YEP’te görünenler ve örtülü ifade edilenler...

Alaattin AKTAŞ
Alaattin AKTAŞ EKO ANALİZ ala.aktas@gmail.com

Daha önceki adıyla orta vadeli program, şimdiki adıyla yeni ekonomi programı... Bu programlar eylül sonu-ekim başı gibi açıklanıyor ve gelecek üç yılın hedeflerini, ekonominin yol haritasını ve bu yıllar için neler öngörüldüğünü ortaya koyuyor.

Geleceğe dönük olan bu programlar haliyle içinde bulunulan günlerle pek ilgilenmiyor.

2021-2023 dönemine ilişkin yeni ekonomi programının hedeflerine bakarken ve yapılan açıklamaları, değerlendirmeleri dinlerken dalıp gitmişim...

Bir grup insan gezinti teknesiyle denize açılmış; çoluk çocuk, genç yaşlı, kadın erkek, çalışan emekli; her kesimden insan var. Bir süre sonra hava bozmuş, eğlence kabusa dönmeye başlamış. Daha beteri var, ardından tekne alabora olmamış mı; herkes suyun içinde ve can derdinde. Neyse ki hemen bir başka tekne yanaşmış. Denizdekiler tam kurtulduklarını düşünürken teknedeki “Biraz bekleyin” demiş:

“Bakın şu uzaktaki devasa bir yat var ya, birazdan o gelecek, o yatta duş da var, tertemiz havlular var, yiyecek dünyalar kadar, sıkın dişinizi, daha iyi koşullarda kurtulacaksınız.”

OVP ya da YEP, bana nedense hep bu çağrışımı yapıyor. Bugün için hiçbir şey yok, yarın için süslü süslü bir dizi vaat!

İyi de ben bugün nefessiz kalmışım, boğuluyorum; söylenen ne, bekle!

“Bu programlar sonraki yıllar için, mevcut dönemle ilgisi yok ki” denilebilir; doğrudur da ama Türkiye bu programlarda hangi yıl hedefine ulaşabilmiş, denizde can havliyle feryat edenleri o güzel yata ne zaman çıkarabilmiş ki!

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın dünkü sunumda dile getirdiği, yeterli olup olmadığı elbette tartışılabilecek pandemi destekleri kuşkusuz yeni ekonomi programı kapsamında ele alınıp değerlendirilemez. Bu destekler olağandışı bir sürecin zaten başta düşünülmeyen destekleriydi.

Hedefleri tutturmak şimdi çok daha zor

Adettendir, 2021-2023 dönemine ilişkin yeni ekonomi programının hedeflerine ve bu yıl için yapılan tahminlere bir göz atacağız.

Ama önce şunu vurgulamadan geçmemek gerek. Öylesine kritik bir süreçteyiz ki, bırakın birkaç yıl sonrayı, bir-iki ay sonrasını görme şansımız yok. Pandemi dolayısıyla her şey bir anda yeniden alt üst olabilir. Örneğin bu yıl 10.3 milyar dolarda kalacağı tahmin edilen seyahat gelirlerinde önümüzdeki üç yılın hedefi sırasıyla 19.8 milyar, 29.8 milyar ve 35 milyar dolar ama 2023 yılında 35 milyar dolara çıkmamızı bıçak gibi kesecek etkenler ortaya çıkabilir. Bunun Türkiye’nin bazı adımları doğru ya da yanlış atmasıyla da hiçbir ilgisi yok; pandemi bir insanlık sorunu çünkü. Türkiye’ye en çok turist gönderen ülkeler “Hayır, kapıları kapattım” dese, elimiz kolumuz bağlı otururuz.

Benzer sorunlar dış ticaret için de gündeme gelebilir; taşımacılık için de...

Neyse ki yabancının artık satabileceği çok fazla menkul kıymet, dolayısıyla çıkarabileceği fazla döviz kalmadı ama portföy yatırımı çekemezsek yine döviz kıtlığından kurtulamaz ve varsaydığımız kur düzeyinin çok uzağına düşebiliriz.

Döviz bulamazsak 2021’de yüzde 5.8’e çıkarmayı, sonrasında yüzde 5’te devam ettirmeyi umduğumuz büyüme için kaynağı nereden buluruz, bu soru da yanıtsız.

Dolarda son üç ay ortalaması 7.51 olabilir mi?

