Yeni bir BM
Trump Gazze Barış Planını imzalattığı gün Gazze için bir barış kurulu oluşturacağını açıklamıştı. Davos’ta imzalar atıldı. Sonrasında İsrail medyası “Uluslararası Barış Kurulu” tüzüğünü açıkladı ve ortalık karıştı.
Yeni bir BM mi ortaya çıkıyor tartışmaları dünyanın her yerinde gündemin ilk sırasına oturdu. Bunu yanıtlayabilmek için iki konuyu irdelemek lazım. Bunlardan ilki Barış Kurulunun tüzüğü bir genellik ifade ediyor mu, yoksa yalnızca Gazze ile mi sınırlı? İkincisi ise BM Gazze’nin geleceği için bir çözüm üretebilir miydi?
Uluslararası barış kurulu
BM Güvenlik Konseyi tarafından kasım ayında onaylanan kurulun yetki alanı Gazze ile sınırlı ve sadece 2027 yılının sonuna kadar geçerli. Ancak Gazze için kurulan kurulun ismi: “Uluslararası Barış Kurulu”.
Tüzüğün girişi “Kalıcı barışın pragmatik bir değerlendirme, sağduyulu çözümler ve çok sık başarısız olmuş yaklaşımlardan ve kurumlardan uzaklaşma cesareti gerektirdiğini ilan etmek” şeklinde başlıyor. Burada tartışma konusu başarısız olmuş yaklaşımlardan ve kurumlardan uzaklaşma cesareti üzerine odaklanıyor. Bu ifade doğrudan BM’yi kastediyor. Devamında “Yalnızca sürdürülebilir, sonuç odaklı ve ortak sorumluluklar ile taahhütlere dayalı ortaklıkların, uzun süredir elde edilemeyen barışı sağlayabileceği” ifadesi BM’nin bu ölçütleri sağlayamadığının teyidi niteliğinde.
Giriş bölümünün en dikkat çeken yanı ise daha çevik ve etkili bir uluslararası barış inşası organına ihtiyaç duyulduğu ifadesi olmuş. “Amaçlar ve işlevler” konulu birinci bölümün ilk cümlesi bu ihtiyacın giderilmesini amaçlayan yeni bir organizasyonu karşımıza çıkarıyor. Barış Kurulu’nun amacı çatışmalardan etkilenen veya tehdit altında olan bölgelerde istikrarı teşvik etmek, güvenilir ve yasal yönetimi yeniden tesis etmek ve kalıcı barışı sağlamak olarak açıklanıyor. Ama en önemlisi Kurul uluslararası bir kuruluş olarak ifade ediliyor. Cumhurbaşkanımızın 10 yıl önce söylediği “dünya beşten büyüktür” ifadesinin doğrulandığı bir tüzükle karşı karşıyayız.
İşlevsiz kalan bir yapı
BM kurulduktan sonra ABD ve SSCB’den oluşan iki kutuplu yapı uluslararası sistemin yönetilmesini kolaylaştırıyordu. İki kutuplu sistemde hâkim güçlerin anlaşması sorunların çözümü için yeterli oluyordu. Dolayısıyla BM’nin etkinliği bu iki gücün anlaşmasıyla orantılıydı. Diğer bir ifadeyle BM’nin o dönemki başarısı iki gücün anlaşma başarısıydı.
Soğuk Savaş sonrası değişen sistem BM’nin hâkim güçlere dayanan işleyişini sekteye uğrattı. BM kararları çatışmaları sonlandırmayı bırakın çatışmaları daha da körükledi. Dünya barışı giderek kalıcılıktan uzaklaştı. BM Güvenlik Konseyi’nin veto yetkisi olan beş daimî üyesi kendi menfaatlerini insanlığın önüne koydular. Bu anlayış BM’yi işlevsiz hale getirdi ve BM giderek tartışılır hale geldi.
ABD liderliğinde yeni BM
Barış Kurulu üyeliği, Başkan tarafından katılmaya davet edilen devletlerle sınırlı. Kurulun ilk başkanı Donald J. Trump. Dolayısıyla davette kendisinden geliyor. Bununla yetinmiyor Trump. Başkan, Barış Kurulu’nun misyonunu yerine getirmek için gerekli veya uygun olduğu durumlarda, bağlı kuruluşları oluşturma, değiştirme veya feshetme konusunda münhasır yetkiye sahip.
Yetkilerin bittiğini mi sanıyorsunuz. Çok iyimsersiniz. Başkan, gerekli veya uygun gördüğü durumlarda alt komiteler kurabiliyor ve her bir alt komitenin görev tanımını, yapısını ve yönetim kurallarını belirleyebiliyor.
Başkanın geleceği de belirlenmiş. Başkanın değiştirilmesi ancak gönüllü istifa veya Yönetim Kurulunun oy birliğiyle belirlediği yetersizlik durumunda gerçekleşebiliyor. Bu durum Kurula, ABD Başkanlarının ömür boyu başkanlık edeceğini garanti altına alıyor.
Bitti mi? Tabii ki bitmedi. Yönetim kurulu, başkan tarafından seçiliyor. Başkan tarafından görevden alınabiliyorlar ve başkanın takdirine bağlı olarak yenilenebiliyorlar. Başkan, kurul tüzüğünün yorumlanması ve uygulanması konusunda nihai yetkili. Kurul, başkanın gerekli veya uygun gördüğü bir zamanda feshedilebiliyor.
ABD BM’den vazgeçti
ABD, bu yılın hemen başında, 31’i BM bünyesinde olan toplam 66 uluslararası kuruluştan hem katılımını hem de finansmanını geri çekti. BM finansal olarak da sıkıntı içerisine girdi. Geri çekilmenin nedeni olarak bu kuruluşların ABD çıkarlarına hizmet etmemesi gösterildi.
"Uluslararası sistemin en üst örgütü, bir ülkeye hizmet etmek için mi var olmalı?" sorusunun cevabı için en güzel örnek Milletler Cemiyeti. Milletler Cemiyeti salt İngiltere ve Fransa’ya hizmet ettiği için ayakta kalamamıştı.
Buradan başka bir sonuç daha çıkar. ABD’nin her noktasına hükmettiği Uluslararası Barış Kurulu ne kadar yaşar?