Yaşamak için "İtiraz Etme" Hakkı
Geçtiğimiz hafta içinde, İspanya'nın başkenti Madrid'de bulunan Barajas Havaalanı'nda meydana gelen ve 153 kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan uçak kazası ile ilgili olarak inanılmaz bir iddia ortaya atıldı. İspanya gazetelerinden El Pais'te yer alan habere göre, uçağın pilotu, havalanmadan önce sol motorunda meydana gelen arızanın ciddi olduğunu havayolu şirketi Spanair yetkililerine bildirmiş. Pilotun uçağı bu hali ile havalandırmasının tehlikeli olduğunu belirttiği halde, şirket yöneticilerinden uçuşu yapması için emir aldığı bildirildi.
Bu durum size çok yakın bir zaman önce Türkiye'de yaşanan trajik bir olayı hatırlatıyor mu? Evet... Tuzla tersanelerinden birinde yaşanan "kum çuvalı" vahşeti. İddialara göre, o olayda da, benzer şekilde uyralılar ve itirazlar yapılmış, ancak sonuç değişmemişti.
İtiraz hakkımız var...
Spanair yetkilileri tarafından henüz yalanlanmayan habere göre, Ruben Santana Mateo isimli yolcu, uçağın havalanmasından hemen önce durumu bir SMS ile ailesine bildirmiş. Santana eşine gönderdiği SMS'de şunları yazmış:
"Hayatım, seni seviyorum, ama bilmelisin ki uçak arızalı. Uçağın değiştirilmesi yönünde uyarıda bulundum ama hala bir yanıt gelmedi, bekliyoruz." Pilot bu uçağı uçurmak istemiyormuş zaten.
Santana'nın uçağa bindikten sonra güvenliğinden endişe ettiği ve inmek istediğini uçakta bulunan görevliye bildirdiği öğrenildi. Görevlinin ise kapıların kapandığı ve uçaktan inmesinin o andan itibaren mümkün olmadığı yanıtını verdiği belirtildi. Görüldüğü gibi, itiraz etme hakkımız var ama yaşama hakkımız yok...
Çalışma ortamında karşı karşıya kaldığımız tehlikelerden korunmak için, kanunlarla güvence altına alınmış bazı haklarımız var. Yönetmeliklere göre, tüm işverenler çalışanlarına, işlerini yaparken karşı karşıya kaldıkları tehlikelerin neler olduğunu bildirmek zorundadır. Örneğin, çalışma ortamında 85 dB(A)'dan yüksek gürültü varsa, bu alana girenleri uyaran işaretler bulundurulması ve çalışanlara yüksek gürültünün geri dönüşü olmayan işitme kaybı yaptığı anlatılmış olmalıdır. Ayrıca bu alanda çalışırken kulaklık takılması zorunlu olmalı ve çalışanlara uygun kulaklıklar verilmelidir. Aynı şey, yüksekte çalışanlar için emniyet kemeri, tozlu ve gazlı yerlerde çalışanlar için maske kullanılması için de geçerlidir.
Uygulama ise çok farklı...
Ancak yönetmeliklerin var olması, kot kumlama atölyelerinde maskesiz çalışan ve genç yaşta akciğer problemleri nedeniyle ölüme mahkum olmayı veya filika testlerinde kum çuvalı yerine konulmayı engelemiyor. Bildiği veya uyarıldığı halde inisiyatif kullanıp emir veren yetkililerin, caydırıcı şekilde cezalandırılmaları gerekiyor. Daha güzeli, "ortak emniyet kültürünün" mevcut tehlikeyi görebilen uzman veya bu risk ile karşı karşıya kalan kişi ile emir veren yetkiliyi, masanın aynı tarafına getirmesi olacakdır.