Yemek kartlarında büyük sorun

Bumin DOĞRUSÖZ
Bumin DOĞRUSÖZ HUKUKA GÖRE bumin.dogrusoz@dunya.com

Gelir Vergisi Kanunu’nun 23/1-8. maddesine göre; işveren hizmet erbabına iş yerinde veya müştemilatında yemek veriyorsa, bu şekilde çalışana sağlanan menfaat ücret olarak kabul edilmeyecektir. İşveren yemek verme hizmetini sağlayan bir işyeri ile anlaşarak orada yediriyorsa yemek bedelinin işveren tarafından doğrudan yemek veren işletmeye yapılması ve tutarının -2021 yılı için- 25 TL’sini (KDV hariç) aşmaması halinde, bu şekilde çalışana sağlanan menfaat yine ücret olarak kabul edilmeyecektir. 25 liralık sınırın aşılması halinde aşan kısım veya ödemenin hizmet erbabına nakden yapılması halinde tamamı ücret olarak kabul edilecek ve bordroda brütleştirilmek suretiyle ücret olarak vergiye tabi tutulacaktır.

Kimi işverenler ise personelinin yemek tercihlerini belli lokantalar ve onların menüleri ile sınırlandırmamak için, personele veya bir anlaşmalı lokantaya ödeme yapmak yerine, bu konuda personele tercih hakkı tanıyan yemek kartı veya yemek çeki dağıtan kuruluşlarla anlaşmakta, personel ise bu kuruluşların verdiği kartlarla istedikleri yerde istedikleri şekilde yemeklerini yemektedirler. Bu kartların yemek harcaması dışında kullanılmaması örneğin deterjan alımında kullanılmaması ise kartı veren kuruluşun sorumluluğundadır. (Kartı veren veya yemek çeki veren kuruluş, kartlara yüklenen meblağın yemek tedariki dışında kullanılmasına da izin veriyorsa, işverenlerin haksız istisnadan yararlanmasının yaptırımına ve iştirakin dışında rücu davalarına da katlanması gerekir) Kartı veren kuruluş komisyon veya hizmet bedelini düştükten sonra kalan tutarı yemek sağlayan kuruluşa ödemektedir.

İşverenlerin, kanunda yazdığı gibi işyerinde yemek çıkartmak veya bir lokanta ile anlaşmak yerine istisna uygulamasında bu şekilde davranışının sebebi ise anılan yasa hükmünün uygulanmasına ilişkin idari anlayışı yansıtan 186 sayılı Gelir Vergisi Genel Tebliği’dir. Çünkü Genel Tebliğ’de istisna uygulamasının koşulları aynen;

✓ “İşverenlerce yemek bedeli, doğrudan yemek verme hizmetini sağlayan veya bu işe aracılık eden kuruluşa ödenecek (hizmet erbabına ödenmeyecek),

✓ Yemek bedelinin fiilen çalışılan günlere ait bir günlük tutarı 100 bin lirayı (2021 için 25 TL)aşmayacak veya aşması halinde 100 bin liralık kısmı (2021 için 25 TL) istisnaya konu edilecek (fiilen çalışılmayan günler için de yemek bedeli ödenmesi halinde, bu ödeme istisna kapsamının dışında kalacak),

✓ Yemek bedeli faturası (götürü usule tabi olan mükellefler için gider pusulası), işveren adına düzenlenecektir. Ancak, faturaya veya gider pusulasına yemek yiyen hizmet erbabının adı ve soyadı ile yemek yediği gün sayısı bir liste halinde eklenecektir” şeklinde belirlenmiştir. Buradaki ilk koşul dikkat edilirse; “İşverenlerce yemek bedeli, doğrudan yemek verme hizmetini sağlayan veya bu işe aracılık eden kuruluşa ödenecek” şeklindedir. Burada zikredilen “bu işe aracılık eden” ibaresi, yemek kartı veya yemek çeki veren kuruluşları kapsamaktadır. Çünkü bu ibare, “yemek hizmetini sağlayan” ibaresinden ayrı olarak kullanılmıştır. Eğer aracılık edenin de “yemek hizmetini sağlama” koşulu aranıyorsa, ayrıca yazılmasının hiçbir sebep ve anlamı yoktur. Nitekim bu güne kadar yemek kartı veya yemek çeki uygulaması sorunsuz ve modern bir uygulama olarak kabul görmüştür. Bu gün bu uygulamayı binlerce mükellef onbinlerce çalışanı için uygulamaktadır.

Ücretli bir gün marketten gofret veya bisküvi alıp öyle idare etse, ertesi gün arttırdığı tutarla daha iyi bir yemek yese, her halde hazine gelir kaygısına düşmek yerine, bundan mutluluk duyar.

Ancak geçtiğimiz günlerde “çalışanlarının yemek ihtiyaçlarını gidermek üzere X Anonim Şirketi ile sözleşme imzalayan, bu sözleşmeye istinaden adı geçen şirketten, yüklenen bedel ile yalnızca hazır tüketim ürünleri (atıştırmalıklar, sandviç, dürüm, içecek, unlu mamuller, konserve ürünler, peynir, yoğurt, mevye-sebze vb.) satın alınabilen kartları alarak personeline veren bir şirketin, bu kartlara yüklenen yemek bedelinin, Gelir Vergisi Kanununun md. 23/8 bendi kapsamında gelir vergisinden istisna olup olmadığı” hususundaki sorusuna İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı, 62030549120 [23-2020/565]-E.843261 sayı ve 13.11.2020 günlü Özelgesi ile “X Anonim Şirketinin münhasıran yemek veren bir yer olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığından, şirketinizde çalışan personelin yemek ihtiyacını karşılamak üzere karta yüklenen yemek bedellerinin, Gelir Vergisi Kanunu’nun 23/1-8 bendi kapsamında gelir vergisinden istisna edilmesi mümkün olmayıp gelir vergisi tevkifatına tabi tutulması gerekmektedir.” şeklinde yanıt vermiştir.

Güzelim uygulama güme gitti gibi gözüküyor. Bence konunun aslında kanun bazında netleştirilmesi veya bir Genel Tebliğ ile açıklığa kavuşturulması acil olarak gerekmektedir. Yoksa pek çok mükellefin haksız cezalarla karşılaşması ve yargının da bu konudaki ihtilaflarla dolması ihtimali kapıdadır. Zaten anılan bent kart şirketlerinin bile olmadığı 1995 yılından kalma olup, 36 yıldır gözden geçirilmemiştir. Vergi suçlarının sorunlarını görmezden gelmekten tutun sürekli hizmet ilişkisi olan serbest meslek erbabının KDV’sine kadar pek çok sorunda olduğu gibi burada da halının altına süpürme ve sorunları zamana bırakma politikasının artık terk edilmesi gerekmektedir.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Giderlere özgürlük 25 Şubat 2021