Dayanacak birkaç veri oldu mu, yeni yeni sayılara erişmek tabii ki mümkün. Yeni ekonomi programlarında dolarla ilgili bir düzey zikredilmez ama kur hesabı yapmak çok kolay.

GSYH’nin cari fiyatlara göre TL bazında düzeyi de var, dolar bazında düzeyi de. Böldünüz mü bu iki değeri, alın size dolar kuru varsayımı.

YEP’e göre bu yılın tümü için varsayılan ortalama kur 6.91. Bu yıl için başlangıç tahmini 6 liraydı ama şimdi tahmin 6.91 olarak revize edilmek zorunda kalındı.

Ama acaba 6.91’i tutturmak mümkün mü? Elbette mümkün; şöyle:

Yılın ilk dokuz ayındaki ortalama dolar kuru 6.71; yılı 6.91 düzeyinde tamamlayabilmek, kalan üç aydaki ortalamanın 6.51 olmasına bağlı. Olur mu, neden olmasın; ama zor olur!

Dolarda 2021 için öngörülen ortalama kur 7.68. Yani bu yılın 6.91’i tutarsa yüzde 11.1’lik bir artış yaşanacak.

2021’de GSYH deflatörü, yani yıllık ortalama enflasyon yüzde 9.9 olarak öngörüldüğüne göre yüzde 11.1'lik kur artışıyla bir uyum var.

Büyümede iki senaryo...

GSYH’de bu yılki gerçekleşmeye ilişkin temel senaryo yüzde 0.3’lük büyümeye dayandırıldı. Ancak, pandemi dolayısıyla sıkıntıların yeniden büyümesi olasılığına karşı kötümser ikinci bir senaryo olarak ekonomide yüzde 1.5 daralma beklendiği de ifade edildi.

Bu iki varsayıma göre yılın ikinci yarısında ne beklendiğine bakalım.

Türkiye ekonomisi ilk çeyrekte yüzde 4.4 büyüdükten sonra ikinci çeyrekte yüzde 9.9 daralmış ve böylece ilk altı aydaki daralma yüzde 3.1 olarak gerçekleşmişti.

Şu durumda yılı yüzde 0.3 büyümeyle kapatabilmek, ikinci altı ayda yüzde 3.2’lik büyüme gerçekleştirmeye bağlı.

İkinci senaryo olan yüzde 1.5’lik küçülme durumunda ise yılın ikinci yarısında sıfır düzeyinde bir oran (yüzde 0.1 küçülme) söz konusu olacak demektir.

TÜFE’de yüzde 10.5 tutmaz!

YEP’te TÜFE’nin bu yıl yüzde 10.5 düzeyinde gerçekleşeceği tahminine yer veriliyor. Bu tahminin tutması neredeyse olanaksız.

TÜFE ilk sekiz ayda yüzde 7.29 arttı. Yüzde 10.5 artışta kalmak, son dört aydaki artışı yüzde 2.99’da tutmakla mümkün.

Ama geçmiş yıllar bize son dört ayda bu oranda kalmanın hiç de kolay olmadığını gösteriyor. Son 18 yılın ortalaması, eylül-aralık dönemindeki artışın yüzde 4.02 düzeyinde oluştuğuna işaret ediyor.

Hele hele son dönemde döviz kurunda ortaya çıkan etkinin fiyatlara giderek daha çok yansıyacağı düşünülürse yüzde 2.99 mucize bir oran olarak karşımıza çıkıyor.

Tahminimiz, bu yılın son dört ayında da toplamda en az yüzde 4 fiyat artışı yaşanacağı ve böylece yılın yüzde 11.5-12.0 arasında kapatılacağı yönünde.

İşsizliğe de değinmiş olalım!

Mevcut işgücü istatistiklerinin işsizliği ölçmekten çok uzak kaldığı ortada. Dolayısıyla işsizliğe şöyle bir değinip geçmenin yeterli olduğunu düşünüyorum.

Bu yıl yüzde 13.8 olarak tahmin edilen işsizliğin de, 2021 için yüzde 12.9 olarak öngörülen oranın da pek önemi yok.

Ölçüm sisteminin cilvesi ve kapsama alınmayanların bir sonucu olarak işsizlik yüzde 10 da çıksa önemli değil, yüzde 15, hatta 20 de.

Türkiye’de işsizlik şu an en az yüzde 30’larda seyrediyor, hatta kimi hesaplamalar daha yüksek oranlara işaret ediyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar