Yeni ittifaklar devri

Zeynep GÜRCANLI
Zeynep GÜRCANLI Yedi Düvel zeynep.gurcanli@dunya.com

20. yüzyıla damga vuran Soğuk Savaş bitti derken, 21. yüzyılın Soğuk Savaşı’nın ilk adımları atılmaya başlandı bile. ABD’nin 20 yıllık bir işgalin ardından Afganistan’dan çekilmesi bir milat. Bunu ABD’nin -en azından askeri olarak - Irak’tan çekilmesi izledi.

Washington, bir yandan Ortadoğu’yu boşaltırken, diğer yandan artık nereyi hedef alacağını da iyiden iyiye ortaya koymaya başladı; Uzak Asya.

Nitekim, tarih kitaplarının, 2021 Eylül ayını 21. yüzyılın soğuk savaşının somutlaştığı hafta olarak yazmasına aday gelişmeler yaşandı dünyada geçen hafta.

AUKUS : BATI İTTİFAKINDA KRİZ

Kritik gelişme, AB D, Avusturya ve İngiltere’nin AUKUS olarak anılan üçlü güvenlik antlaşmasını 15 Eylül’de açıklamaları oldu. ABD’nin Çin’i Pasifik’te çevreleme politikasının bir ürünü olarak nitelenebilecek antlaşma, beklendiğinin aksine, Çin ya da güvenlik alanında giderek yakınlaştığı Rusya’dan çok, Batı İttifakı’nda kriz yarattı.

AUKUS çerçevesinde Avustralya’nın Fransa’dan alacağı denizaltıları iptal edip, İngiltere ve ABD’yle nükleer güçle çalışacak denizaltı antlaşmasına vardığını açıklaması, Paris’i çileden çıkardı.

O kadar ki, Fransa’nın Avustralya ve ABD’deki Büyükelçileri istişareler için geri çekildi.

İşin bir başka ilginç boyutu, Fransızlar’ın “neden İngiltere’deki Büyükelçiyi geri çekmedikleri” üzerinden incelemeye değer. Fransa Dışişleri Bakanı bu soru sorulduğunda, “İngiltere’nin zaten oportunist olduğunu biliyorduk. Büyükelçi çekmeye bile gerek yok” mealinden bir yanıt verdi.

Bu durum aslında İngiltere’nin Brexit ile AB’den ayrılmasının Batı ittifakında son iki yıldır üstü örtülmeye çalışılan, devasa bir güvenlik krizi yarattığının da göstergesi. İngiltere’nin AB’deki eski partnerleri yerine, Atlantik ötesindeki müttefiklerine güvenlik açısından meyletmesi belli ki Avrupalılar, özellikle de Fransızlar tarafından hazmedilebilmiş değil.

Batı İttifakı’ndaki kriz sadece AUKUS’la ve Fransa’nın diplomatik teamülleri aşan tepkisiyle de sınırlı değil; Pek çok NATO ülkesinin, Amerikalılar’ın tek başlarına Taliban’la masaya oturup, Afganistan’dan kendileriyle doğru dürüst istişare etmeden çekilmesinden de rahatsız oldukları, ancak “ittifak ilişkileri hatrına” çok fazla gürültü yapmadıkları yazılıp çiziliyor epeydir. Fransa’nın infiali, pek çok Avrupalı ülkenin de “söyleyemediklerinin” açığa vuruluşu gibi oldu aslında.

Ancak Fransa’ya yönelik “silah ticareti darbesi” bununla da sınırlı değil; Fransa’nın İsviçre’ye Rafale savaş uçağı satma hevesi de yarım kaldı. İsviçreliler -Türkiye’nin dışlandığı - F-35 savaş uçakları satın almayı tercih ettiler. Tam da seçimler yaklaşırken, Macron’a darbe üzerine darbe.

İRAN, ŞANGAY ÖRGÜTÜ’NE KATILDI

Batı ittifakı Fransa’nın “küstüm size” diye özetlenebilecek tavrını konuşadursun, soğuk savaşın diğer cephesinde çok önemli bir gelişme yaşandı. Çin ve Rusya’nın önderliğini yaptıkları Şangay İşbirliği Örgütü’ne geçen hafta İran resmen “tam üye” olarak katıldı.

1979’daki İslam devrimi sonrasında “bağımsız” politika izlemeye karar veren ve herhangi bir ittifaka katılmayan İran için bu bir ilk; Tahran yönetimi daha önce Şangay’da gözlemci statüsündeydi. Ancak artık, “tam üye” sıfatıyla karar alma mekanizmasında söz sahibi de olabilecek.

İran’ın Şangay örgütüne üyeliği aslında kolay olmadı; İran’ın Afganistan ve Orta Asya politikalarından endişe duyan örgüt üyesi Tacikistan, uzun süre Tahran yönetiminin Şangay Birliği’ne dahil olmasına karşı çıkmıştı. Ancak belli ki, ABD’de Biden’ın yönetime gelmesiyle birlikte -en azından söylemde- ittifakı sıkılaştıran Batı’ya karşı, Rusya ve Çin, İran’ı da  yanlarına almak istemişler. Bu açıdan bakınca, Rusya’nın arka bahçe gibi gördüğü Tacikistan’ı “ikna etmek” çok zor olmamıştır elbet Moskova için.

TÜRKİYE NE YAPACAK?

21. yüzyılda uluslararası alanda ittifaklar oluşup, saflar sıklaşırken Türkiye’deki mitinglerde “bağımsız politika” nutukları atan Ak Parti yöneticilerinin ise, giderek Batı’ya yaklaştığı aşikar. Özellikle de Rusya’nın İdlib’deki sıkıştırması artarken, Karabağ ateşkes anlaşmasında olmasına rağmen Ruslar Nahçivan ile Azerbaycan’ı birleştirecek kara/demiryolu konusunda ayak sürürken, Libya’da Ankara-Moskova restleşmesi büyürken, manevra şansı da az zaten Ankara’daki hükümetin. Nitekim, Soçi’de yapılacak Erdoğan-Putin toplantısından da fazla birşey beklememek gerek. Soçi’nin sonucunun, AK Parti’nin Suriye’de Rusya’nın istediği yönde bir adım daha atıp, zaman kazanmaya çalışmasından fazlası olması pek mümkün görünmüyor; Tabi o da Putin Ankara’ya o zamanı tanımak isterse....

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
ABD seyahati bilançosu 28 Eylül 2021
Nereden nereye… 07 Eylül 2021