Yeni normallerimiz

A. Levent ALKAN
A. Levent ALKAN aleventalkan@gmail.com

23 Nisan 2020 Meclis’in açılışının 100. yılıydı. Evlerimizde, balkonlarımızda, bahçelerimizde de olsa, ecdadı yad edebildik. Başkomutan Mustafa Kemal, karşı duruşuyla anıtlaşmış Fevzi Paşa, Çanakkale kahramanı Cevat Paşa, İstanbul Meclisi Mebusu Rauf Orbay, zekâsı ve çalışkanlığıyla İsmet Paşa ya da ismini sayamadığımız diğerleri; hepiniz yüreklerimizde sonsuza dek yaşayacaksınız. Bu arada, Atatürk ile ilgili olumsuz yorumlar da, durmak yorulmak bilmeden, devam etmektedir. Bunlara ben; ABD’nin Vietnam’daki yerli halka karşı acımasızlığını anlatan Müfreze filmini ve “Türk’ün Ateşle İmtihanı” kurtuluş savaşı belgeselini seyretmelerini öneririm. Bu kahramanların ne büyük bir işler başardıkları ayan beyan ortadadır. Dostlar, “bunları 80 milyon Türk insanının tükürükleriyle boğmak mümkündür”, deyip geçelim.

Gazi, 5 Ağustos 1921 tarihinde TBMM’den sadece 3 ay için olağanüstü yetki istemiştir. Bugün meclisi devre dışı bırakan bir Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi (CHS) ile yönetilmekteyiz. Sağlıkta şiddet, COVID-19 günlerinin en sık tartışılan konusudur. Hiç vakit kaybetmeden sağlık çalışanlarını güvence altına alabilen yasal düzenlemeleri uygulamaya alabilmeyi herkes istemektedir. Sağlıkta şiddet yasası için muhalefet bir yasa teklifi ile gelmiştir. Teklif hükümetçe reddedilmiştir. Hükümet kendisi yeni bir yasa ile tekrar gelmiş, onaylamış ve uygulamaya koymuştur. Bakalım sahada uygulamalar nasıl işlemektedir? Önceki gün, Karadeniz Teknik Üniversite’si hastanesinde, “bayan doktorun oksijen tüpüyle darp edilmesi” hadisesi yaşanıyor. Zanlı tutuksuz yargılanıyor. Bayan doktor Twitter hesabından korkularını ve işe nasıl güvenle gidip gelebileceğini paylaşıyor. Buradan şunu anlamak mümkündür: TBMM’nin iradesini devre dışı bırakmış olmak, sorunu çözmüyor. Nitekim ülkenin birçok tartışmalı, birbiriyle çelişik sorunu devam etmektedir. Bugünün Türkiye’sindeki yeni normal CHS’dir. Bana sorarsanız, toplumların deneye yanıla buldukları ideal yönetim “yasama, yürütme, yargı ile tarafsız bir basın” ibaret sistemdir.

COVID-19 sonrası yeni normallerimiz neler olacak, bir göz atalım...

1- Şu ana kadar salgınla mücadeleyi iyi götürdük. COVID-19 bize insani değerlerimizin önemini bir kez daha hatırlatıyor. AB, ABD, Asya ülkeleri ve diğer ülkelerden Türkiye’ye dönmek isteyenlerin sayısı 40 bini aştı. Salgın günlerinin Türkiye’sinden tüm insanlığa umut pompalanıyor adeta. Sosyal dayanışmamız, yardımlaşmamız, paylaşma kültürümüz bizim yeni normalimiz oldu. Oysa bu durum, bugünün dünyasının da en zayıf halkasını oluşturmaktadır.

2- Avrupa Birliği ülkelerinde Brexit ile netlik kazanan milliyetçilik eğilimi, salgın sonrasında daha da hız kazandı. Yeni normal uluslararası birlikleri zayıflatıp, milliyetçilikleri ön plana çıkartırken; Türkiye’de de Cumhuriyet’in o ilk yıllarındaki Türk milliyetçiliği zayıflayıp yerini, ümmetçiliğe terk ediyor.

3- Yeni normal küresel enflasyon mu? Hayır, dolar arzı ile talebi dengede yürümeye devam edecek. Bu bizim için de sürebilecek bir gerçek olacak. Doların aşırı değerli nitelik kazanması, ABD’nin dış satım dezavantajıdır. Korumacılık ve otoriter yönetim anlayışı, küreselleşme ve demokratikleşmenin yerine geçerse, Amerikan doları güç kazanabilir. Bu durumda güçlü dolar yeni normalimiz olacaktır.

4- Ürün bazında yüksek dış bağımlılığımızın belimizi bükmesi yeni normalimiz olacaktır. Dacota ay çekirdeğinden buğday arpa yeşil mercimeğe kadar geniş bir tarım ürünü yelpazesinde dışa bağımlılık hakimdir.

5- Dış bağımlılık yeni normalimiz olurken, bazı ürünlerde fiyat sert artışlarımız da kaçınılmaz olacaktır. Böylece yıllık enflasyonun çift haneli seyri de, COVID-19 günleri için normalimiz olabilecektir.

6- Ham petrol fiyatlarında geri çekilme sert oldu. COVID-19 krizi aşılana dek bu düşük seviler sürdürülecek. Ham petrol ithalatçısı Türkiye’nin eli çok rahatlayacak. Dış ticaret açığımızdaki payı 55 milyar ABD Doları düzeylere çıkabilmiş olan enerji ithalatımız için 20 milyar ABD Doları seviyeler yeni normallerimiz olacaktır.

7- Turizm gelirinin olmadığı bir dış ticaret dengesiyle yüzleşmek zorundayız. Turizm gelirimizin olamadığı bir denge arayışımız yeni normalimizdir.


Eski yeni çatışıyor. Olanla olması gereken karışıyor. Bilim ekonomiyle yarışıyor. Dünya tek vücut olmuş; bir tedavi, bir ilaç ya da bir aşı için gece gündüz çalışıyor. Sektörlerde yeni normaller de unutulmuyor; ilaç, sağlık, elektronik ticaret, telekomünikasyon, tarım; COVID-19’lu günlere baş tacı oluyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar