Yeni nesil gazetecilik ve reklam tartışmaları

Ussal ŞAHBAZ
Ussal ŞAHBAZ Global İşler Ussal@me.com

Dünya Gazetesi’nin 42. yılını kutladığımız bu hafta sosyal medyaya gazeteciliğe dair tartışmalar damgasını vurdu. Her şey Nevşin Mengü’nün vitamin takviyesi instagram reklamına Faruk Bildirici’nin “etik değil” itirazıyla başladı. Bildirici “gazeteci reklam yapmaz, bir reklamın içinde de bulunmaz” diyor. Mengü ve Mengü’ye yakın saf tutan Cüneyt Özdemir, Oben Budak gibi isimlerse; medya düzeni değişti, artık eski medya düzeninin kuralları burada geçerli değil diyor. Tartışma o kadar yayıldı ki, eczacılardan da “Internet’ten satılan ilaçların yüzde yüzü sahtedir” açıklaması geldi. Gördüğünüz gibi bu tip tartışmalarda kaçınılmaz olarak herkes kendi mesleği, jenerasyonu ya da yaptığı işe bağlı olarak pozisyon alıyor. Biz bu tartışmaya yol aşan yapısal nedenleri ve global dijital ekonominin dönüşümünü inceleyelim.

Eskiden gazete, radyo ve TV’den oluşan geleneksel medya haberciliği aslında bir ürün paketiydi. Bu paketin içinde haber, yorum ve reklam var. Haber ve yoruma erişmek için okur/izleyici reklama maruz kalır. Zira TV’ler bedava, gazetelerin de gazete ücreti ile ayakta durması mümkün değil (bu nedenle koskoca Financial Times her ay milyon dolarlık yat reklamları yayınladığı How to Spend It ilavesini kuşe kâğıda basıp bedava dağıtır). Bu sistem içinde medya organının haber servisi haber yapar, köşe yazarı yorum yapar, reklam servisi de reklam alırdı. Bu ayrımların Anglosakson dünyasında daha net, ülkemizde daha muğlak olduğunu biliyoruz ama işler aşağı yukarı böyle işlerken kurulmuş bir gazetecilik meşruiyet sistemi vardı.

Son 15 yılda sosyal medya ile bu meşruiyet sistemi tepetaklak yıkıldı. Dijital reklamcılık hacmi geçen sene ilk kez geleneksel reklam kanallarını geçmiş bulunuyor. Dünyada dijital reklamcılık pazarının %70’i Google ve Facebook’un elinde. Bu şirketlere para kazandırmadan kendi mecranıza reklam alamıyorsunuz. Zira dijital reklamlardaki espri doğru kişiye doğru reklamı göstermek. Bu kişilere dair veriler de Google ve Facebook’ta. Hal böyle olunca parayı da onlar kazanıyor. Bu yeni düzende, geleneksel medya organları sadece okur/dinleyici/izleyici kaybetmedi; dijital dünyaya göçseler bile reklam gelirleri neredeyse ortadan kalktı.

Para kazanamayan bir işletme ne yapar? Ya kapanır ya da bir zengin veya devlet tarafından finanse edilir. ABD’de Washington Post’un Amazon’un sahibi Jeff Bezos, Atlantic’in Steve Jobs’ın mirasçısı Powell Jobs tarafından satın alınması sürpriz değil. Dünyanın her yerinde geleneksel medya organları ya zengin bir ailenin korumasına girdi ya da siyasi iktidar veya yabancı fonlar (bazen de bunların kombinasyonu) tarafından fonlanarak ayakta kalma yoluna gitti. Mesela Güney Afrika’da medyanın önemli bir kısmı eski başkan Zuma’nın yolsuzluk partneri Gupta Ailesi’nin kontrolüne geçti. Dünyada medya yandaş/muhalif eksenine hapsoldu.

Sosyal medya bireysel gazetecilere bu geleneksel medya organlarının dışında varolmanın da önünü açtı. Eğer gazetenin reklam servisi artık tüm gazetecilerine geçimini sağlayacak kadar maaş verecek reklam alamıyorsa, Youtube/Spotify/Substack gibi mecralar sizin hem izleyici/dinleyici/okurlarınıza ulaşmanızı hem de gelir elde etmenizi sağlıyorsa artık her gazeteci bir medya organı olabilir. Nevşin Mengü ve Cüneyt Özdemir’in yaptığı da tam olarak bu. Ancak bu platformlarda gelir dağılımının ne kadar bozuk olduğunu dikkatten kaçırmayalım. Mesela Spotify’da ABD’deki asgari ücret kadar para kazanmak için 3,5 milyon kez dinlenmek gerekiyormuş. Bu kanallardan yayın yapıp para toplamaya yarayan Patreon platformunda yer alanların sadece %2’si asgari ücret kadar para kazanabilmiş. Yani bu düzende yıldızlar iyi kazanıyor ama tabana yayılan organize bir gazetecilik faaliyetini döndürecek bir ekonomi ortaya çıkmıyor. Geleneksel medya mecralarından “dijital abonelik” yöntemini başarıyla kullananlar da var. Mesela New York Times 10 milyon ücretli aboneye ulaştı. Fakat bunların yarıdan çoğunun ABD dışından olduğunu unutmayalım. İngilizce olmayıp dijital abonelikle ayakta duracak kritik hacme ulaşabilen ana akım bir medya organı benim bildiğim kadarıyla yok. Ölçek tutmuyor.

Nevşin Mengü, Google’ın kurduğu yeni medya düzenine ayak uymayı başarmış. Reklam alırken reklam aldığını da açıkça belirtmiş. Onun da evine ekmek götürmek için bir yol bulması lazım. Ancak gazeteciliğin bu düzende finansal açıdan sürdürülebilir olmaktan çıktığı ortada. Bu sonucu eleştirirken kişileri değil de sistematik nedenleri tartışsak belki sosyal medyada tık alamayız ama çözüme yönelik adımlar atabiliriz.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Kaplan devri bitti mi? 13 Mayıs 2022