25 °C
Dr. Hakan ÇINAR
Dr. Hakan ÇINAR SIRADIŞI hakan.cinar@mentorgumruk.com.tr

Yoksa işimiz zor

Gönül istiyor ki bu zor günlerde daha fazla olumlu haber verebilelim, piyasalara da daha fazla pozitif enerji şırınga edebilelim. Ancak gelin görün ki dünya basınında çıkan haberler bizleri endişelendirmeyi sürdürüyor.

İki gün önce gazetemizde yayınlanan bir haberden başlayayım söze; dünyanın en büyük endeks sağlayıcısı MSCI Türkiye hisse senedi piyasasının gelişmekte olan ülkeler endeksinden çıkarabileceği ve hisse senetleri piyasasına kurumsal yatırımcı erişiminin daha da zorlaşması durumunda Türkiye'nin bir alt endekse düşürülebileceğini duyurdu. Dünya çapında endeks izleyen fonların büyük bir bölümü MSCI endekslerine bakarak portföylerini belirliyor. Bir ülkenin endeksten çıkarılması veya endeks içindeki ağırlığının azaltılması hisse piyasalarından yatırımcıların çıkmasına neden olabiliyor ki bu durum yabancı sermayeli yatırımcıların ülkemize gelmesini daha da zorlaştıracağı gibi, mevcut yatırımcıları da olumsuz düşüncelere sevk edebilir. Bir diğer haber kredi derecelendirme kuruluşu S&P Global Ratings’ten geldi. Türkiye bankacılık sektöründeki sorunlu kredilerin önümüzdeki seneye kadar %20 seviyesini aşacağını belirten S&P, sebep olarak ülkenin içerisinde bulunduğu ekonomik daralma ve liradaki değer kaybını gösterdi. Kuruluş tarafından, “Kredi Garanti Fonu (KGF) ve son dönemde kamu bankaları üzerinden hızla kredi verilmesine ek olarak dövizle borçlanma oranının çok yüksek olması gibi… spesifik nedenler riskleri artırıyor” denilirken, döviz kredilerinin toplam kredilere oranının %37’si seviyesine yakın olduğu ifade edildi. Eylül 2019’da %10 düzeyinde olan sorunlu kredilerin %20 seviyesini aşmasını bekliyoruz” ifadesi de yine notlar arasında yer aldı.

Bir diğer paylaşım ise Avrupa Birliği’nin ekonomik yaklaşımını temsil ettiği kabul edilen Alman derecelendirme kuruluşu Scope Ratings’ten geldi. 2020 yılı ülkeler dış kırılganlık ve dayanıklılık raporunu yayınlayan kuruluş, 69 ülke hakkında notlar içeren raporda son sırada yer alan üç ülkeyi; Arjantin, Türkiye ve Gürcistan olarak açıkladı. Türkiye en son güncellemeye göre 8 basamak birden yitirerek sondan ikinci sıraya düşmüş. Bu üç ülkenin ekonomilerinin ödemeler dengesinden kaynaklanan sorunlar karşısında kırılgan olmakla kalmayıp krizlere direnebilme kapasitesi yönünden de çok zayıf olduğu notlar arasında.

Son iki haftadır yazılarımda işsizlik sorunu ile karşı karşıya kalmamamız gerektiği ve bu yönde işvereni destekleyici hareketlerde bulunulmasının önemine ısrarla değindim. Özellikle işveren dünyasının eleştiri noktaları arasında yer alan Kıdem Tazminatı problemi de bu sorunlardan bir tanesi idi. Neyse ki uzlaşma sağlanabilmesi adına burada da sağlıkta olduğu gibi bir “Bilim Kurulu” kurulmasına karar verilmiş. Bu güzel bir gelişme, umarım çıkacak karar da herkesi mutlu eder.

Bilim kurullarının siyasi kimlik taşımayan bilim adamları ve sektör deneyimi olan kişilerden oluşacak bir yapı olduğunu düşündüğümüzde ve varsaydığımızda, pek çok farklı başlıkta Bilim Kurulu’nun oluşturulmasının ne denli yararlı olacağını düşünmeden edemiyorum. Böylesi zor bir dönemde; yukarıda bahsettiğim piyasa ve ekonomide yaşanan olumsuzlukların çözümünde tüm siyasi otoriteleri birleştiren, farklı siyasi düşünceler de olsa ülke yararını ilk sıraya koyan, objektif düşünebilen ve ortak akıl üretmenin yararlarına inanan bireylerden oluşan bilim kurullarına gerçek manada ihtiyaç duyuyoruz. Aslında ihtiyaç duyduğumuz şey, tek varlık sebebi ülkemizin bu zor dönemden çıkmasını sağlayacak ortak akıl üreten ve her görüşü kucaklayacak objektif yapılar. Adı bilim kurulu, adı ortak görüş kurulu, pek de önemli değil aslında. İç ticaretten dış ticarete, turizmden tarıma, sanayiden ekonomiye, her alanda bu kurulların faydasının yüksek olacağını düşünüyorum. Umarım devletin üst yönetim organları da, siyasiler de, muhalefet de; özetle tüm çevreler bu şekilde düşünür ve konuya böyle bakarlar. Yoksa. Yoksa işimiz hayli zor.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap