Yönetim kurulları neye odaklanıyor neyi kaçırıyor?
Son yıllarda şirketlerin gündemi hiç olmadığı kadar yoğun. Jeopolitik gerilimler, ekonomik dalgalanmalar, yapay zekâ, siber tehditler, değişen regülasyonlar… Yönetim kurullarının önündeki başlıklar çoğalıyor ama zaman aynı hızda genişlemiyor. Böyle dönemlerde şirketlerin gerçekten neye odaklandığı daha görünür hale geliyor. Çünkü kriz zamanları, kurumların önceliklerini de ortaya çıkarıyor.
Geçtiğimiz günlerde açıklanan EY Türkiye ve Yönetim Kurulu Üyeleri Derneği işbirliğiyle hazırlanan Türkiye Yönetim Kurulu Barometresi tam da bu açıdan dikkat çekici sonuçlar içeriyor. Araştırma, yönetim kurullarının ağırlıklı olarak kısa vadeli finansal ve operasyonel gündemlere odaklandığını, uzun vadeli risk ve dönüşüm başlıklarının ise ikinci planda kaldığını gösteriyor.
Aslında bu tablo yalnızca Türkiye’ye özgü değil. Dünya genelinde de yönetim kurulları son dönemde büyüme baskısı, nakit akışı ve ekonomik belirsizlik nedeniyle daha kısa vadeli düşünmeye başladı. Ancak Türkiye’de bu eğilim daha sert hissediliyor. Çünkü ekonomik oynaklık arttıkça şirketlerin refleksi doğal olarak “bugünü yönetmeye” dönüyor. Sorun şu ki yalnızca bugünü yöneten şirketler yarının risklerini kaçırabiliyor.
Risk körlüğü
Araştırmanın en dikkat çekici verilerinden biri, yönetim kurullarının en çok vakit ayırdığı alanlarla en kritik riskler arasındaki uyumsuzluk. Katılımcıların yüzde 93’ü yönetim kurullarının ağırlıklı olarak “finansal ve operasyonel performans” başlıklarına zaman ayırdığını söylüyor. Buna karşılık siber güvenlik için ayrılan oran yüzde 25’te, kriz yönetimi için ayrılan oran ise yüzde 34’te kalıyor. Oysa bugün dünya genelinde şirketlerin karşı karşıya olduğu en büyük tehditlerden biri siber riskler. Geçtiğimiz yıl yalnızca büyük ölçekli veri ihlallerinin küresel şirketlere milyarlarca dolarlık maliyet yarattığı konuşuldu.
Buna rağmen yönetim kurullarının bu başlığa hâlâ sınırlı zaman ayırması dikkat çekiyor. Benzer bir durum kriz yönetimi tarafında da görülüyor. Pandemi, savaşlar, enerji krizleri ve tedarik zinciri kırılmaları aslında şirketlere önemli dersler verdi. Ancak araştırma sonuçları, kriz yönetiminin hala yönetim kurullarının merkezine yerleşmediğini gösteriyor. Şirketler kriz yaşandığında hızlı reaksiyon vermeye çalışıyor ancak kriz senaryolarını önceden çalışmak konusunda aynı hazırlığı göstermiyor.
Araştırmanın ortaya koyduğu bir başka önemli başlık, yönetim kurullarının giderek daha fazla ekonomik ve jeopolitik riske odaklanması. Katılımcılara göre en önemli üç risk; ekonomik riskler, jeopolitik riskler ve politik belirsizlikler. Bu tablo aslında iş dünyasının ruh halini de anlatıyor. Çünkü artık şirketler yalnızca kendi sektörlerini değil, dünyadaki siyasi gelişmeleri de yönetmek zorunda hissediyor. Ancak burada başka bir risk daha ortaya çıkıyor: Kısa vadeli gündemlerin uzun vadeli dönüşüm başlıklarını gölgede bırakması. Araştırmaya göre yönetim kurulları halefiyet planlaması, uzun vadeli vizyon ve ölçülebilir performans hedefleri gibi alanlarda gelişim ihtiyacı taşıyor.
Bu durum bana yıllar önce okuduğum bir Peter Drucker cümlesini hatırlatıyor: “Gelecekle ilgili en büyük tehlike, bugünün mantığıyla hareket etmektir.” Gerçekten de bugün birçok şirket yoğun gündem nedeniyle stratejik düşünme kapasitesini kaybetme riskiyle karşı karşıya. Dünya genelinde bazı şirketler bu nedenle yönetim kurullarının çalışma biçimini değiştiriyor. Örneğin Avrupa’daki birçok büyük şirkette artık yönetim kurullarına teknoloji, veri analitiği, yapay zekâ ve siber güvenlik uzmanları daha fazla dahil ediliyor. Çünkü yeni dönemde finans bilgisi tek başına yeterli görülmüyor. Risklerin yapısı değiştikçe, karar masalarının da değişmesi gerekiyor.
Geleceği yönetmek
Türkiye Yönetim Kurulu Barometresi’nin belki de en önemli mesajı şu: Yönetim kurulları artık yalnızca performansı izleyen yapılar olmaktan çıkıyor. Yeni dönemde bu yapılar aynı zamanda riskleri öngören, dönüşümü yöneten ve organizasyonun geleceğini şekillendiren strateji merkezlerine dönüşmek zorunda.
Bunun için birkaç kritik adım öne çıkıyor:
● Yönetim kurullarında yetkinlik çeşitliliği artırılmalı.
● Siber güvenlik ve teknoloji riskleri düzenli gündem maddesi haline gelmeli.
● Kriz senaryoları yılda bir kez değil, sürekli çalışılmalı.
● Uzun vadeli stratejik vizyon günlük operasyon baskısının gerisinde kalmamalı.
● Halefiyet planlaması ve lider yetiştirme süreçleri daha sistematik yönetilmeli.
● Risk yönetimi finansal göstergelerin ötesine taşınmalı.