Yeni zirve döngüsü mü, hikâyenin sonu mu?

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Altın fiyatları son dö­nemdeki rekor yükse­lişin ardından, özellik­le Fed’in olası faiz artırımı yö­nünde şahin tonda algılanan mesajlarının fiyatlaması ve güçlenen dolar etkisiyle birlik­te ani biçimde gelen sert geri çekilme, ekonomistler arasın­da izleyen dönem için yön ko­nusunda belirgin bir görüş ay­rılığına yol açtı. Ons altın, Fed faiz beklentileri ve güçlü dola­rın etkisiyle Kasım 2025'ten beri ilk kez kritik 4.000 dolar eşiğinin aşağı doğru kırarak 3 bin 971 dolar/ons’u görerek son 7 ayın en düşük düzeyine geriledi.

Özellikle son iki yılda artan jeopolitik riskler, merkez ban­kası alımları ve para politika­sındaki belirsizliklerle birlik­te tarihi bir yükseliş yaşayan altın fiyatlarındaki sert düşüş, piyasada “yeni zirve döngüsü mü, kalıcı düşüş mü?” sorusu­nu gündeme getirdi. Daha ön­ce Hürmüz Boğazı’nın kapa­tılması üzerine petrol fiyatla­rındaki yükselişle ters orantılı biçimde düşüşe geçen altın fi­yatlarında bu trend, ateşkes ve barış anlaşmasına rağmen, Fed’in 17 Haziran toplantısın­da faizi sabit tutma kararı son­rasında ani ivme kazandı.

Fed, politika faizini yüzde 3,50- 3,75’te sabit tutarken, şahin tonda algılanan açıklamanın altına olumsuz etkisi izleyen günlerde daha da arttı. Dolarda güçlenme yaşanırken, 24 Ha­ziran’daki sert düşüşle ons al­tın fiyatı uzun süre sonra 4 bin doların, gram altın fiyatı 6 bin TL’nin altına indi. Altında ya­şanan sert düzeltme, daha ön­ce 6-8 bin dolarlık ons ve 8-10 bin TL’lik gram altın tahmin­lerinin yaygın taraftar buldu­ğu Türk ekonomi çevrelerinde “Yeni zirve döngüsü mü, yük­selişin sonu mu, geçici soluk­lanma mı?” tartışması başlattı.

Altında tarihi tırmanış dönemi

Uzun süredir küresel finans sistemindeki kırılganlıkların en net yansıdığı varlıklardan biri haline gelmiş olan altında özellikle pandemi sonrasın­da yükseliş başlamıştı. Pande­mi döneminde (2020–2022) merkez bankalarının genişle­yici para politikaları, düşük fa­iz ortamı ve artan likidite, altı­nı güçlü bir yukarı trend içine sokmuştu. Bu dönemde altın hem enflasyona hem de siste­mik risklere karşı “sigorta var­lığı” olarak öne çıktı.

Altında asıl baş döndürücü yükseliş ise daha çok son iki yılda yaşandı. Rusya-Ukray­na savaşının uzaması ve artan küresel bloklaşma eğilimleri, Orta Doğu gerilimi, ABD–Çin stratejik rekabeti gibi faktör­ler altının jeopolitik risk pri­miyle birlikte fiyatlanmasına yol açtı. Bu aşamada altın, sa­dece ekonomik değil, politik belirsizliğin de taşıyıcısı hali­ne geldi. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin merkez banka­larının altın alımlarını artır­ması, piyasada yapısal bir ta­lep tabanı oluşturdu. Dolar re­zervlerine alternatif arayışı, altının “stratejik rezerv varlı­ğı” rolünü güçlendirdi. Bu üçlü yapı, altın fiyatlarını tarihsel olarak yüksek bir banda taşı­dı ve yükselişi daha kalıcı ha­le getirdi.

Aralık 2024 ortalamasın­da 2.632,18 dolar olan ons al­tın fiyatı, Aralık 2025 ortala­masında 4.344,23 dolara yük­seldi. Bu yıl 28 Ocak itibarıyla ons altın yaklaşık 5.594 dolar­la tüm zamanların en yüksek düzeyi olarak kayda geçti, ay ortalamasında ise 4.677,19 do­lar oldu. Aylık ortalama bazda şubatta 5.054,61 dolar olan ons altın, ABD/İsrail-İran savaşı­nın yaşandığı mart ayı ortala­masında 4.819,16 dolara, ateş­kese rağmen gerilimin zirvede olduğu nisanda 4.721,32, ma­yısta 4.591,85 dolara geriledi. Ons altın fiyatı son günkü sert düzeltmeye rağmen 1-24 Ha­ziran ortalamasında 4.264,04 dolar düzeyinde oluştu.

Gram altının ortalama baz­da Aralık 2024’te 3.041,08 TL olan, Aralık 2025’te 6.030,79 TL’ye yükselen fiyatı bu yıl şubatta 7.515,92 TL’ye kadar yükseldikten sonra martta 7.259,39 TL, nisanda 6.835,34 TL, mayısta 6.741,91 TL’ye ge­riledi ve haziranın ilk 24 gü­nü ortalamasında 6.337,80 TL düzeyinde oluştu.

Yükseliş hikâyesi bozuldu mu?

Analistlere göre son geri çekilme, altındaki uzun vadeli trendin sona erdiği anlamına gelmiyor. Ancak piyasa aktörleri arasında beklenti ayrışması belirginleşmiş durumda. Yükselişin devamını öngören “Boğa” senaryosunun temel dayanağını “Merkez bankalarının altın alımlarının sürmesi, jeopolitik risklerin kalıcı hale gelmesi, küresel borçluluk ve enflasyon endişeleri” oluşturuyor.

İzleyen dönemde ABD ekonomisinden gelecek kötü bir büyüme verisi veya istihdamda olası sert bir kırılma, Fed’in faiz artıramayacağını, aksine ekonomiyi kurtarmak için faiz indirmek zorunda kalacağını gösterirse, altın çok sert bir geri dönüş olası görülüyor. Altında düzeltme ve zayıflamanın devam edeceğini içeren “Ayı” senaryosunda ise “Güçlü dolar rejiminin devamı, faizlerin uzun süre yüksek kalma olasılığı ve küresel risk iştahının toparlanması” argümanları öne çıkıyor.

Bir kısım analist ise altın fiyatlarının tarihsel olarak büyük yükselişlerin ardından mutlaka bir “sindirme” dönemine girdiğine işaret ederek, aşağı yönlü yeni hareketi yükseliş trendinin sonuna gelinmesinden çok “yüksek bant içinde yeniden fiyatlama” süreci şeklinde nitelendiriyor. Bu görüşe göre altın piyasasında yaşanan son hareket, uzun bir yükseliş hikâyesinin sonu olmaktan çok, bu hikâyenin temposunun değiştiği bir evreye işaret ediyor. Yapısal talep güçlü kalmaya devam ederken, kısa vadeli düzeltmelerin varlığı trendi zayıflatmaktan çok, daha dalgalı ama daha kalıcı bir forma dönüştürüyor.

Tutanaklar önemli!

Fed toplantı tutanakları açıklandığında, Başkan Kevin Warsh'ın basın toplantısındaki “şahin” (sıkı para politikasını destekleyen) mesajlarından farklı bir algı oluşması olasılığına da işaret ediliyor. Tutanaklardan Warsh’ın söylemlerine kıyasla daha yumuşak (güvercin) veya tam tersi daha sert bir hava uyanması, tutanaklara yansıyan görüş ayrılıkları, ekonomik detaylar ve risk analizleri ve geleceğe yönelik ipuçlarından “güvercin” bir ton çıkması durumunda piyasada farklı bir algı oluşabileceği, bunun da altın fiyatlarına yansıyacağı belirtiliyor.

Buna göre Warsh’ın piyasayı sarsan şahin tonunun ardından, tutanakların satır aralarında aranacak olan “erken gevşeme veya faiz tavanı” sinyalleri piyasalarda Warsh’ın yarattığı algıyı yumuşatabilecek. Ancak tutanaklar komitenin genel olarak daha da şahinleştiğini gösterirse satış baskısı derinleşecek.

Sert düzeltmeye ne yol açtı?

Altındaki sert düşüşün ana nedeni, piyasanın Fed'in faiz artıracağına inanması. Uzmanlara göre kâr realizasyon ve dolar etkisi olmak üzere başlıca iki güçlü faktör etkili. Uzun süreli yükselişin ardından yatırımcıların pozisyon azaltması, fiyatlarda aşağı yönlü baskıyı artırırken, ABD ekonomisine ilişkin güçlü veri akışı ve faizlerin uzun süre yüksek kalabileceği, hatta bu yıl içinde Fed’in en az bir faiz artırımına gidebileceği algısı, dolar endeksini destekleyerek altın üzerinde baskı yarattı.

Fed’in şahin tonda algılanarak fiyatlanan açıklamaları, 8 Temmuz’da açıklanacak toplantı tutanakları yayımlandığında daha net anlaşılacak. Ancak reel faizlerin yukarıda kalma ihtimali artık fiyatlandı ve bu da getirisi olmayan varlıklar üzerinde klasik bir baskı mekanizması oluşturdu. Bazı piyasa göstergeleri, altının kısa vadede aşırı alım bölgesine girdiğine işaret ediyordu. Bu durum, düzeltme hareketinin teknik olarak da “kaçınılmaz” hale gelmesine neden oldu.

Üç temel olasılık

Son dönemde bireysel yatırımcıların da önemli oranda tercih ettiği altının yeni bir yükseliş dalgasının eşiğinde mi, yoksa uzun bir yüksek fiyat konsolidasyonu dönemine mi girdiği geniş bir kitleyi yakından ilgilendiriyor.

İzleyen dönemde altın fiyatlarının olası seyri konusunda yapılan analizlerden şu üç temel olasılık öne çıkıyor.

Yeni zirve döngüsü mü, hikâyenin sonu mu? - Resim : 1

Yazara Ait Diğer Yazılar