Yurt dışı alışverişte oyun değişti
Yurt dışından alışveriş yapan milyonlarca tüketici için uzun yıllardır alışkanlık haline gelen bir uygulama artık tarihe karıştı. Posta ve hızlı kargo yoluyla gelen ürünlerde geçerli olan 30 euro gümrük muafiyeti tamamen kaldırıldı. Artık tutarı ne olursa olsun, yurtdışından gelen her ürün gümrük vergisine tabi olacak.
Bu karar, sadece bir teknik düzenleme değil; aynı zamanda Türkiye’nin e-ticaret, tüketim alışkanlıkları ve vergi politikası açısından önemli bir dönüm noktası özellliği taşıyor. Karar elbette pek çok kişinin kafasını da karıştırdı; kimi çevreler yurtdışı alışverişin tümüyle yasaklandığını düşünürken, kimileri de konunun önemli bir maliyet artışı getirdiğinin hemen farkına vardı.
Yeni dönemde artık yurt dışından getirilen tüm ürünler için detaylı gümrük beyananmesi düzenlenmesi gerekecek. Mevcut durumda Temu, AliExpress ve Amazon gibi platformlardan 30 euronun altındaki yurt dışı alışverişler basitleştirilmiş gümrük uygulaması ile %30-60 vergi ödenerek kolay bir şekilde satın alınabiliyor iken, 6 Şubat’tan itibaren, yurt dışından yapılan tüm alışverişler için gümrük vergisi ödenmesine başlanacak.
Sadece gümrük vergisi mi, değil elbette, ek olarak ürüne göre tareks ücreti, gümrük müşavirliği hizmet bedeli, ardiye gibi ek ücretler de olacak. Bu durum sonucunda da yurt dışından ucuza alışverişi tamamen biter mi sorusu kafalarda yer etti. Haliyle bu sorunun cevabının evet olduğunu söylemeliyim. Zira düne kadar sadece maktu vergiler ile ürünler alıcıya teslim edilirken artık şahıslar da doğrudan ithalat maliyetleri ile karşı karşıya kalacaklar.
Ucuz alışveriş bitti, vergili dönem başladı
Uygulama ile muafiyet kalkarken, gümrük beyannamesi de zorunlu oldu. Haliyle bireysel kullanıcı için gümrüksüz alışveriş diye bir kavram da tarihe karışmış oldu. Kararın can alıcı noktalarından biri de vergi oranlarındaki artış. İlaç ile gıda takviyesi grubu ve ÖTV’ye tabi ürünler Avrupa Birliği üyesi olmayan bir ülkeden geliyorsa, gümrük vergisi oranı %30’dan 60’a yükseltilirken, Avrupa Birliği’nden gelen bu ürünlerde vergi oranı %30 olarak belirlendi.
Bu değişikliklerin hayatımıza girme sebepleri, Ticaret Bakanlığı’nın da gerekçeleri ile şöyle izah edilebilir. Küresel e-ticaret siteleri üzerinden gelen düşük değerli ürünlerin sayısının hızla artması ve mevcut muafiyet sisteminin bu büyümeye cevap veremeyişi, güvensiz ürünlerin girmesi ile oluşan uyum problemi.
Zira Ticaret Bakanlığı tarafından denetimlerde düşük değerli ürünlerin önemli bir kısmının güvenlik standartlarına uymadığı, tehlike veya uygunsuzluk barındırdığı tespit edildi açıklaması geldi. İlave olarak yerel üreticilerin korunması ve vergi kayıplarının azaltılması amacıyla daha sıkı gümrük prosedürlerinin uygulanması da sebepler arasında. Güvensiz ürün konusunda kısa bir süre önce ayakkabı, oyuncak ve deri ürünlerine zaten bir ürün güvenliği denetimi gelmişti diye de eklemek durumundayım.
Bu karar kimi koruyor, kimi zorluyor?
Bu düzenlemeler yurtdışındaki e-ticaret platformlarını önemli derecede olumsuz etkileyecek elbette, ama asıl ülkemizdeki tüketicilere etkisi çok daha fazla olacak. Türkiye’de yerleşik olan e-ticaret sitelerini ve platformlarına ise olumlu yansıyacak. Zira artık yurtdışından alım devri bittiği için tüketici bu ihtiyacını yurtiçinden giderirken alışkanlığını da değiştirmek durumunda kalacak. Tabi yansıma olarak bakıldığında ise maliyetlerinin artacağını tahmin etmek zor olmasa gerek.
Bu düzenleme ile ülkemiz, yurtdışı düşük değerli alışverişler için sağlanan muafiyeti tamamen kaldırarak daha sıkı bir ithalat ve denetim rejimine geçmiş oldu. Bu yeni sistem, tüketiciler açısından maliyeti artırırken, yerel sanayi ve devlet gelirleri için riskleri azaltmayı hedefliyor. Uygulamanın yurtdışı alışveriş alışkanlıklarını değiştiren önemli bir dönemeç niteliği taşıdığını söyleyebilirim. Bir yanda maliyetleri yükseldiği için bu gelişmelerden memnun olmayan tüketici, diğer yanda satışlarını arttırmayı bekleyen yerli üretici ve pazar yerleri. Değişikliğin kazananını ve kaybedenini görmemiz biraz zaman alacak olsa da gümrük kapılarımız dijital dünyaya kapandı demek çok da yanlış olmayacaktır.
Geri adım atılır mı?
Bu uygulama sonrası iktidar cephesi dahil pek çok kesimden eleştiriler gelmeye başladı. Özellikle küçük ve orta ölçekli üreticilerin karardan memnun olduklarını bilsek de tüketici ve enflasyon üzerindeki etkisinin olumsuz olacağını görmek zor değil. Belki üretimimizin güçlü olduğu hazır giyim ve ayakkabı istisna tutularak bir revizyon veya Avrupa’da olduğu gibi Haziran sonuna kadar bir erteleme gelebilir. Bu uygulamanın Türkiye’den Avrupa’ya gidecek e-ihracat ürünlerine de olumsuz yansıyacağını ekleyerek noktayı koyayım.