Yine, yeniden, yeni varlık barışı

Bumin DOĞRUSÖZ
Bumin DOĞRUSÖZ HUKUKA GÖRE bumin.dogrusoz@dunya.com

Türkiye’de yerleşiklerin yurt dışında önemli miktarda para ve menkul değerlerinin bulunduğu bilinen bir vakıadır. Yurt dışındaki bu kıymetlerin yurda çekilmesi için daha önce, sanırım beş - altı kez varlık barışı düzenlemeleri yürürlüğe konuldu. Değerler ve rakamlar açıklanmadığı veya bilinmediği için bunların ne ölçüde başarılı olduğu veya Türk Hazine ve ekonomisine ne kadar yarar sağladığı belli değildir. Zaten bu yüzdendir ki, 1 Ekim’de yayımlanan yazımda, varlık barışının tekrar gelmesi gerektiğini savundum. Ancak anlaşılan, mali yönetim de başarılı olmadığı inancında ki, yeniden bu müesseseyi getirmeye çalışmaktadır.

Nitekim halen Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülmekte olan Torba Kanun Teklifi’nde yer alan bir madde ile Gelir Vergisi Kanunu’na geçici 93. madde eklenmesi öngörülmekte ve bu madde ile de kamuoyunda Varlık Barışı olarak adlandırılan söz konusu müessese, tekrar yeniden ihdas edilmektedir.

Değerlendirmeye geçmeden önce tekrar yeniden ihdas edilmesi öngörülen yeni varlık barışının önemli noktalarını aktaralım.

►Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları, bu maddedeki hükümler çerçevesinde, 30.6.2021 tarihine kadar Türkiye’deki banka veya aracı kuruma bildirilmesi halinde bildirimde bulunan gerçek ve tüzel kişiler, söz konusu varlıkları serbestçe tasarruf edebileceklerdir.

►Bu varlıklar, yurt dışında bulunan banka veya finansal kurumlardan kullanılan ve bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla kanuni defterlerde kayıtlı olan kredilerin en geç 30/6/2021 tarihine kadar kapatılmasında kullanılabilecektir. Bu takdirde, defter kayıtlarından düşülmesi kaydıyla, borcun ödenmesinde kullanılan varlıklar için Türkiye’ye getirilme şartı aranmaksızın bu madde hükümlerinden yararlanmak mümkün olacaktır.

►Bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla mevcut sermaye avanslarının, yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce Türkiye’ye getirilerek karşılanmış olması hâlinde de, söz konusu avansların defter kayıtlarından düşülmesi kaydıyla bu madde hükümlerinden yararlanılacaktır.

►Defter tutan mükellefler, bu madde kapsamında Türkiye’ye getirilen varlıklarını, dönem kazancının tespitinde dikkate almaksızın işletmelerine dâhil edebilecekleri gibi aynı varlıkları vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate almaksızın işletmelerinden çekebileceklerdir.

►Kanun teklifinde yurt dışındaki varlıkların dışında, Türkiye’de bulunan ancak kayıt dışında kalmış varlıklar için de tekrar bir düzenleme yapılmaktadır.

►Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar, 30/6/2021 tarihine kadar vergi dairelerine bildirilerek dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaksızın kanuni defterlere kaydedilebilecektir. Bu takdirde, söz konusu varlıklar vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden de çekilebilecektir. Bu fıkra kapsamında bildirilen taşınmazların ayni sermaye olarak konulmak suretiyle işletme kayıtlarına alınması hâlinde, sermaye artırım kararının bildirim tarihi itibariyle alınmış olması ve söz konusu kararın bildirim tarihini izleyen onuncu ayın sonuna kadar ticaret siciline tescil edilmesi kaydıyla, bu madde hükümlerinden faydalanmak mümkün olacaktır.

►Ancak, Türkiye’ye getirilen veya kanuni defterlere kaydedilen varlıkların elden çıkarılmasından doğan zararlar, gelir veya kurumlar vergisi uygulaması bakımından gider veya indirim olarak kabul edilmeyecektir.

►Bu madde kapsamında bildirilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacaktır, Ancak bu hükümden faydalanılabilmesi için birinci fıkra uyarınca bildirilen varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren üç ay içinde Türkiye’ye getirilmesi veya Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi şarttır. Bu kıymetlerin tekrar yurt dışına çıkartılması konusunda bir kısıtlama söz konusu değildir.

Öte yandan Teklifte, Türkiye’ye getirilecek veya kayda alınacak varlıkların ileride başka bir sebeple yapılacak vergi inceleme sonucu bulunacak matrah farklarından veya vergi farklarından mahsubu suretiyle bir vergi kalkanı oluşturulması öngörülmüyor. Böylesi bir düzenlemenin bu defa yapılmamasının, müessesenin uygulamadaki başarısı üzerinde olumsuz bir etki yaratabileceğine dikkat etmek gerekmektedir. Ancak ve belki bu sebeple Türkiye’ye getirilecek veya kayda alınacak varlıkların üzerinden bir vergi ödenmesi de söz konusu değil.

Kayıt dışı kalmış ve/veya yurtdışında bulunan söz konusu varlıkların gönüllü ifşasına yönelik bu düzenlemenin bu defa başarılı olabilmesi olasılığı, ülkeler arası bilgi değişiminin yürürlüğe girecek olmasının ve artık ülkelerin birbirlerinin yerleşik kişilerinin finansal bilgilerini ilgili ülkeye aktaracak olmasının yarattığı risk ortamı dolayısıyla biraz daha yüksektir. Ancak bu faktörün düzenlemeye tek başına başarı getirmesi de beklenmemelidir. Bu faktörün uygulama başarısı getirebilmesi için, diğer ülkelerden gelecek bilgiler üzerine hızlı ve etkin bir vergi incelemesi yapılacağı ve kişilerin etkin / ağır bir ceza tehdidi ile karşılaşabilecekleri yönünde kuvvetli bir idari ve siyasi kararlılığın bulunduğu konusunda bir kanaatin oluşması gerekir. Böyle bir kanaatin ise kişiler nezdinde varlığını savunmak, hele bu günkü vergi ceza sistemi ve inceleme oranlarının yanı sıra istikrarlı vergi afları sonucu pek güçtür. Umarım yanılıyorumdur ve bu defa vergi barışı, tekrarına gerek bırakmayacak derecede başarılı olur.

Tüm okurlarımızın Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyorum. Herkese nice Cumhuriyet Bayramlarına sağlıkla erişmesini diliyorum.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar