24 °C
Osman AROLAT
Osman AROLAT AROLAT'tan osman.arolat@dunya.com

Yeni Türkiye’nin değişmesi gereken üretim yapısı

Yazılarımda zaman zaman Bayram Ali Eşiyok’un çalışmalanının yer aldığı makalelerine değiniyorum. Söz edeceğim makalesi, Herkese Bilim dergisinde yayınlanmış. Ekonomimizin temel sorununun düşük ve orta teknoloji açmazı olduğunu net ve açık  şekilde ortaya koyuyor. Yeni Türkiye’nin değişmesi gereken bir üretim yapısı olduğunu belirtirken,  rakamlarla altını çizdiği tabloyu önümüze sürüyor. 

Eşiyok’un yazısında yer verdiği tabloda, sürekli söz etmemize karşın, ekonomimizin üretken olmayan sektörlerde ağırlığının arttığını, buna karşın yüksek teknolojili ürünlerin katma değer ve üretim paylarının düşük kalmaya devam ettiğini, tesis sayısı olarakta binde 3’ler seviyesinde olduğu görüyoruz. Bunun da bizim ekonomimizin üretim ve dış ticaret yapımızın temel risklerini oluşturduğunu, bunun sonucunda sanayide sorunlarımızın artıp derinleştirirken, dışa bağımlılığımızın artığı ortaya çıkıyor.

Ali Eşiyok çalışmasında önce sektörlerin tesis sayılarının toplam içersinde paylarını yüzde olarak ele alıyor. Üretim değerlerinin ve katma değerlerinin paylarına da  Eurostat, NACE teknoloji sınıflandırması ve TÜİK verilerine dayanarak kendisi tarafından hesaplandığını açıklıyor.

Tabloda yer aldığına göre yüzde 15.6 ile giyim eşyaları imalatı tesis sayısında ilk sırada yer alırken, üretim değerinin yüzde 6.2, katma değerinin yüzde 7.2 olduğu belirtiliyor. Tesis sayısı açısından ikinci sıradaki Gıda imalat sektörünün payı ytzde 12.1. Üretim değeri yüzde14.6, katma değeri ise yüzde 11.7. Üçüncü sırada yer alan Mobilya sektörünün tesis oranı yüzde 10.9, üretim değeri yüzde 2.1, katma değeriise yüzde 2.6.

Teknolojik açıdan Türkiye imalat sanayiinin 2013 yılı verilerine göre değerlendirilmesinin sonuçları ise şöyle:

Düşük teknolojili tesislerin toplam içindeki payı yüzde 61.4. Buna karşın üretim değeri yüzde 39.4, katma değeri yüzde 39.6 olarak ortaya çıkıyor.Düşük orta teknolojili tesislerin toplam içersindeki payı yüzde 29.9, üretim değeri yüzde 34.3, katma değere ise yüzde 30.9 olarak tabloda yer alıyor. Orta-Yüksek teknolojili tesislerin payı 8.4 iken, üretim değeri yüzde 24, katma değeri yüzde 26.2 olarak açıklanıyor. Tabloda yüksek teknolojili tesis sayısı binde 3 iken. Üretim değeri yüzde 2.2, katma değeri yüzde 3.3 olarak yer alıyor.  

Ali Eşiyok’un çalışmasıyla ortaya çıkan tablo, üretim yapımızın oluşumunu ortaya koyarken, imalat sanayiinde üretim ve katma değer payları son derece düşük bir yapının hakim olduğunu gösteriyor. Bu sonuç yapısal sorunlara yol açan bu durumdan kurtulmak için yeni bir siyasi irade ile, yeni bir kalkınma modelini ivedilikle ihtiyacımız olduğunun zorunluluğunu ortaya koyuyor.

Bana göre de ülkemiz üretiminde  katma değerli ve rekabetçi ürünlerin  artması ve ülkemiz insanının refahı için böyle yeni bir kalkınma modeline uygun reformları hayata geçirerek yola devam etmemizin gerekliliği  gündemimizin ilk sırasında yer almalıdır.