Yazın şıklık kumaşta başlar
Mustafa YALÇIN
mustafaylc@gmail.com
Yaz aylarında stilin gerçek sınavı başlar. Kışın ceketler, paltolar ve kat kat kombinlerle oluşturulan güçlü silüetler yerini birkaç temel parçaya bırakır. Bu nedenle yazın iyi giyinmek, biraz da seçilen kumaşın kalitesiyle ilgilidir. Çünkü sıcak havalarda bir kombini asıl öne çıkaran şey modeli değil, kumaşın üzerinizde nasıl durduğu ve gün boyunca nasıl hissettirdiğidir.

Erkek modasında yazın en sık yapılan hatalardan biri, kesime ve renge odaklanırken kumaşı ikinci plana atmak. Oysa nefes almayan sentetik kumaşlar, ne kadar iyi dikilmiş olursa olsun günün sonunda hem konforu hem de görünümü olumsuz etkiliyor. İyi bir kumaş, günün ilk saatindeki görünümünü akşama kadar taşıyabiliyorsa gerçekten işini yapıyor demektir.
Bu yüzden yaz gardırobunun başrolünde hâlâ keten var. Kolay kırışması çoğu zaman kusur gibi görülse de, aslında onu karakterli yapan da bu doğal görünümü. Akdeniz stilinin zahmetsiz şıklığı biraz da ketenin bu rahat tavrından geliyor.
Pamuk ise nefes alan yapısıyla zamansız bir klasik olmaya devam ediyor. Son yılların yükselen yıldızı lyocell, hafifliği, yumuşak dokusu ve nemi dengeleme özelliğiyle sıcak günlerde öne çıkıyor. Gofre gibi dokulu kumaşlar da cilde yapışmayan yapıları sayesinde özellikle yüksek sıcaklıklarda önemli bir konfor sağlıyor.

Yazın renk paleti
Kumaş kadar renk seçimi de yaz stilinin karakterini belirliyor. Kırık beyaz, bej, taş rengi, açık mavi ve adaçayı yeşili gibi tonlar yalnızca daha ferah görünmekle kalmıyor, yaz mevsiminin doğal ve sade estetiğini de yansıtıyor. Siyah ve koyu tonlar her zaman güçlü bir seçenek olsa da, sıcak havalarda açık renklerin sağladığı hafiflik ve rahatlık bambaşka bir etki yaratıyor.

Az parça, doğru parça
Yaz modasında en büyük lüks, gösterişli parçalar kullanmaktan çok, doğru kumaşı seçebilmek. Çünkü iyi bir kumaş yalnızca daha serin tutmaz, yürüyüşünüzden duruşunuza kadar kıyafetin bütün karakterini değiştirir. Yaz sonunda en çok giyilen parçalar da genellikle en trend olanlar değil, teninizin içinde kendini en iyi hissettirenler olur.
