Yatırım portföylerinde toprağın yeri

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Portföy yönetiminin temel ilkelerinden bi­ri çeşitlendirmedir. Aynı riske maruz ka­lan varlıklara değil, farklı ekonomik dinamik­lerden beslenen yatırım araçlarına birlikte yer vermek uzun vadede daha dengeli sonuçlar üre­tir. Bu nedenle yatırımcıların tercihlerinde yıl­lardır mevduat, döviz, altın, hisse senedi ve son dönemde finansal varlıklardan oluşan yatırım fonları önemli yer tutuyor.

Buna karşılık dikkat çekici bir eksiklik var. Türkiye'de yatırım denil­diğinde akla gelen en eski varlıklardan biri olan toprak (arsa-arazi), portföy yönetimi anlayışının içinde hala hak ettiği yeri bulabilmiş değil. Oy­sa tarih boyunca servetin en kalıcı unsurların­dan biri hep toprak oldu. Bunun nedenini anla­mak da aslında zor değil. Toprak yatırımı uzun yıllar boyunca bireysel bilgi ve deneyime dayalı bir alan olarak görüldü. Doğru lokasyonu belirle­mek, imar süreçlerini takip etmek, hukuki ince­lemeleri yapmak, altyapı yatırımlarını değerlen­dirmek ve uygun zamanda çıkış yapabilmek cid­di uzmanlık gerektiriyordu.

Bu nedenle toprak, yüksek potansiyel taşıyan ama yönetimi de bir o kadar zor olan bir yatırım alanı olarak kaldı. Son yıllarda ise yatırımcı davranışlarında farklı bir değişim görüyoruz. Artık yalnızca hangi varlığa yatırım yapılacağı değil, o varlığın nasıl yönetile­ceği de önem kazanıyor.

Toprağın farkı…

Yatırım fonlarının son dönemde gösterdi­ği büyüme biraz da bunun sonucu. Örneğin his­se senedi piyasalarında birçok yatırımcı tek tek hisse senedi seçmek yerine profesyonel olarak yönetilen bir yatırım fonuna ortak olmayı ter­cih ediyor. Altın küresel belirsizliklerden etkile­niyor.

Özellikle son birkaç aydır altın fiyatların­daki gelişmelerden bunu görebiliyoruz. Hisse senedi şirket performansına ya da bazen söy­lentilere göre hareket edebiliyor. Tahviller faiz değişimlerine duyarlı. Toprağı ise diğer yatırım araçlarından ayıran nokta da burada ortaya çıkı­yor. Nüfus artışı, kentleşme, ulaşım yatırımları, sanayi bölgeleri, lojistik koridorları, enerji pro­jeleri ve planlama kararları doğrudan toprak de­ğerini etkileyebiliyor.

Üstelik toprak üretilebi­len bir varlık değil. Arzı sınırlı ve bu özelliği onu ekonomik büyümenin en temel girdilerinden bi­ri haline getiriyor. Elbette bu, her toprak parça­sının değer kazanacağı anlamına gelmiyor. Tam tersine, arazi yatırımında başarı büyük ölçüde doğru seçim ve doğru yönetimle ilişkili. Aynı şe­hirde birbirine birkaç kilometre uzaklıktaki iki parsel yıllar içinde tamamen farklı performans gösterebiliyor. Bu nedenle arazi yatırımında de­ğer yalnızca toprağın kendisinden değil, onu analiz edebilme, geliştirebilme ve doğru yönete­bilme becerisinden doğuyor.

Değerin kaynağı…

Arazi yatırımında bugünkü fiyat çoğu zaman tek başına fazla bir şey söylemez. Aynı il sınırla­rı içinde yer alan iki bölge, birkaç yıl sonra bir­birinden tamamen farklı bir noktaya gelebilir. Bunun nedeni de çoğu zaman arazinin kendisi değildir.

Bölgenin gelişim yönü, ulaşım bağlan­tıları, çevresinde oluşan ekonomik hareketlilik ve planlama kararları zaman içinde değeri yeni­den şekillendirir. Türkiye'de bunun örneklerini son yirmi yılda defalarca gördük. Yeni bir otoyol, bir organize sanayi bölgesi, liman yatırımı ya da enerji tesisi, daha önce pek ilgi görmeyen alanla­rı yatırımcıların gündemine taşıyabildi.

Bu ne­denle arazi yatırımı değerlendirilirken yalnızca bugünkü kullanım biçimine ya da mevcut fiyatı­na bakmak yeterli olmayabilir. Birkaç yıl sonra­sını okuyabilmek, çoğu zaman yatırımın kendi­sinden daha değerli hale geliyor. Dünyada alter­natif yatırım araçlarına yönelik ilginin artması da bu dönüşümü destekliyor. Gayrimenkul yatı­rımları artık yalnızca tamamlanmış binalardan ibaret görülmüyor. Veri merkezlerinden lojistik tesislerine, öğrenci yurtlarından tarım arazile­rine kadar farklı alanlarda uzmanlaşmış yatırım modelleri gelişiyor.

Yeni dönem…

Bu nedenle önümüzdeki yıllarda yatırım port­föylerini konuşurken toprağı ayrı bir başlık ola­rak değerlendirmemiz şaşırtıcı olmayacak. An­cak değişim yalnızca yatırım aracında değil, ona bakış biçiminde yaşanacak.

Tıpkı yatırım fonla­rında olduğu gibi, arsa ve arazi yatırımları da bi­reysel sezgilerden çok veriyle, analizle ve pro­fesyonel yönetim anlayışıyla değerlendirilen bir varlık sınıfına dönüşecek. Bu dönüşüm gerçek­leşirken, arsa ve arazi odaklı gayrimenkul yatı­rım fonlarının da yatırımcının toprağa erişimini kolaylaştıran ve bu varlık sınıfını daha kurumsal bir yapıya taşıyan önemli araçlardan biri olması beklenebilir.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.132,06 -0,28 %
Dolar 47,8992 0,04 %
Euro 55,5002 0,18 %
Euro/Dolar 1,1578 0,07 %
Altın (GR) 6.722,34 0,71 %
Altın (ONS) 4.415,22 0,89 %
Brent 89,6510 2,79 %