25 °C
Osman AROLAT
Osman AROLAT AROLAT'tan osman.arolat@dunya.com

“Yurtta barış dünyada barış” ilkesini yeniden inşa etmek...

Kurtuluş Savaşı sonrası, bizim harpten çıkmış liderlerimiz Cumhuriyeti kurarlarken, yaşanan ortamda  “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesini kabul ederek yola devam kararı aldılar. Buna bağlı olarak 2. Dünya Savaşı'na Almanların ve karşısındaki ittifakın bütün zorlamalarına karşı, son ana kadar ülkemizi dışarıda tutan bir siyaseti başarıyla uyguladılar. 

Bu nedenle bundan bir süre önce Ahmet Davutoğlu’nun  Dışişleri Bakanlığı sırasında dillendirdiği “komşularla sıfır sorun” ilkesi Cumhuriyetimizin “barışçı” söylemine denk düştüğü için toplumumuzda büyük destek buldu.

Ancak, gelişmeler yıllar içersinde neredeyse “sıfır sorun” ilkesinin tam tersine bir gelişme gösterdi. Önce Irak’la İran’la sorunlar yaşadık. Zamanla sorunlu olduğumuz komşular ve bölge ülkelerin sayısı hızla arttı. Libya, Mısır’la yaşanan sorunları İsrail, Suriye, Rusya ile yaşanan sorunlar izledi. Bu ülkelerle de “sıfır sorun” ilkesinden uzaklaşıldı. 

Suriye’deki benimsediği yol nedeniyle Amerika ile de bu alanda ayrı düşülüp sorun yaşanmaya başlandı. 

Son olarak da Almanya’da hükümet ortakları Hristiyan Birlik Partileri (CDU/CSU) ve Sosyal Demokrat Parti (SPD) ile Eş Başkanı Türk Cem Özdemir olan Yeşiller Partisi 1915 olaylarını “soykırım” olarak niteleyen tasarıyı dün ele aldı ve onayladı. Bu Ermenistan ile sorunumuzu da bir kez daha hatırlattı…

Bu tablo, bizim “sıfır sorun” ilkesiyle çıktığımız yolculuğun “sorunlu bir hal” aldığını açıklıkla oraya koyuyor.

Peki, bu durum bizi neye zorluyor?

Yaşamakta olduğumuz bu sorunlu dış politikamızı. “Yurtta barış dünyada barış” ilkesine göre yeniden inşa etmek için sabırla sorun yaşadığımız her ülke ile sorunlarımızın kaynaklarını saptayıp çözümü için karşılıklı müzakerelerle çalışmamızı gerekli kılıyor. 

Tabii bunu yaparken “yurtta barış” ilkesini yeniden inşa etmek için “terörizm” ile askeri alanda mücadelemizi sürdürmemizin yanında, “terörle” mücadele için atmamız gereken, sosyal, kültürel, ekonomik adımları da hayata geçirerek konunun sivil boyutuyla ilgili çalışmayı da başlatarak, yurt içinde barışı sağlamanın Irak ve Suriye deki sorunlarımızın çözümüne de büyük etkili olacağını unutmamalıyız. 

İçinde bulunulan durumun hükümet tarafından da saptandığına Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un son açıklamasında da yer alan "Türkiye dış politikasında dört alanda Amerika, Suriye, İsrail ve AB’de yaşanan bütün sorunları sadece kendi açımızdan bakarak çözemeyaceğimiz" yönündeki  cümlelerinden de görüyoruz.

Onun için Birinci Dünya Savaşı sonuna benzer sorunlu bir dönem yaşadığımızı görerek, “yurtta barış dünyada barış” ilkesine bağlı yurt içinde ve dışında fabrika ayarlarına dönmemiz gerekecektir…  

Bu yolda attığımız adımlar, ekonomi ve turizm alanında son dönemde yaşadığımız olumsuzlukların yaşanmasına da son verebilecektir. Yurtta ve dünyada barışı yeniden ihya etmek bizim için zorunludur.