Yoksa dövizin bir önemi yok mu?

Dr. Hakan ÇINAR
Dr. Hakan ÇINAR SIRADIŞI hakan.cinar@mentorgumruk.com.tr

Acaba dövizin yaşamımızda tahmin ettiğimiz gibi bir önemi yokta, bizler mi konuyu abartıyoruz. Döviz kurları sürekli oynamasına; hatta düzeltiyorum yerinde durmaksızın dans etmesine bizler acaba fazla mı takılıyoruz. Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Berat Albayrak’ın dediği gibi, bizim dövizle bir işimiz yok mu gerçekten? Dolar 50 TL’de olsa yaşamımızı etkilemez diyenler yoksa haklılar mı? Kime göre, neye göre? Kime göre sorusuna cevap arayalım evvela; sonra da hem kurları etkileyen faktörlere bakarız, hem de Sayın Bakan’dan söz etmişken, “Yeni Ekonomik Program”a da şöyle bir göz atarız.

Bu soruyu; yani dövizdeki değişim kime göre etki gösterir veya göstermez sorusunu ikiye ayırarak incelemekte yarar var. Kazancı Türk Lirası olan, döviz ile gelir elde etmesi söz konusu olmayan kesim ile yaşamı dövize bağlı, yani ithalat, ihracat yapan veya turizm gibi hizmet ihracatı yapan kuruluşlar. Hoş, kazancı TL olan dediğimiz pek çok kişi de aslında dövize bağlı işletmelerin geliri veya kârlılığı ile yaşamak durumunda. Öylesine iç içe geçmiş durumdaki kavramlar; turizm beldelerindeki esnaf dahi döviz geliri ile yaşamını planlarken, banka çalışanlarından, mali müşavirlere; sanayiciden tüccara pek çok kesim, dış ülkeler ile yapılan ticaretten veya turizmden etkilenmekte. Ha tabi, maaşını Türk Lirası alan devlet memurları veya emekçileri döviz pek de ilgilendirmiyor. Tabi; elektrik faturasını, doğalgazı, araca alınan yakıtı, toplu taşıma giderlerini, giyim eşyasını, çocukları okula götüren servis araçlarına ödenen parayı; hatta meyveyi, sebzeyi saymazsak. Bir de bu insanların; ithal hiçbir ürün de almaması gerekir. Cep telefonu imiş, elektronik eşya imiş, kozmetikmiş, spor ayakkabı imiş, çocuğuna tabletmiş, bilgisayarmış, yazıcıymış hiç ama hiçbirisini satın almaması gerekiyor. Bunları başarır ise, gerçekten de döviz ile işi olmadığı için kendisini mutlu hissedebilir. Bu da neye göre sorusunun cevabı.

Gelelim işi doğrudan dış ticaret olanlara. Döviz kurlarının özellikle ülkemiz dış ticareti üzerindeki etkisi hayli büyük. Verileri incelediğimizde; ülke olarak ağırlıklı dolar ile ithalat, Euro ile de ihracat yaptığımızı görürüz. Elbette pek çok döviz kurunu kullanıyoruz; bunlar sadece ağırlıklı olanlar. Hadise böyle olunca, şüphesiz kurlar dış ticaret üzerinde son derece etkili oluyor. Hatta neredeyse her şey dövize bağımlı. Bilhassa ihracatta hammadde girdilerinin de önemli ölçüde ithalata dayalı olduğunu düşünüldüğünde bu durum ihracat üzerinde de, sokakta satılan ürün üzerinde de büyük önem taşıyor. Keza üretim girdileri bir yana dursun, makine ve teknolojide de büyük oranda dışa bağımlı olmamız sebebiyle, yatırım giderlerinde dahi ithalatın payı büyük. Kaldı ki enerjiyi söylemiyorum bile. Öte yandan Türk Lirası’nın değer kaybı, iki noktada avantaja dönüşebiliyor; işçilik ve genel maliyetler düştüğünden birim maliyetler azalıyor ve ihracatta daha rekabetçi fiyatlar ortaya çıkabiliyor. Yanı sıra ihracatçılarımız dövizi TL’ye çevirdiklerinde kur farkı ile bir avantaj elde ediyorlar. Maaş ve kira gibi ana giderleri Türk Lirası olunca, işletmeler, aslında reel olmayan ancak öyle sandıkları, enflasyon karşısında etkisiz bir kârlılık elde ediyorlar. Adı da kur farkı geliri.

Ancak, istikrarın olması, genel tabloya baktığımızda bu duruma göre çok daha önemli. Yeni ekonomik programda; büyümeye ilişkin tahminler 2021 ve sonrası için hayli iyimser. IMF’nin öngörüleri ile kıyaslandığında 2020 yılı için dahi tablo bir parça pembe. Türk Lirası’na olan ilgiyi arttırmadıkça, kur/faiz ve enflasyon üçlüsünü doğru çalıştırmadıkça; dövizdeki artış devam eder ki, bu da kişi başına düşen gelirin gerilemesi ve enflasyonun yükselmesi anlamına gelir. Umuyorum yanılırız ve büyüme rakamlarımız sene sonunda tahminimizden iyi gelir.

Yanı başımızda bir savaş var; yaratacağı etki her ne kadar bu öngörülere yansımamış olsa da, önümüzdeki 6 ay içerisinde ortaya çıkacak normalleşme toparlanmaları ile bugüne oranla daha pozitif sonuçlar görebilmek mümkün. Kaldı ki ekonomik güven endeksi eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 3.2 oranında arttı ve ağustostaki 85.9’luk oran, 88.6 ya yükseldi.

Dövizin yaşamımızdaki yerini pek de yoruma girmeden özetledim. Varın bundan sonra yaşamımızdaki önemine siz karar verin.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Aldık mı mesajı? 08 Ocak 2021
Esnaf deyip geçmeyin 18 Aralık 2020
Menşede takıldık 04 Aralık 2020
Böyle kapanmaz 13 Kasım 2020