Yeni düzen: Paydaş kapitalizmi

Osman Ata ATAÇ
Osman Ata ATAÇ İŞLETMECİLİK SOHBETLERİ oaatac@gmail.com

Eğer kariyerimizi işletmeci ünvanlıyla yürütüyorsak ve hepimizin şirket sahibi olmamız olanaklı olmadığına göre, çoğumuz bir örgütte, şu veya bu seviyede, şu veya bu kadar insanın amiri ve büyük ihtimalle daha az sayıda insanın mamuru olarak çalışan kişilerizdir. Bu çalışmalarımızı da kendimizi, amirlerimizi, işletmemizin paydaşlarını (stakeholders) memnun mutlu ve mesut kılmak için yapıyoruz. Yeni olduğu ileri sürülen düşünce salgın sonrası, ‘yeni’ düzende paydaş kavramını çok daha fazla genişleterek ‘çağdaş kapitalizmi) olarak tanıtılan düzene geçmek.

Benim gençlik yıllarımda insanlar, kurumlar ve ülkeler kapitalist ve sosyalist diye ikiye ayrılıp birbirlerinin gırtlaklarına sarıldıkları için bu kapitalist lafı benim neslime çok aşina bir laftır. Sosyalizm ise kapitalizme karşı olan bir ekonomik düşüncenin adıydı ve o zamanların Sovyetler Birliği önderliğinde propagandası yapılırdı. Sosyalizm sevenler kapitalizmi övenleri “kahrolsun faşizm”, kapitalizm yandaşları solcuları “Moskova’ya” feryatlarıyla eleştirirlerdi. Kimse kapitalizm nedir? Sosyalizm nedir? Faşizm nedir? Hem kapitalist bilinen hem sosyalist tanınan ülkelerde görülen polis devleti nedir? Gibi sorulara cevap aramadan ve tanımlar vermeye fırsat bulmadan insanlar birbirlerini öldürmeye başladılar veya başlatıldılar ve Türkiye’de bu katliam bir askeri darbeyle mucizevi bir hızla? bitti.

Öyle görünüyordu ki serbest piyasa ekonomisi olarak 16. Yüzyıldan bu yana anlatılan, üretim araçlarına özel mülkiyetin sahip olmasına ve bu araçları kar etmek amacıyla işletmesine taraftar kapitalizm bunun aksine üretim araçlarına proletarya veya köylü sınıfının sahip olması ve bunları onların temsilcilerinin işletmesi fikrine dayalı bir rejim olan sosyalizm karşısında özellikle Sovyetler Birliğinin dükkan kapatması ve bazı komünistlerin ümidi Çin’in sınıf savaşı iddiasını bırakmasıyla sanki galip geldi.

Bu galibiyetle global kapitalizm veyahut global ekonomi kavramları ortaya atıldı. Onun da tam ne olduğu anlaşılamadı ama teknolojinin önderliğinde inanılmaz hacimlere ulaşan üretim miktarlarının emilebilmesi için pazarların büyütülmesi mecburiyeti ortaya çıktı. Özellikle yerel pazar veya bölgesel ticaret anlaşmalarıyla bir bölge pazarına sıkışmış iş kolları arzın talebi aşmasıyla sıkıntılara düştüler[1]. Otomotiv, hava-deniz taşımacılığı, balıkçılık, gibi birçok sektörde arz talebi aşmış vaziyette. Global ekonomi sayesinde büyütülen pazarlardan heveslenen yatırımcıların işlerini büyütmek amacıyla yaptıkları yatırımlar pazarlar tarafından eritilemeyecek miktarda hizmet ve ürün üretiyorlar. Bunun doğal sonuçları artan stoklar, rekabette artış ve adil rekabetin çökmesi, işsizlik, ücretlerde düşüş veya yetersiz artış, ekonomik büyümenin düşmesi veya ekonomilerin küçülmesi ve işletme karlarının düşmesi olarak sıralanıyor.

Özellikle pandemi sonrası için arz fazlalığına ek olarak iklim değişikliği ve çevre tahribatı ile yoğunlaşan tüketici tercih ve davranışlarında değişiklikler global ekonomi destekçilerinin umduğu büyüme ve karlılığın sürdürülebilir olmaması olasılığının en azından tartışılmasını zaruri kılıyor. Global kapitalizmin sıkıntıları olduğunu görmemek için biraz yavaş olmak lazım. Bu nedenle artık ümidimiz Global kapitalizm yerine paydaş kapitalizmde.

Global kapitalizm veyahut ne içinde bulundukları rejime ne isim verirseniz verin işletmelerin uzun dönem düşünceye sahip, piyasalardaki iniş ve çıkışlara hazırlıklı ve performanslarını daha yüksek seviyelere taşıma konusunda durmak dinlenmek bilmeden uğraşmaları halinde krizlerden daha güçlü bir şekilde çıkacaklarını bilen bilmeyen herkes yazdı çizdi. Bu üç şeyin yani, 1.Uzun dönem düşünce, 2. Beklenmedik durumlara karşı öngörü ve planlama, 3.Performans artırımına odaklanmanın, sıkıntılı durumlarda işletmelerin çok işine yaradığını zaten biliyorduk. Peki, bu neredeyse asırlık bulgulara ne oldu da paydaş kapitalizmi diye başka bir model çıktı ortaya?

Hiçbir şey olmadı. Bu genel ilkeler hala geçerli. Değişen pazarlarda da eğer tüketiciler satın alma davranışlarını çok büyük ölçüde değiştirmezler, harp darp çıkmazsa şok edici sürprizler beklenmiyor. Olan şey üretimin arz fazlası dolayısıyla ağır baskı altına girmesi. Her ne kadar inovasyon ve teknolojik sıçramalara bağlı olarak yeni ürünler piyasaya sürülüyor, eskiler tu kaka ilan edilerek pazarlar büyütülüyor, tüketici kredileri ‘piyasalara can suyu’ laflarıyla artıkça artıyorsa da eninde sonunda tüketicilerin sayısı da belli, önemli yenilikler içermeyen eski ürünlerin yeni versiyonlarına olan iştah da belli, ahalinin daha ne kadar borca giremeye dayanacağı da. Eninde sonunda iş arz talep dengesine dayanacak. Dediğim gibi şu anda birçok üründe arz talebin üstünde. Bu ise kapitalizmin işletmelere dikte ettiği, olmazsa olmaz dediği büyümenin karşısında en büyük engel. Dünya genelinde global kapitalizmin ağız değiştirerek paydaş kapitalizmi diye bağırması bundan.

Aslında fikrin yeni bir tarafı yok. Benim öğrencilik yıllarımdan bu tarafa işletmelerin ülkelerdeki önemli işlevlerini ‘doğru’ yürütmeleri için yapmaları gereken şeyler arasında bu paydaşlara hizmet fikri vardır. Söz gelimi işletmelerin ‘müşterilere, tedarikçilere, topluma, vs., faydalı vatan ve millete’ hizmet edecek şekilde çalışmaları bildim bileli standart tavsiyedir. Realitede olup bitenlere bakınca işletmelerin bu öğretiye çok da uydukları söylenemez.

Sizlere belki biraz ‘vahşi kapitalist’ söylem gibi gelecek ama işletmeleri sermaye yaratır. Sermaye yatırdığı kaynaklara en fazla getiri getireceğine inandığı alana yatırım yapar. Yani işletme, sermaye sahiplerine onların başka yerden kazanacaklarının üstünde bir dönüşüm sağlayamazsa ya seçim yanlıştır o işletmenin kapatılması gerekir ya da işletmeyi yönetenler bu işi beceremiyorlardır gitmeleri lazımdır.

Bu nedenle işletmeler daha doğrusu işletmeleri yönetenler pozisyonları gereği işletmeyi var eden sermayeye hizmetle yükümlüdürler. Bu sistemde ülkelerin iki temel ekonomik aktivitesi olan servet yaratma ve servet dağıtma işinden servet yaratma işini ‘özel sektöre’, servet dağıtma işini de ‘düzenlenmiş piyasalara’ bırakan kapitalizm, global veya öbür türlü uygulamalarda sıkıntı çekiyor. Paydaş kapitalizmi denilen şey buna bir reaksiyon. Ne sıkıntısı mı çekiyor? Kısacası şu: Servet hakkaniyete uygun dağıtılamıyor. Bu halkı fena halde kızdırıyor. Özellikle demokratik ülkelerde bu iktidar sahiplerini ve düzeni sıkıntılara sokuyor. Çare: Paydaş kapitalizmi.

Denilen özetle şu: Servet dağıtımı işini sırf devlet düzenlemelerine bırakmayalım işletmeler de yüklensin devlet düzenlemelerle bu işin altından kalkamıyor. Peki kim bu paydaşlar? Üç kategoride sıralanıyorlar: 1. Emekçiler, yöneticiler, yönetim kurulu üyeleri ve hissedarlar gibi işletme içinde bulunanlar; 2. Müşteriler, tedarikçiler, dağıtım kanalları, işletmeye finansman sağlayan kurumlar gibi işletme dışında olan fakat işletmeyle direkt ilişki içinde olanlar; 3. Resmî kurumlar, cemiyet, çevre gibi işletme dışında fakat işletmenin operasyonlarından etkilenen ve onları etkileyen varlıklar.

Paydaş kapitalizmi diyor ki: “Efendiler işletmede sermaye sahiplerine yeteri kadar hizmet ediyorsunuz. Gayri diğer paydaşlara da hizmet etmenin vaktidir. Yoksa servet dağıtımındaki adaletsizlikler nedeniyle yaratılan baskılar karşısında geleceği belli olan milli ve global düzenlemeler karşısında zor durumda kalacağız.” Dolayısıyla işletmelere aşağıdaki tavsiyelerde bulunuluyor:

1: İşletmenin mali performansı dahil tüm paydaşların uzun dönem mali çıkarlarına hizmet edecek şekilde çalışmalar yapın;

(Manası: Sırf sermaye sahipleri daha fazla para kazansın diye uğraştığınız yeter. Diğer paydaşlara da mali olanaklar sağlayın. Söz gelimi ücretleri arttırın, tedarikçilerinize daha iyi teklifler yapın, dağıtıcılarınızı da madden memnun edin)

2: Doğal çevreyi iyileştirmeye yönelik girişimlerde bulunun;

(Manası: Artıklarınız, hava kirliliğine katkınız, toprak ve suyu kullanımınız gibi çevreyi etkileyen konularda hem düzeltmelere gidin hem de olumsuz etkileri kaldıracak yeniliklere yatırım yapın.)

3: Tüm paydaşların örgüt[2] ve kişiler olarak sağlıklı ve esenlik içinde yaşamalarını sağlayın;

(Manası: Başta çalışanlarınız olmak üzere tüm paydaşlarınızın ve örgütünüzün sağlığını ilerletmek için yatırımlar yapın.)

4: Tüm paydaşların yeteneklerini geliştirmelerine yardımcı olun;

(Manası: Başta çalışanlarınız olmak üzere tedarikçi ve dağıtıcılarınızın örgütsel ve kişisel yeteneklerini arttırmak için yatırımlar yapın.)

5: Tüm paydaşlarla olan ilişkilerde onların memnuniyetini esas alın.

(Manası: Öyle çalışın ki üç guruptaki paydaşların hepsi sizinle olan ilişkilerinden memnun olsunlar.)

Devam edeceğim. Kolay gelsin ve

Sağlıcakla kalın

Kaynaklar:

[1] Söz gelimi çelik endüstrisinde Dünya arzı dünya talebinden 361 Mt. Fazla bunun 181 Mt.si Çinin fazlası.

[2] Örgütsel sağlık bir örgütün ortak hedeflerde anlaşabilmesi, hedeflere ulaşmak için gerekeni yapabilmesi ev değişen koşullara adaptasyon sağlayabilmesi olarak tanımlanıyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Evlerden dışarı 20 Ekim 2021
Nostalji 13 Ekim 2021
Güç 06 Ekim 2021
Çağrı 22 Eylül 2021
Sistem 15 Eylül 2021
Bir ataş ver! 08 Eylül 2021
İnsan gücü idaresi (2) 18 Ağustos 2021
İnsan gücü idaresi 11 Ağustos 2021