6 °C
Vahap MUNYAR
Vahap MUNYAR İŞ DÜNYASINDA DİYALOG vahap.munyar@dunya.com

‘Yerli Malı Belgesi’ alabilmek için yüzde 51 şartı var

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nden (TOBB), “Türkiye’de Yerli Malı Belgesi Uygulaması” başlıklı bir bilgilendirme notu geldi.

TOBB, bu bilgilendirme notunu “Türkiye’de önüne gelen ‘yerli belgesi’ alabiliyor mu?” başlıklı yazım üzerine gönderdi.

Söz konusu yazıda Makina İmalatçıları Birliği (MİB) Başkanı Emre Gencer’in Başkan Yardımcıları Mustafa Bozkurt, Burç Angan, Sayman Mustafa Erol ve Genel Sekreter Sefa Sadık Aytekin’le birlikte düzenlediği toplantıda verdiği şu mesajı öne çıkarmıştım:
- Bazı ithalatçı firmalar, temsilcisi oldukları makinalara küçük dokunuşlar yapıp ülkemizde “yerli belgesi” alabiliyor. Bu belge ile kamu ihalelerine “yerli” gibi girebiliyor.

TOBB, bilgi notunda öncelikle “Yerli Malı Belgesi” mevzuatını anımsattı:
- Ülkemizde “Yerli Malı Belgesi” uygulaması, 2002 yılında çıkan 4734 No’lu Kanunun 63. Maddesine dayanılarak Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanıp 13 Eylül 2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğ çerçevesinde yürütülüyor.

Belgeyi veren iki adrese işaret edildi:
- İmalatçılar, üye oldukları TOBB veya Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu’na (TESK) bağlı odalara başvuruyor. Odalar, bu başvuruları değerlendiriyor.

Başvuruların TOBB ve TESK tarafından hazırlanan sistemler üzerinden kontrol edildiği vurgulandı:
- Kontrol edilip onaylanan başvurular için odalar tarafından “Yerli Malı Belgesi” düzenleniyor.

Bu noktada kapasite raporlarına dikkat çekildi:
- Firmaların “Yerli Malı Belgesi”ne başvurabilmeleri için TOBB tarafından onaylanan “sanayi kapasite raporu”na sahip olmaları gerekiyor. Bu aşamada, “Kapasite raporu” ile “Yerli Malı Belgesi” arasındaki uyum kontrol ediliyor.

Sanayi ürünleri için mevzuatta yer alan “gerekli şartlar” şöyle sıralandı:
• Bakanlığın düzenlediği “Sanayi Sicil Belgesi”ne sahip işletmeler tarafından üretilmeli. Belgedeki “üretim konusu” içeriğinde yer almalı.

• Tamamen Türkiye’de üretilen veya elde edilen ürünler ile üretim sürecinin önemli aşamaları, ekonomik yönden gerekli görülen en son esaslı işçilik eylemi Türkiye’de yapılmalı.

• Ürünün yerli katkı oranı en az yüzde 51 olmalı.

Ardından şu noktanın altı çizildi:
- Bu 3 şartın bulunması halinde “Yerli Malı Belgesi”, ilgili oda tarafından verilir.
Mevzuattaki şu noktaya kayıt düşüldü:
- İşletmelerin “Yerli Malı Belgesi” başvurularında “Yerli Katkı Oranı Hesap Cetveli” doldurması zorunluluğu var.

Maliyet belirlemeye esas teşkil eden formları firmanın muhasebeci, mali müşavir veya yeminli mali müşavirinin doldurduğuna vurgu yapıldı:
- Odalar bu belgeleri teknik eksperler vasıtasıyla inceleyip uygun olanlara belge düzenliyor.
TOBB’un bilgi notundaki şu cümlenin altını çizdim:
- Sistemin en önemli denetleyicilerinden biri, “Yerli Malı Belgesi” alan firmanın aynı iş kolundaki rakipleri.

TOBB, sistemi şöyle savundu:
- Bu sistemin ülkemizde yerli sanayinin gelişmesine çok önemli katlı sağladığı ve sağlayacağı düşünülüyor. Halen kamu alımlarının yüzde 49’u bu sistemle gerçekleşiyor. Doğrudan alımlar dahil yüzde 100’ü hedeflemek gerekiyor.

Sözün kısası TOBB, “Yerli Malı Belgesi”nin her önüne gelene verilmediğini belirtiyor…

Bu durumda birilerinin Makine İmalatçıları Birliği’ni (MİB) sistemin doğru işlediğine inandırması gerekiyor…

Bankacılık sektöründe yabancıya kapıyı fazla açık tutma pişmanlığı var mı?

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, önceki gün düzenlediği bilgilendirme toplantısında Anadolu’da iş insanlarıyla sohbetlerinden bazı bölümleri paylaştı:
- Anadolu’da en çok şikayeti özel bankalardan duyuyorum. Kamu bankaları ise çok takdir topluyor.

Bazı özel bankaların borcunu kapatmaya çalışan iş insanlarına ceza uyguladığına ilişkin şikayetler aldığını belirtti:
- Bu tür cezalar ticaret ahlakına da sığmaz. Özel bankaların artık bir karar vermesi gerekiyor. Plaza bankacılığı mı yapacaklar, piyasa bankacılığı mı?

Kamu bankalarının son dönemlerde piyasanın nabzını daha iyi tuttuğunu kaydetti:
- Her sektör gibi bankacılık sektörü de dönüşmeli. Özel bankalar müşteri odaklı çalışacak şekilde dönüşüm geçirmeli.

Bu noktada kamu bankalarıyla ilgili geçmişte gündemde olan özelleştirme planlarını anımsadı:
- Allah’tan sayın Cumhurbaşkanımız Başbakanlığı döneminde kamu bankalarının özelleştirilmesi planına izin vermedi.

Albayrak, bu noktada şu soruyu ortaya attı:
- Bankacılık, stratejik midir?

Soruya yanıtı şöyle oldu:
- Bana göre stratejik…

Albayrak’ın bu sözlerini dinlerken 2001 krizi sonrasında bankacılık sektörüne yabancı sermayenin yoğun girişiyle ilgili tartışmaları anımsadım. Tartışmanın odak noktası şöyleydi:

• Bankacılık sektöründe yabancıların payı konusunda bir sınırlama olmalı mı?
• Özel de olsa bir bankanın tamamının yabancıya satılması doğru olur mu?

Ardından da toplantıda sorma fırsatı yakalayamadığım şu soru kafama takıldı:
• Banka sahipliğinde yabancı sermayenin önünün çok açık tutulması konusunda bir pişmanlık söz konusu mu?

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap