Yeşil ve dijital dönüşümün temeli 5G

DİDEM ERYAR ÜNLÜ
DİDEM ERYAR ÜNLÜ YAKIN PLAN didem.eryar@dunya.com

Dünya Ekonomik Forumu (WEF), 5G’nin COVID-19 döneminde ekonomi ve çevre açısından artan önemini ortaya koyan bir analiz yayınladı. 5G teknolojisinin çevrimiçi çalışma, eğitim ve sosyalleşme ihtiyacını karşılama konusunda çok önemli bir rol üstlendiğini ortaya koyan analize göre, salgından daha güçlü çıkmak ve iklim değişikliği gibi zorlukların üstesinden gelmek istiyorsak, hükümetlerin 5G’nin potansiyelinden yararlanmak için daha fazlasını yapması gerekiyor.

Analiz, Ericsson Başkanı ve CEO’su Börje Ekholm’ün değerlendirmelerini temel alıyor. Ekholm, 2020 yılında sabit geniş bant tüketici kullanımının günde ortalama iki buçuk saat, mobil cihazlarda ise bir saat arttığını söylüyor. Ericcson Hareketlilik Raporu, beyaz yakalıların video konferans kullanım oranının yüzde 60 artış kaydettiğini ortaya koyuyor. WEF, küresel anlamda 5G kullanım artışındaki temel nedenleri ise şöyle sıralıyor:

- SAĞLIK: Tele sağlık acil bakım kullanımında yüzde 490 oranında artış;

- SOSYALLEŞME: Online oyunlarda yüzde 75 oranında artış;

- PERAKENDE: Online işlemlerde yüzde 74 oranında artış.

Dijital evrimin 5G yatırımları ile hızlanması gerek

Analizde göre, aşı uygulamaları yaygınlaşsa da, bundan sonra dünyanın pandemi öncesi statükoya dönerek ilerleyemeyeceği ortada, dolayısıyla, sadece dijital evrime devam etmekle kalmayıp, bu dönüşümün 5G yatırımları ile hızlandırılması gerekiyor.

Dolayısıyla, 5G teknolojisini, eşitsizlikleri azaltmak, ekonomik ve çevresel zorlukları aşmak için kullanmak istiyorsak, hükümetlerin hala gitmeleri gereken uzun bir yol olduğunu söyleyebiliriz. Yüksek hız özelliği ile Nesnelerin İnterneti ve yapay zeka gibi teknolojileri çok daha etkin bir konuma getiren 5G, işletmelerin verimli, düşük maliyetli, düşük emisyonlu çözümler üretmeleri açısından çok önemli bir platform niteliğinde.

Börje Ekholm, 5G kullanımının sadece iş dünyası için değil, tarım sektörü açısından da çok önemli bir rol üstlendiğini söylüyor. Sensör ve IoT teknolojilerinin kullanımı, ürün verimliliğini artırdığı gibi, su kullanımı başta olmak üzere, doğal kaynakların tüketimini de önemli ölçüde azaltıyor.

İsviçre potansiyeli gördü

Avrupa Komisyonu da, geniş bant ve 5G’nin, ekonomide yeşil ve dijital dönüşümün temelini oluşturduğunu açık bir şekilde ortaya koyuyor. 5G, ulaşımdan, enerjiye, sağlıktan eğitime, sanayiden tarıma her alanda yeşil ve dijital dönüşümün anahtarı niteliğinde.

Bugün, AB ülkeleri dahil, İsviçre’nin 5G’de yakaladığı hızı yakalayabilen ülke sayısı son derece sınırlı.

İsviçre’nin sabit ve mobil telekomünikasyon operatörü ve internet servis sağlayıcısı Swisscom 2019 yılında Avrupa’nın ilk 5G ticaret ağını kurdu ve bugün ülke nüfusunun yüzde 90’ı 5G teknolojisine ulaşabiliyor.

İsviçre 5G’nin sağladığı ekonomik rekabetçiliğin faydalarından da net bir şekilde yararlanıyor. VR ile desteklenen online eğitim; azalan karbon emisyonları, 5G’de hızlı davranmış olmanın en somut sonuçları.

5G’yi demokratikleştirmek

Ericsson tarafından gerçekleştirilen rapora göre, hükümetlerin ağ dağıtım maliyetlerini karşılamak için iletişim endüstrisi ile birlikte çalışabildiği ülkelerde, 5G’nin ekonomik ve çevresel faydalarını erken görme olasılığı daha yüksek. Dolayısıyla, hükümetlerin kendilerini yatırım katalizörleri olarak görmeleri ve işletmelerin 5G üzerinde çalışmaya başlamalarından kaynaklanan ekonomik ve çevresel faydalara odaklanmaları gerekiyor. Çünkü, önümüzdeki dönemde bölgeler ve ülkeler arasındaki dijital uçurumu engellemenin en iyi yolu 5G’yi demokratikleştirmekten geçiyor.

Ekonomide büyük avantajlar yaratacak

Dijital teknolojiler bugün küresel emisyonların sadece yüzde 1.4’üne neden oluyor. Oysa 2030’a kadar küresel emisyonları yüzde 15 oranında düşürecek güce sahipler. Yapılan araştırmalara göre, 5G teknolojileri 2035 yılına kadar küresel anlamda 22.8 milyon yeni istihdam alanı yaratırken, 3.8 trilyon dolarlık ek gelir yaratabilir. Dijital teknolojinin riskleri de var. Bu teknolojileri geliştiren ülkeler ile geliştiremeyen ülkeler arasındaki eşitsizliklerin artacak olması, bu risklerin başında geliyor. Ericsson'un öngörülerine göre, 2026 yılı sonunda dünya genelinde 5G abone sayısı 3.5 milyara ulaşacak. Fakat bu abonelerin yüzde 80’i Kuzey Amerika’da olurken, sadece yüzde 5’i Sahra Altı Afrika’da olacak. 2030 yılında, dünya genelinde istihdamın üçte ikisi 5G’ye bağlı olacak.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar