Yeni yıla nasıl girersen öyle geçer (mi?): Türkiye kredi notu

“Kan kırmızısı bir göğün altın­da, siyah ve beyaz bir kalabalık toplanmış. Kollar birbirine kenetlen­miş; kitle seçilmiş. Gazeteler yazmış: doğruysa doğru… Ayrılsak bile ikiye, üstesinden gelebiliriz birlikte. Sen­den başka hiçbir şey değişmedi – yıl­başı gününde.” U2

Türkiye, yeni yıla kredi derecelen­dirme kuruluşlarının açıklamalarıy­la giriyor:

* 23 Ocak Cuma günü Fitch ve Mo­ody’s, 2026 yılının temposunu belir­leyecek.

* Standard & Poor’s ise 17 Nisan’da akışı şekillendirecek.

Gürültü neden bitmiyor? Enflasyonun istatistiksel çerçevesi

Ekonomi yönetimi uluslararası te­maslarla işi baştan sıkı tutmayı seçti. Zira dezenflasyon programı ile ilgili bir türlü iflah olmayan bir gürültü söz konusu. Türkiye’de gıda fiyatlarının dalgalı seyri, TÜFE sepetinde beşte bir ila dörtte bir gibi yüksek bir ağır­lığa sahip olması nedeniyle enflasyon tahminlerini zorlaştırıyor.

* Aylık enflasyonun oynaklığı %1,8 seviyelerinde bulunuyor.

* Gıda fiyatlarının kendi başına %2,7 oynaklığa sahip olması, tahmin kapasitesini ciddi biçimde sınırlıyor.

İlaveten akaryakıt fiyatlarını içe­ren ulaştırma endeksindeki oynak­lık %3 ile gürültüyü daha da artırıyor. Enerjiye maruz konut grubundaki oy­naklık ise %2,4 ile gıdaya yakın sey­rediyor. Bu gruplardaki oynaklık, gö­reli olarak düşük ağırlıklarla kısmen kompanse ediliyor. Aksi halde akarya­kıtta oynaklık %4, konut enerjisinde ise %4,5 düzeyinde. Kira kalemi, sevi­ye yüksekliğine rağmen, oynaklık açı­sından endeksin en güçlü dengeleyici unsurlarından biri.

Bu tablo şunu söylüyor: %1,5’lik bir aylık hedef, istatistiksel olarak %-2,1 ile %5,1 arasında bir hedef tahtasına karşılık geliyor. Dolayısıyla Ocak ayı enflasyonu %4 civarında gelse bile, bu tek başına patikanın bozulduğu anla­mına gelmez.

Verilen mesaj: Trend yerli yerinde duruyor

Bunu bildiği için ekonomi yönetimi New York ve Londra temaslarında ik­tisadi faaliyetin canlılığını koruduğu­nu (hızlanma anlamında değil, daya­nıklılık anlamında!) ve dezenflasyon eğiliminin beklenen patikadan sap­madığını vurguladı.

Bütçe disiplininin dezenflasyon gö­zetilerek yürütüldüğü, yıl ortasında tıpkı yıl başındaki gibi yönetilen ve yönlendirilen fiyat ayarlamalarının enflasyon patikasıyla uyumlu biçim­de belirleneceği ifade edildi. Cari den­gedeki kalıcı iyileşme ise finansman kompozisyonunu belirgin şekilde ra­hatlatmış durumda.

Yeni yıla nasıl girersen öyle geçer (mi?): Türkiye kredi notu - Resim : 1

Küresel zemin: Risk iştahı açık

23 Eylül 2024 tarihli “Aşkın Sonu­na Kadar” ve 10 Şubat 2025 tarihli “Trump – Bessent Tandemi” başlık­lı yazılardaki ana çerçeve korunuyor: Türkiye’nin döviz borçlanma maliyeti düşüş eğiliminde.

1 Küresel tarafta Trump’ın politika­ları piyasalarda risk iştahını des­tekliyor.

Yerel tarafta bütçenin dengeli yö­netimi borç geri ödeme kapasite­sini güçlü tutuyor.

Cuma günü Bloomberg Termina­li’nde HOT fonksiyonunun kıp­kırmızı ekranında küresel özel sek­tör tahvillerinde kredi makaslarının 2007’den bu yana en düşük seviyelere indiği flaşlandı. Yani küresel kredi pi­yasaları, 2008 krizi öncesi değerlere yakın bir rahatlık alanında.

Bu durum Bloomberg’ün son çalış­malarıyla da örtüşüyor: Küresel şirket tahvillerinde getiri primleri 103 baz puana kadar gerilemiş durumda. Yük­sek arz, güçlü talep tarafından emili­yor; 2026 küresel kredi piyasaları için güçlü bir başlangıç yapılıyor.

Türkiye fiyatlaması: İçeride gürül­tü, dışarıda talep

Benzer bir ayrışma Türkiye için de geçerli. İç piyasada yerel karşılık bul­makta zorlanan program, uluslararası finans profesyonelleri tarafından ilgi görüyor.

Bloomberg Terminali’nde 2026 so­nunda TCMB politika faizi beklenti medyanı %28 seviyesinde. Goldman Sachs, enflasyon eğiliminin olumlu seyrettiğini belirterek %20 yıl sonu enflasyon beklentisini koruyor. Buna karşılık iç piyasada bazı yerel ekono­mistler %23 üzeri tahminlerde bulu­nuyor. Küresel kredi makasına benzer biçimde Türkiye CDS’i de 2018’den bu yana en dar seviyelerine gerilemiş durumda.

Sonuç: Notun önünde giden fiyatlama

Daha önce de vurguladığımız gibi, bütçeyi ekonomiyi donduracak şekil­de daraltmak marifet değildir. Gelir ve gider tarafının birlikte değerlen­dirilmesi gerekir. Giderlerin aşırı da­raltılması, gelir tarafını doğrudan za­yıflatır.

Kamu maliyesi içsel (endojen) de­ğişkenlerden oluşan bir yapıdır. Bu denge gözetilerek yürütülen politika seti, ülkenin borç ödeme kapasitesi­ni korurken bütçe açığını milli gelire oranla %3 sınırına kadar indirmiştir. Bu seviye, bir dönem revaçtaki şimdi unutulmaya yüz tutmuş “Maastricht Kriteri”dir. Faiz dışı denge, önümüz­deki dönemde fazla vermeye başlaya­caktır.

İç ve dış konjonktürün bileşimiy­le Türkiye’nin risk primi (CDS) 220 baz puan seviyelerine kadar iyileş­miş durumda. Bu CDS düzeyi, Türki­ye için daha yüksek bir kredi notunu ima ediyor.

Derecelendirme kuruluşlarının olumlu yöndeki açıklamaları sürecek­tir. 2026 yılına girerken değişen bir şey yok: Gürültü yüksek olabilir; fa­kat fiyatlama sakin, sabırlı ve ileriye bakıyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar