Yatırım tavsiyesi değildir!

Emrah LAFÇI
Emrah LAFÇI Ekonominin Doğası dunya@dunya.com

Piyasaya ilişkin tahmin yapmak her zaman riskli bir uğraştır. Birçok belirsizliğin olduğu bir dünyada tahmin yapmak sisli bir yolda araba kullanmaya benzer. Eğer çok şanslı değilseniz büyük ihtimalle kaza yaparsınız. Hiç yanılmamanın en güvenli yolu hiç tahmin yapmamak. Bir finans profesyoneli olarak hiç tahmin yapmadığınızda da pek rağbet görmezsiniz. Rağbet görmeniz için şöyle büyük büyük konuşmanız, fallar açmanız, hiçbir varsayım, senaryo öne sürmeksizin “AÇIKLIYORUM DOLAR 10 TL OLACAK” gibi sözler etmeniz, başlıklar atmanız gerekir.

Böyle bir yaklaşımı en basit tabiriyle yatırımcılara karşı saygısızlık ve sorumsuzluk olarak görüyorum. Eğer bu konunun kısıtlı bir zümre içinde kaldığını görseydim ya da bu tarz yaklaşımlardan zarar gören kişi sayısının düşük olduğunu düşünseydim konuyu bu köşeye taşımazdım. Ama maalesef özellikle sosyal medyanın kullanımının yaygınlaşması ve vatandaşların bu mecralardan yatırım tavsiyesi alma eğilimlerinin artmasıyla birlikte konu ciddi bir meseleye dönüştü. Dolar/TL dahil herhangi bir varlığın değerinin gelecekte ne olacağını tam bir kesinlikte öngörebilecek herhangi bir model bulunmuş değil. Bazı varsayımlar yaparak, belli senaryolar dahilinde ve yanılma payınız olduğunu da belirterek tabii ki tahminde bulunabilirsiniz. Sizin düşüncenize kendilerini yakın hissedenler kendi değerlendirmelerini de katarak kararlar verebilirler. Ama bu konu, daha fazla “tık” almak için bol keseden, kendinden çok emin bir şekilde “sallamaya” dönünce birilerinin de canı yanıyor. Ama bakıyorsunuz hatalı tahminlerle birçok yatırımcının zarara uğramasına neden olan kişiler hiçbir şey olmamış gibi “dolar fiyatı açıklamaya” devam ediyorlar.

Tarihin tekerrürü

Her ne kadar tahmin yapmak zor olsa da bazen piyasadaki hareketler belli aralıklarla birbirine çok benzer seyirler izleyebiliyor. Bunun da arkasında tabii ki benzer sebepler yatıyor. Daha önce bir yazımda da belirttiğim gibi Türkiye’nin içinden geçtiği dönemdeki hadiselerle 2018 Ağustos’ta “Rahip Brunson Krizi” olarak anılan süreçte yaşanan olaylar birbirine çok benziyor. Şartlar çok farklı olsa da yaşadığımız hareketler benzer sebeplerden besleniyor. 3 temel makro ekonomik değişkenin etrafında savrulan bir ülke var yıllardır. Banka kredileri, iktisadi büyüme ve cari açık. Döngü şöyle işliyor;

- Ekonomiye bir dışsal şok geldiğinde çözüm olarak banka kredilerinde gaza bas.
- Böylelikle talebi arttır, artan talep üretim artışını sağlasın.
- Üretim artışı olması için ara malı, enerji ve hammaddeye ihtiyaç var. Onu da ithal et.
- İthalatı finanse etmek için kısa vadeli borçlan ya da sıcak para çek. Bu da kırılganlık yaratsın.
- En küçük bir çalkalanmada bu para çıksın ve dolar yükselsin, kur şokunun sonuçlarıyla başbaşa kalalım.
- Bu sonuçlardan en büyüğü de enflasyon olsun.
- Bu şoktan çıkmak için faizi yükseltmek zorunda kalalım ve bu yüksek faizle birlikte TL değerlensin.
- Bir süre hem ihracatçı hem de yerli üretici zarar görsün. Şikayetler yükselmeye başlasın.
- Bu arada da darbe girişimi gibi, salgın gibi bir dışsal şok gelsin. Buna yanıt vermek için yine kredi genişlemesine gidilsin ve başladığımız yere geri dönelim.

Şu anda bu döngünün yüksek faizle dengelenme aşamasındayız. Bir sonraki şoka kadar TL değerli gidecek yani dolar çok yükselmeyecek, bunun sonucu (diğer faktörler sabitken- gıda ve petrol fiyatları gibi-) enflasyon düşecek. Düşen enflasyona düşen faizler eşlik edecek. Düşen faiz ortamında yüksek getiri sağlayabilecek finansal ürünler tahvil ve hisse senedidir. Yukarıda bahsettiğim kırılmalar olana kadar ana senaryo bu gibi gözüküyor.

Kimsenin trenine binmeyin!

Gördüğünüz gibi finansal ürünlere ilişkin tahminler Türkiye gibi ülkelerde sürekli değişiklik gösteriyor. Takım tutar gibi belli enstrüman ya da kişilerin peşinden gitmektense finansal döngüler içinde sörf yapmayı becerebilmek marifet. Ezberler gözümüze perde indirebiliyor. Bu konudaki en büyük ezberle ilgili rakam vererek yazıyı sonlandıralım.

Altın her zaman kazandırır” Bu da büyük bir yanılgı. Bir kere altın grafiğine bakılsa bunun doğru olmadığı net bir şekilde gözüküyor. 2011’de 1.900 USD olan altının onsu 2016’da 1.100 dolara düşmüş. Tekrar 1.900 doları görmesi için 2020’yi beklemesi gerekmiş. Velhasıl yatırım yaparken kimsenin trenine binmeyin, kendi treninizde gidin ama doğru durakta da inmeyi unutmayın!

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar