Yeni otomotiv ekosisteminde Çin ve ABD rekabetinde durum ne?
2025 verilerine göre Çin otomotiv sektörü üretim, satış ve ihracatta dünyada liderliğe yükselirken, ABD’yi de otomotiv sektöründe geride bırakmış gözüküyor. Çin 34,5 milyon araç üretip 34,4 milyon satarken, ABD yaklaşık 10 milyon üretim ve 15,5 milyon satış gerçekleştirdi. Çin’in ihracatı 7 milyon aracı aşarken ABD’nin ihracatı 0,8 milyon civarında kaldı.
Otomotiv sektöründe son dönemde öne çıkan ABD-Çin ayrışması
Üretim liderliği açısından bakıldığında Çin, ABD’nin üç katından fazla üretim gerçekleştirerek küresel liderliğini pekiştirdi. Satış gücü tarafında ise Çin, 24 milyon adetlik binek araç satışıyla dünyanın en büyük otomotiv pazarı konumuna gelirken; ABD, 15,5 milyon adet satışla ikinci sırada yer aldı.
İhracat tarafında fark daha da belirginleşiyor. Çin’in araç ihracatı 7 milyon adedi aşarak ABD’nin yaklaşık 10 katına ulaştı. Özellikle 2,6 milyon adetlik elektrikli araç ihracatı, Çin’in küresel rekabet gücünü önemli ölçüde artırdı. ABD’nin ihracatı ise 795 bin araç seviyesinde kaldı.
Elektrikli araç dönüşümünde de Çin, 16,5 milyon adetlik EV üretimiyle açık ara dünya lideri konumunda bulunuyor. ABD’de elektrikli araç yatırımları hızla artmasına rağmen, üretim ve satış hacmi açısından Çin’in gerisinde kalıyor.
Pazar dinamikleri açısından değerlendirildiğinde ise ABD iç pazarı yüksek kârlılığını korurken, ihracat bariyerleri küresel rekabet gücünü sınırlıyor. Çin’de ise yoğun rekabet ve fiyat savaşları, üreticileri dış pazarlara daha agresif şekilde yönlendiriyor.
Stratejik açıdan değerlendirildiğinde, ABD’nin önceliği otomotiv sektöründe ihracat performansını güçlendirmek ve elektrikli araç dönüşümünde rekabet avantajını korumak olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda, yeni ticaret anlaşmaları ve yüksek katma değerli elektrikli araç teknolojilerine yönelik yatırımlar kritik önem taşıyor.
Çin tarafında ise elektrikli araç ihracatındaki hızlı büyüme dikkat çekiyor. Ancak bu yükselişin, özellikle Avrupa ve Orta Doğu pazarlarında daha güçlü regülasyon baskıları ve korumacı politikaları beraberinde getirmesi bekleniyor.
Bununla birlikte Çin’in ihracat hacmindeki artış, otomotiv yan sanayi ve elektrikli araç tedarik zincirinde küresel rekabeti daha da sertleştiriyor. ABD’nin ise daha çok ileri teknoloji, yazılım, batarya teknolojileri ve yüksek katma değerli elektrikli araç çözümleriyle farklılaşma yaratabileceği görüşü öne çıkıyor.
Batarya üretimi
2025 verilerine göre Çin’in toplam üretim kapasitesi 900 GWh’ye yaklaşırken ABD’nin kapasitesi 58 GWh civarında yer alıyor. Çin, küresel elektrikli batarya pazarının %69’unu kontrol ediyor.
2025 itibarıyla Çin, kritik hammadde tedarikinde küresel lider konumda bulunuyor. Çin, nadir toprak elementlerinin %69’unu üretirken, bu hammaddelerin yaklaşık %90’ını işliyor. ABD ise 60 kritik mineralin %80’ini ithal ediyor; özellikle lityum, kobalt ve grafit gibi batarya metallerinde Çin’e bağımlı durumda. Bu durum ABD açısından ciddi jeopolitik ve ekonomik riskler yaratıyor.
Bu çerçevede ABD için kritik hammadde tedarikini çeşitlendirmek ve yerli üretimi hızlandırmak kritik önem taşıyor. Çin tarafında ise aşırı kapasite ve fiyat rekabeti risk oluştururken, ihracat pazarlarında regülasyon baskısının artması bekleniyor. Çin’in batarya ihracatındaki büyüme, otomotiv ve enerji depolama yatırımlarında rekabeti artırırken; ABD’nin teknoloji odaklı yatırımları ise yeni iş birliği fırsatları sunabilir. ABD’de 60 kritik mineralin büyük bölümünde yüksek ithalat bağımlılığı bulunurken, olası bir ithalat kesintisinin ABD ekonomisine 64 milyar dolara kadar zarar verebileceğine yönelik çalışmalar öne çıkıyor.
Çin ise nadir toprak elementlerinde küresel üretim ve rafinaj lideri konumunda bulunuyor. Ayrıca lityum, kobalt, grafit ve nikel gibi batarya metallerindeki rafineri kapasitesi sayesinde küresel elektrikli araç tedarik zincirinde belirleyici bir rol oynuyor. Çin, 2025 itibarıyla 4,25 milyar adet lityum batarya ihracatı gerçekleştirdi.
