Yükselen Çelik’te benzerine az rastlanan kariyer öyküsü

Mustafa Kemal ÇOLAK
Mustafa Kemal ÇOLAK Kökler ve Kanatlar mcolak@dunya.com

Yükselen Çelik Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve CEO’su Barış Göktürk, 2005 yılında aile şirketinde satış temsilcisi olarak göreve başladığında, babası Yüksel Göktürk, kendisinin önüne 250 bin dolarlık bir yatırım bedeli koydu.                

“Bu rakam, senin bugüne kadarki yurtdışı ve üniversite eğitimin dahil şirkete olan maliyetindir. Şirket sana bu kadar yatırım yaptı. Aile şirketimiz Yükselen Çelik’te işe başlıyorsun, çalışarak bu rakamı şirkete geri ödemelisin. Göstereceğin performans 2009’da şirketten hisse satın alma hakkını da belirleyecek” diyerek, büyük oğluna şirketlerinde pozisyon oluştururken, aynı zamanda hedef de belirledi.                      

Ailesinin 1954 yılında İstanbul Perşembe Pazarı’nda başladığı demir çelik işinden ayrılarak 1976 yılında kendi şirketini kuran Yüksel Göktürk’ün, bu uygulamayla oğlunu, şirketine ve başarıya odaklamayı planladığı açıktı.  

Saint Benoit Fransız Lisesi ve ardından University of California’da İşletme Ekonomisi Bölümü’nden ‘onur öğrencisi’ olarak mezun olan, UC Economic Forecast bünyesinde asistan statüsünde 6 adet ekonomi yayınına imza atan ekipte yer alan Barış Göktürk’ün, aile şirketindeki çalışma süreci, bu ilgi çekici ‘plan’la başlamış oldu.                   

İkinci neslin şirkete gelişine kadar Yükselen Çelik, demir çelik perakendesi ile iştigal ediyordu. Şirkette, dış ticaret müdürü, genel müdür yardımcısı, genel müdür ve CEO koltuklarında oturacak olan Göktürk’ün 2005’teki gelişiyle üretim ve stratejik odak değişti. Patentli yarı mamul çelik üretimine geçildi ve çelik servis merkezleri kuruldu. Önemli danışmanlardan hizmet alındı, bu sahanın dünya ve Türkiye’nin bulunduğu bölgenin şirketleri incelendi, ihtiyaçlara göre yeni stratejiler oluşturuldu.                 

Babadan oğula yeni öneri

Mesai sürecini yakından gözlemlediği oğlunun, borcunu maaşı, yanı sıra aldığı kar paylarıyla ödeyerek şirkette hisse alım hakkını elde ettiğini gören baba Yüksel Göktürk, 2009’da bu kez farklı bir öneri ile daha geldi. “Hisse alım hakkına sahip oldun. Artık şirketimize ortak olabilirsin. Ancak hisseyi şirketin ve kendi performansından kazandığın para ile satın alacaksın. Şirketin performansından da sen sorumlusun” der.               

Barış Göktürk 2010’ların başındaki bu sürece ilişkin şu bilgileri aktarıyor: "Babam, o tarihlerde aslında miras yoluyla zaten sahip olabileceğimiz hisseleri bize hak ederek sahip olma ve kazanma fırsatı yarattı. Bedavadan kalacak bir miras yerine çalışarak kazanılan ve bizlerin özgüvenini yükseltirken aynı zamanda bize işi öğreten bir süreç oldu. İlk aldığım hisse karşılığında 9 milyon TL borçlandım. Resmen, noter huzurunda, kayıtlara geçen bir anlaşma imzaladık” diyor.                 

Bu durum yıllar sürecek bir ilişki biçiminin de başlangıcı olur. Baba Yüksel Göktürk ile büyük oğlu Barış Göktürk arasında sürekli (Sonradan diğer aile şirketinin başına geçecek Burak Göktürk ile de devam edecek olan) bir hisse kazandırma modeli oluşur. Şirketi yönetmesine izin verilen yeni jenerasyon elde ettiği gelirlerle lükse ve tüketime yönelmek yerine gelirlerini şirkete yatırarak daha fazla hisse sahibi olmaya çalışır. Bu arada Yükselen Çelik’te de işler büyütülür. Vasıflı çeliğe geçilir; karbon çeliği, alaşımlı, soğuk ve sıcak iş takım çelikleri, yüksek hız çelikleri ana iş kolu olur. Patentli üretim için ar-ge faaliyetleri yürütülür. Kapasite artar, güçlü rakipler satın alınır, önemli distribütörlükler devreye sokulur.

Barış Göktürk, işe başladığında karı belli ölçüde kalan 1.5 milyon dolar cirolu Yükselen Çelik’in bugün, Türkiye’deki en büyük vasıflı çelik servis merkezi unvanıyla 100 milyon dolar ciroya ulaştığını kaydediyor. Şirketteki hisse yapısı soruma ise, “Babam ile 16 yıl boyunca hisse pazarlığı yaptık. Son 2021’deki satın almayla birlikte Yükselen’de yüzde 28.1 payla en büyük ortak oldum. Tüm bu hisselerimi şirketimizi büyüterek, payıma düşen kazançtan elde ettim. Benim için en büyük fırsat babamın bizi tüketim kültürü yerine çalışmaya ve üretmeye yönlendirmesi oldu. Yani önümüze hedefler koydu ve bunları başardıkça bedelini ödeyerek hisse alma imkanı yarattı. Hem ülke ekonomisi, hem aile ekonomimiz kazandı. Şimdi neredeyse aynı strateji Göktürk Çelik’in başındaki kardeşim Burak Göktürk’ün iş yaşamında da devam ediyor” diyor.

Yeni fabrika yatırımı yolda, üretim üç yılda 8 kat artacak

Yükselen Çelik, ülkemizde bugün sayıları 10’u bulan patentli çelik ve vasıflı çelik servis merkezlerinin arasında en büyük yerli hüviyetiyle faaliyet yürütüyor. Üretiminin temeli, kendi AR-Ge çalışmalarıyla oluşturduğu patentlerine dayanıyor. 2005’te başlayan bu strateji, bugün üretimin yüzde 75’inin patentli yapılmasını sağlamış. İtalya’dan Güney Kore’ye 10 ülkeden 42 dev tedarikçi, Yükselen’in formüllerine göre özel üretim gerçekleştiriyor. 2019’daki halka arz, Yükselen Çelik için tarihi dönüm noktalarından biri oluyor. Halka arzdan gelen kaynakla şirketin öz sermayesi 3 katına çıkarılmış. O tarihe kadar 25 bin ton/yıl olan kapasite, 100 bin tona bu sayede çıkıyor. Barış Göktürk, şimdi mevcut kapasiteyi iki katına çıkaracak (200 bin ton olacak) yeni bir yatırıma daha başladıklarını ifade etti. Dilovası’ndaki yeni yatırım seneye devreye alınacak. Yeni tesisle birlikte üretim alanlarının büyüklüğü de 10 bin m2’den, 30 bin m2’ye çıkacak.

İhracata ABD ve Avrupa ile başladı

Üç etaplı olarak toplam 12 milyon dolara mal olacak yeni yatırımın iki yıl içinde geri döndürülmesi planlanıyor. Sıfırdan başlayıp, bugün üretimin yüzde 75’ini oluşturan patentli üretim oranı yüzde 80’leri bulacak yeni yatırımla. İhracat da en büyük hedef olarak şirketin gündemine girmiş. ABD’de bu yıl başında şirket kuran Yükselen Çelik, Avrupa ülkeleri ve ABD’den yakın zamanda önemli oranda ihracat gerçekleştirmeyi planlıyor. Gösterilen performans ile bu yıl İSO İkinci 500’de olan şirket, 10 yıl içinde cirosunu 200 milyon dolara çıkarmayı hedefliyor. Cironun yüzde 60’ı Türkiye, kalanı global pazarlardan elde edilecek.

Aile anayasamız liyakat esaslıdır

Aile anayasası kavramı, gruba 2005’te giriyor. İki yıl boyunca dünyadan ve Türkiye’den sayısız örnek inceleniyor. Barış Göktürk araştırmalarına ilişkin, “Yaşa ve cinsiyete takılmış bir model gördük. Bu yaşa ve cinsiyete takılmış modelden kurtulmaya karar verdik. Biz eşit bir sistem yaratmaya taraftar değiliz. Eşitliğin adaletin önüne geçtiği zamanlarda büyük problemler ortaya çıkıyor. Adil bir sistem eşitlik üzerine değil performans ve liyakat üzerine kurulmalı. Biz ne arıyoruz onu düşündük biz sadece liyakat arıyoruz. Bu yolda ilerlemeye karar verdik” diyor. Türkiye Sermaye Piyasası mevzuatlarını da incelemeye tabi tuttuklarını söyleyen Göktürk, “Gördük ki esaslı bir anlayışı var. Aile anayasamıza sermaye piyasası mevzuatı hükümlerinin yüzde 75’ini temel prensip olarak aldık. Adalet anlayışı ve liyakatı ekledik, çok güzel bir aile anayasası oluşturduk. Borsaya açıldığımızdan bu yana da esas sözleşmesi öyle bir hale geldi ki aile anayasası gibi oldu” diyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar