun ve kuralların dışında kalma” uygulamalarından almaları, giderek artan küresel rekabette bizi ulaşmak istediğimiz yerle götürür mü?

3- Küresel rekabetin yolu, “büyük ölçeğin erişilebilirliği” ile küçük ve orta ölçeğin “esneklik ve hızına” dayanan işbirliklerinden geçiyor. KOBİ’lerimiz esnekliğini “yapısal özelliklerden” almıyor da “yarı legal” ve “yarı formel” yapıdan alıyorsa; sürdürülebilir bir gelecek mümkün müdür?

4- Ülke genelinde “toplam faktör verimliliği ve tasarruf oranının düşüklüğü” temel sorunları çözmenin önündeki önemli kısıt. Söylemde yaygınlığından övündüğümüz, sorgulayacağımız yerde fetişleştirdiğimiz KOBİ’lerin de aşırı düşük verimle çalışmaları bir başka sorunumuz. KOBİ’lerin rekabet edebilir verimlilik düzeyini yakalamaları için hangi kök nedenler üzerine gidilecektir?

5- Rauf Gönenç’in de önemle vurguladığı gibi, “Söz konusu kısıtlar aşılabildiği takdirde KOBİ’leri sermayelerinin güçlenmesi, profesyonelleşmeleri ve uluslararası partnerlerle çalışmaları daha hızlanabilir, verimlilikleri ve ihracat kapasiteleri ciddi olarak artabilir. Reel sektörün dinamizmine karşın atıl kalan verimlilik kapasitesinin bu yakınsamadan yararlanacağı çok net”. KOBİ’lerle ilgili durum net, ama almamız gereken önlemler konusunda zihinler bulanık. Bu konuda söz söyleyen hepimiz, neden “ne yapılması” gerektiği konusunda kendimizi netliğe ulaştıramıyoruz? Açık yürekle sorgulanması gereken bir sorunumuz değil mi?

Veri-odaklı analizlerle KOBİ sorunlarına eğilmek, onlara gerçek dostluktur… Sürekli teşvik talepleri, kolektif kaynaklardan destek çağrıları yapılırken, “verimlilik” sorunlarını öncelikle tartışmama, samimiyetsiz ve güvensizlik yaratır. Tartışma önceliğimiz, KOBİ’leri önce kendilerini, sonra da ihracat yapabilenlerini “kuralların geçerli olmadığı ülkelere bağımlılıktan” kurtarma olmalı.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar