19 °C
Okan ALTAN
Okan ALTAN OTOMOTİVİN İÇİNDEN okan.altan@dunya.com

Yoldan Çıkanlar

Pikaplar yani hafif kamyonetler, tüm dünyada olduğu gibi sadece iş amaçlı ya da askeriyede kullanılmıyorlar… Türkiye’de madenciler, telekomcular, DSİ ya da jandarmanın popüler arazi aracı olan bu dayanıklı hafif kamyonetlerin özellikle dört çekerlileri, sivil tarafta bir hobi aracı olarak sevilmesi, nispeten avantajlı vergileri ve fiyatları artık çok yükselen SUV klasmanındakilere de çok amaçlı seçenek olarak görülmeye başlamasıyla çok ciddi bir trend yakalamıştı.

F-150, RAM, Silverado gibi Kuzey Amerika’nın “truck” denilen çok pahalı tam boy Pick-Up’ları ya da Latin Amerika’nın Fiat Strada ve Avrupa’nın eski Skoda’larınki gibi ekonomik küçük pikapları gibi değil, veya tam ticari Doblo Pratico ve Transit kamyonetleri gibi hiç olmayan, bu orta boy “tarz” Pick-Up’lar, doğayla iç içe yaşamak isteyen veya o “hava”da gezinmek isteyenlerin favorisi oldular.

3 yıl öncesinin rekorlarından günümüze doğru pazarın daralmasıyla satışları düşse de tutkunları çoğalan Pick-Up’lar, 2017’de 20 bin 173, 2018’de 14 bin 521, 2019’da 7 bin 59 ve 2020 Ocak-Temmuz aralığında bile 4 bin 811 adet satıldı.

Ortalama fiyatı ve sağlamlığıyla çok uzun yıllardır segment lideri olan Mitsubishi L200, 2017 başından 2020 Temmuz sonuna kadar 11 bin rekoruna ulaştı. Son üç buçuk yılda ikinci sırada tercih edilen 9 bin adetlik satışıyla Toyota HiLux’ı 6’şar binlik satışlarla Nissan Navara, Ford Ranger ve Volkswagen Amarok takip ediyor. Türkiye üretimi avantajını da kullanarak 4 bin adet satılmış olan Isuzu D-Max’ın ardından bu klasmanın en pahalısı olmasına rağmen 3 bine yakın satışa ulaşan Mercedes-Benz X-Klasse, bin 400 Fiat Fullback ve 900 de SsangYong, 2017’den bu yana meraklılarıyla buluşmuş.

Evet, şu ana kadar her şey yolunda idi, fakat, piyasanın bu en keyifli araçlarının artık arkası kesilebilir!

1992 yılından beri devam eden ve 1 Eylül 2015’te en sert haliyle başlatılmış, satılan her aracın Euro6 standartlarını karşılaması zorunluluğunun ardından Avrupa Birliği, 2017’de de RDE yani gerçek yol sürüş emisyonlarını kontrol etmeye başlamıştı. NTE yani “daha yükseği olamaz” denilen salım limitinde Uygunluk Faktörü (NTE/Euro6 limit oranı) olarak 2.1’lik yani 80 mg/km NOx salımı da ayrıca belirlenmiş; buna da Euro6d-TEMP denilerek, 2019 Eylül ayından itibaren şart koşulmuştu. Euro6d’nin tam olarak devreye alındığı 2020’yle birlikte NOx sınırının 1.43’e çekildiği yani 114.4 mg/km’yi aşmaması gerektiği bu standartlar, dizel kullanan otomotivcilerin şu ana kadar en büyük baş ağrısıydı.

WLTP ve RDE yeni gerçekçi ölçüm sistemiyle 2021 başından itibaren CO2 salımının 95 gr/km altında kalma kuralının kesin olarak uygulanmasıyla, yeni dizel araçlardan ulaşılması çok zor olan 3.6 lt/100 km’nin altında tüketmeleri istenecek. Euro6d-TEMP standardının son adımı olan Euro6d-ISC-FCM ile ise, artık tüm araç yelpazesi için gereçli sınırlamalara bu Pick-Up’ların çoğunun şu andaki motorlarını cezaya sokacak. Diğer yanda Hafif Ticari Araçlar için belirlenmiş CO2 hedefi, kilometrede 147 gram! Ancak, piyasadaki Pick-Up’ların çoğu 200 g/km’nin üstünde olduğu için, önümüzdeki Eylül ayından itibaren üreticilerin tutturmak zorunda oldukları genel ortalamada çok ciddi “sorun” oluşturcaklardı. Sonraki yıllarda daha sıkı yeni emisyon düzenlemelerinin yürürlüğe girecek olmasıyla ise, Pick-Up’ların ihtiyacı olan büyük dizel motorların kullanımı neredeyse imkansız hale geliyor. Gelişmiş zararlı partikülleri tutma sistemleri de, üretim maliyetlerini çok yükselteceğinden, Avrupa için bu modelleri “durdurma” kararı düşünülüyor. Avrupa’da bu segmenti ancak tamamen iptal etmek, markaların CO2 ortalaması hedeflerine ulaşmasını kolaylaştırabilir…

Önceki nesil motora sahip birçok güncel Pick-Up’ın AB ülkelerindeki son tescil tarihi, 31 Ağustos olarak belirlenmiş durumda. O tarihe kadar tedarik devam etse de, 1 Eylül sonrasında ödenecek cezalar, markaların doğrudan zarar etmesine neden olacaktı!

AB emisyon normlarına uyamama endişesiyle de; Mayıs ayından itibaren İspanya’daki Mercedes X-Class ve Volkswagen Amarok’un Almanya ve Cezayir üretimi bitirildi.

Barcelona üretiminde sona gelinen Navara’nın Güney Afrika’da ve VW’nin de Güney Amerika’da devam eden üretimleri ise, şimdilik Avrupa homologasyonuna sahip değil…

2022 sonunda Amarok’un Ford Ranger ile birlikte yeni nesline geçtiğinde nasıl bir motoru olacak, şu an için bilemiyoruz, fakat Pick-Up’ların Avrupa’da yüzde 1’lik pazar payı kavgası için geleceğin Euro7 normunda bir motor yatırımı, tüm markalar için aşırı pahalı olarak değerlendirilip kabul görmeyecektir.

Buralarda niş ürün olmak yerine; Güney Amerika, Afrika, Rusya, Orta Doğu ve Avustralya ile Güney Asya’da zaten satışlarının yoğunluğunu oluşturan pazarlarda lokal üretimlerle volüm yapmaya yapmaya devam edecekler.

Türkiye’de de; N1 sınıfı denilen hafif ticari araçlar arasında “Class 3”ü oluşturan PickUp’lar arasında Euro6c olanların bu Eylül ayından itibaren girişi bitiyor. Ancak 31 Ağustos’a kadar üretilmiş olanların 12 ay daha satılmasına göz yumulacak. Sanayi Bakanlığı, AB normlarını “derogation” kapsamında 12 ay gecikmeyle devreye alırken, Euro6d-TEMP standardında olanlar için bile geri sayım başlıyor. Şu an için Euro6d-TEMP uyumlu olsalar da, tüm seçenekler için, yeniden ağırlaştırılacak çevre normlarıyla beraber “veda” riskleri ortaya çıkabilir.

Egzost emisyonları söz konusu olduğunda pikapların azılı suçlu listesinde olması, yüksek karbondioksit ve azot oksit bırakan bu modelleri Avrupa’dan sonra Türkiye için de “öldürme” muhakemesine neden oluyor.

Türkiye’de D-Max’in üretimine devam edilemesinin açıklaması da bu olabilir.

Yani şu anda eksilmeye başlayan modellerle 2020 yılı en fazla 9 binlere ulaşabilse de, 2021 yılında daha da azalacak ve 2022’de sadece bir iki adete düşecek seçeneklerle Türkiye’de satın alınabilecek yeni bir Pick-Up’ı zor bulacağımız akla geliyor!

Elbette, elektriklileri ortaya çıkmaz ise…

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap