Yatırım gelir mi?

Dr. Hakan ÇINAR
Dr. Hakan ÇINAR SIRADIŞI hakan.cinar@mentorgumruk.com.tr

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, Türkiye’nin kredi notunu düşürerek hırsını tam alamamış olmalı ki; ardından sekiz Türk firmasının da notunu düşürdü. Şaşırdık mı, şaşırmadık. Alıştık çünkü. Kim bu sekiz firma diye baktığımızda; Anadolu Efes, Coca Cola İçecek, Erdemir, Koç Holding, OYAK, Turkcell, TÜPRAŞ ve Şişe Cam’ı görüyoruz. Öncesinde de Türkiye’nin kredi notunu B1’den B2’ye indirirken; görünümünü de negatif olarak açıklamıştı. Aynı Moodys’s Eylül ortasında da 13 Türk bankasının kredi notunu düşürmüştü. Altı bankanın uzun vadeli karşı taraf risk notunu ve uzun vadeli karşı taraf risk değerlendirmesini, bir bankanın uzun vadeli üst düzey teminatsız kredi notunu bir basamak ve üç bankanın uzun dönemli döviz cinsinden karşı taraf risk notunu iki basamak indirmişti. Bu bankalar ise; Akbank, Alternatifbank, Denizbank, HSBC Bank AŞ (Türkiye), QNB Finansbank, T.C. Ziraat Bankası, Türk Ekonomi Bankası (TEB), Garanti BBVA, Halk Bank, İşbank, Vakıfbank ve Yapı Kredi. Moody’s, Fitch, S&P; bunlar dünyanın önemli finansal derecelendirme kuruluşları. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan; Moody’s’in tümü ile gerçeğin tersi bir resmi ortaya koyduğunu iddia ediyor; dünya böyle mi okuyor, tabi bu kısmı çok önemli.

Finans kuruluşlarının değerlendirmelerini ne denli önemsemeliyiz konusunu; normal dönem için farklı, şu dönem için farklı değerlendirmemiz gerekir. İçinde bulunduğumuz pandemi dönemi bir tarafta dursun; yaşanan siyasi gerginliklerin de elbette Moody’s raporu üzerinde etkisi var. Kimse bunun aksine beni inandıramaz. Ha diyeceksiniz ki işler çok mu iyi gidiyor bizde, hayır, bizde de diğer ülkelerde de iyi gitmiyor. Ama ne hikmetse raporlar hep bizim aleyhimize çıkıyor.

Yine de bu raporları görmezden gelemeyiz; zira diğer ülkelerin bu durumu nasıl değerlendirdiğinin ülkemizdeki yatırımlara ve yabancı sermayenin seyrine etkisi bir hayli büyük olacaktır. Şu anda dünya üzerinde ciddi bir likit; yani nakit para dolaşıyor. Alman sigorta şirketi Allianz’ın raporuna göre, dünya genelindeki finansal varlıklar, koronavirüs öncesine göre yüzde 9.7 artışla yaklaşık 192 trilyon Euro’ya ulaşarak rekor kırmış durumda. Merkez bankalarının piyasaya ucuz para pompalaması ve hisse fiyatlarında görülen yükseliş bunda büyük etken; daha sade bir dille söylemek gerekirse ülkeler sürekli para bastığı için dünyada para bol. İşte tam paranın bol olduğu ve yatırım için yer aradığı dönemde kredi derecelendirme kuruluşları bize eksi puan verirler; bu ilk kez olmuyor. Oysa ki ben yabancı sermayenin girişini çok önemseyenlerdenimdir. Bizim gibi tasarruf açığı bulunan ülkelerin ekonomik kalkınmasında yabancı sermayenin çok önemli bir rolü bulunuyor. Net yabancı sermaye girişleri ile ekonomik kalkınma arasında doğrudan bir matriks olduğu biliniyor. Bunu hemen her ülkede ve ülkemizde de ispatlamak ve gözlemlemek mümkün.

Yabancı yatırımcıların ülkemize gelmesindeki tek kriter elbette bu raporlar değil; iç ekonomideki istikrar, siyasi istikrar, ikili ilişkilerin seyri gibi pek çok kriter de kararlarda etken olmakta. İç dengeler ve kararlardaki istikrarlar son derece önemli. Örneğin dün, farklı tarihlerde yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararları ile uygulamaya konulan sanayi ürünlerinin de aralarında olduğu bazı ürünlerdeki ilave gümrük vergisi uygulamaları, 31 Aralık 2020 tarihine kadar uzatıldı. Oysa ki uygulama 30 Eylül 2020’de sona eriyordu. Bu ve bunun gibi anlık reaksiyonların ve değişimlerin; COVID-19 sürecine bağlı dahi olsa, yabancı sermayeli yatırımcılar açısından iç politikalardaki ve uygulamalardaki istikrar olarak görüleceğini de unutmamak gerekiyor.

Yeni normal dönemde istenilen düzeyde yabancı sermaye yatırımı gelir mi bilinmez; ama gelmeli mi, hiç şüphesiz evet.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Aldık mı mesajı? 08 Ocak 2021
Esnaf deyip geçmeyin 18 Aralık 2020
Menşede takıldık 04 Aralık 2020
Böyle kapanmaz 13 Kasım 2020