11 °C
Alaattin AKTAŞ
Alaattin AKTAŞ EKO ANALİZ ala.aktas@gmail.com

Yatırım yok dövize ihtiyaç da yok; dövize ihtiyaç yok cari açık da yok!

Cari işlemler dengesinde fazla sağladığımızdan beri bunun nasıl büyük bir başarı olduğunu dinliyoruz. Tamam, cari fazla vermek elbette iyidir, en azından açık vermiyor olmak elbette olumludur; ama bunun nasıl gerçekleştiği de önemlidir.

Cari işlemlerde özetin özetinin özeti başlıktaki gibi olsa gerek!

Hani hiçbir şey yapmayanın hata da yapmayacak olması gibi...

Hani hayatı boyunca hiç araç kullanmayanın sürücü olarak trafik kazasına karışmayacak olması gibi...

Hani cerrah olmayanın ameliyatta hastasını kaybetme riskinin sıfır olması gibi...

Bunları çoğaltın ve ekonomiye, cari dengede fazla veriyor olmamıza uyarlayın.

Yatırım yapma, bağlı olarak ithalatını kıs, ithalatını kısınca daha az dış ticaret açığı ver, dış ticaret açığın azalınca da döviz gelir-gider dengen pozitife dönsün!

İthalat düşmeseydi...

Ödemeler dengesinin detaylarına inmeye hiç gerek duymadan yalnızca cari işlemler dengesine bakarak yorum yapmak doğrusu pek sığ bir yaklaşım.

Cari işlemlerde geçen yıl ekimde yıllık bazda yaklaşık 39 milyar dolar açık vermişken bu yıl ekimde yıllık 4 milyarın üstünde fazla elde etmişiz. 39 milyar açık sıfırlanmış ve 4 milyar fazlaya geçilmiş; yani 43 milyar dolarlık bir iyileşme var.

Doğrusu pek güzel, pek şahane! Ama ne pahasına? Bu soruyu sormayacak mıyız yani? Ekim ayları itibarıyla yıllıklandırılmış dış ticaret verileri ne diyor, ona da bakalım.

İhracat son bir yılda önceki bir yıla göre 4 milyar dolar artmış. "Tırmanışa geçti, füze gibi fırladı gidiyor” dediğimiz ihracattaki artış topu topu 4 milyar dolar!

Buna karşılık ithalatta ne mi olmuş; tam 35 milyar dolarlık azalma var.

İthalat 35 düşmüş, ihracat 4 artmış; dış ticaret dengesinde 39 iyileşme olmuş.

Cari dengedeki iyileşme ne kadardı; 43 milyar dolar. Yani cari dengenin dış ticaret dışındaki kalemlerinden de 4 milyar dolarlık katkı gelmiş.

Varsayalım ithalat değişmedi ve aynı düzeyde kaldı. Son bir yılda 4 milyar dolar fazla veren cari işlemlerde 31 milyar dolar açık oluşacaktı.

Yani neymiş, maharetin tümü ithalattaymış!

Peki biz ithalatı “bilerek, isteyerek, önlem alarak” mı düşürdük?

Yoo! Türkiye üretimini artıracak adımlar atmadı ki...

Türkiye yeni yatırım yapmadı ki... O yüzden az ithalat yetti de arttı bile...

Hani dış ticaret açığımızı ihracat artışıyla azaltmış olsak, amenna! Yok ki öyle bir durum.

İşte sayılar ortada. Bunlar Merkez Bankası'nın oluşturduğu resmi veriler.

Tablo o kadar net ki... “Yatırım yok, üretim az, dövize ihtiyaç yok, dövize ihtiyaç olmayınca da cari açık yok!”

Ya maliyet?

“Tam alışacaktı öldü” hesabı bir durum var ortada. Biz ölmedik ölmeye ama fena halde zafiyet geçiriyoruz.

Yatırımsızlık ve az üretim az iş alanı demek.

Geçenlerde Başkent Üniversitesi’nde öğrencilerle bir araya geldim. Öğrencilerde son sınıfa yaklaştıkça daha belirgin hissedilen bir iş kaygısı oluştuğunu gözlemek mümkün.

Türkiye bu yıl cari fazla veriyor vermesine ama işsizlikte rekorlar kırıyor ve kırmaya da devam edecek.

Sorun bakalım milyonlarca işsize...

Sorun bakalım üniversiteyi bitirmiş ve yıllardır iş bulamayan gençlere...

Sorun bakalım kura çekiminde ataması çıktığı için sevinçten, kurada adı çıkmayınca üzüntüden göz yaşı döken öğretmen adaylarına...

Sorun bakalım; cari fazla için ne düşünüyorlar.

“Seni işsiz bıraktık ama cari fazla verdik” deyin bakalım, nasıl bir tepki alacaksınız...

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap