Yaz ayları için olumlu senaryolar

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

İran-ABD savaşı altmış günlük bir ateş­kes anlaması ile soğumaya alındı. İki taraf arasında tansiyon zaman zaman yükselse de piyasalar savaşın bittiğini fiyatlıyor. Bu bağlamda Brent petrolü fi­yatı 73 dolara geriledi. Yıl başından gü­nümüze NASDAQ %20, S&P500 %9,6 artış gösterirken BIST100 %9,6 arttı. Sa­vaş sonrasında 300 seviyesine yükselen Türkiye’nin CDS seviyesi 220lere doğru geriledi. Swap ve hazine mevduatı hariç TCMB rezervleri 8 milyar dolara kadar düştükten sonra son dönemde 30 milyar doların üzerine yükseldi.

Yılın ilk beş ayında enflasyon %16,6 oldu. Enerji fiyatlarındaki artışa ek ola­rak kamu zamları enflasyonun beklenin üzerinde seyretmesine neden oldu. Ha­ziran ayından itibaren enflasyonist etki­lerin azalacağını öngörüyoruz. Haziran ayı için mevcut piyasa beklentisi %1 se­viyesinde. Gıda ve enerji fiyatlarındaki olumlu gelişmeler yaz aylarında da enf­lasyonun ılımlı seyredeceğine işaret edi­yor.

İç talebin zayıfladığına dair işaretler çoğunlukta. Hem tüketici hem de tica­ri kredilerin büyüme hızları geçen yılın altında seyrediyor. Reel kredi kartı har­camaları bahar aylarında geriledikten sonra mayıs ayında sınırlı artış gösterdi. Değerli maden fiyatlarındaki düşüşler negatife servet şoku yaratıyor ve hane­halkının harcama kabiliyetini azaltıyor. M2 ve M3 para arzlarının büyüme hızın­da da kayda değer düşüş var. Bu da iç ta­lebi zayıflatan başka bir gelişme.

Veriler bu vaziyetteyken TCMB ne yapmalı?

TCMB savaş başladıktan sonra politi­ka faizinden fonlamayı keserek gecelik borç verme faizi olan %40’tan piyasayı fonlamaya başladı. Dolayısıyla piyasada referans faiz oranı 300bp’lik artış gös­termiş oldu. Savaş sonrası enflasyonist risklerin azaldığı, risk priminin gerile­diği ve iç talebin zayıfladığı bir ortamda TCMB ne yapmalı?

Türk lirası faizlerin yüksek seyretti­ğini söylemeye gerek yok. Şirket karla­rının düştüğü bir ortamda %50 üzerin­de seyreden kredi faizleri şirketlerin bi­lançolarında finansman maliyetlerinin giderek artmasına neden oluyor. Dolayı­sıyla faizlerin düşmesini toplumun bir­çok kesimi bekliyor. Makroekonomik or­tamın da öncelikle politika faizine doğ­ru normalleşmeye, ortam uygun olmaya devam ederse politika faizinde sınırlı bir indirime olanak verdiğini söyleyebiliriz. Bu noktada kritik soru faiz indirimi için TCMB ne zaman hamle yapmalı?

TCMB yetkilileri temmuz toplantısı öncesinde haziran ayı enflasyon verisi­ni görecekler. Aylık eğilimin %2’nin altı­na inmesi durumunda faiz koridorunda normalleşme adımları başlatmaları ma­kul bir tercih olur. Ağustos ayında PPK toplantısı olmadığı düşünülürse TC­MB ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti­ni Temmuz PPK toplantısı ile Eylül PPK toplantısı arasında %40’tan %37’ye doğ­ru düşürebilir.

Sonbahar ayları enflasyonun mev­simsel olarak daha yüksek seyrettiği ay­lardır. Dolayısıyla 2026 yılında politi­ka faizinde ekstra indirim için sonba­har aylarındaki enflasyon oranları kritik olacaktır. Beklentilerin dışında fiyat ha­reketleri olmadığı senaryoda TCMB’nin 100 ila 200 bp’lik faiz indirimi için alan bulabileceğini düşünüyoruz. İndirimle­rin daha ziyade ekim ve aralık toplantıla­rında gündemde olması muhtemel.

Riskler hanesinde neler var?

Bu senaryo için risk oluşturacak fak­törler öncelikle İran ile yapılan anlaş­manın kırılganlığı. Bir diğer risk Fed’in takip edeceği politikalar. ABD’de faizle­rin izleyeceği yön ülkemiz para politika­sı karar süreçlerini de etkileyecektir. Do­ların diğer para birimlerine karşı tekrar değer kazanmaya başladığı bir döneme girdik. Bu gelişme ihracat rekabet gücü­müz açısından olumsuz bir gelişme. Son olarak ülke risk primini olumsuz etkile­yecek yurt içi siyasi gelişmeleri riskler hanesine yazabiliriz.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.172,26 0,28 %
Dolar 47,8818 0,13 %
Euro 55,4009 0,47 %
Euro/Dolar 1,1570 0,36 %
Altın (GR) 6.674,97 -0,44 %
Altın (ONS) 4.376,30 0,58 %
Brent 87,2175 1,58 %