Zaman yoksulluğu
TÜİK’in 2025 Zaman Kullanım Araştırması, kalkınmayı yalnızca gelir, büyüme ve istihdam rakamlarıyla okumanın neden eksik kaldığını gösteren net bir veri sunuyor.
15 yaş ve üzeri fertlerde kadınlar hane halkı ve aile bakımına günde ortalama 4 saat 3 dakika ayırıyor. Erkeklerde bu süre 58 dakika. Aradaki fark 3 saat 5 dakika. Yani aynı günün içinde kadınların ücretsiz bakım ve ev içi emeğe ayırdığı zaman, erkeklerin ayırdığı zamanın yaklaşık dört katına çıkıyor.
Dünya verileri de aynı tabloyu başka ölçekte doğruluyor. ILO’ya göre kadınlar küresel ölçekte ücretsiz bakım işlerinin yüzde 76,2’sini üstleniyor. Kadınlar günde ortalama 4 saat 25 dakikayı ücretsiz bakım emeğine ayırırken, erkeklerde bu süre 1 saat 23 dakika. Başka bir ifadeyle dünya genelinde kadınlar bu alanda erkeklerden 3,2 kat fazla zaman harcıyor.
Veriler bize ne söylüyor?
Öncelikle mesele yalnızca ev işi paylaşımı değil. Zamanın toplumsal olarak nasıl bölüşüldüğünü gösteriyor. Kadının günü ücretli iş, ev işi, çocuk bakımı, yaşlı bakımı ve hane düzeni arasında parçalanırken, erkeğin aynı alana ayırdığı süre çok daha sınırlı kalıyor. Bu fark, gelir tablosunda görünmüyor ama hayatın bütün akışını etkiliyor.
Türkiye verisi bu küresel ortalamanın da üzerinde bir eşitsizliğe işaret ediyor. TÜİK’in 4 saat 3 dakikaya karşı 58 dakika bulgusu, kadınların erkeklerden yaklaşık 4,2 kat fazla zaman ayırdığını gösteriyor. Yani Türkiye’de mesele yalnızca dünya genelindeki bakım emeği eşitsizliğinin bir yansıması değil; aynı zamanda daha derin bir zaman farkı.
İstihdamın ikinci vardiyası
Kadın istihdamını konuşurken çoğu zaman “kaç kadın çalışıyor?” sorusuna bakıyoruz. Oysa en az onun kadar önemli başka bir soru var: Çalışan kadın eve döndükten sonra ikinci vardiyaya başlıyor mu? Eğer başlıyorsa, istihdama katılım tek başına eşitlik üretmiyor. Kadın hem ücretli işte hem de ücretsiz bakım emeğinde zaman harcıyor.
Bu da dinlenme, eğitim, kariyer, sosyal hayat ve sağlık için kalan zamanı daraltıyor. Buradan sürdürülebilir kalkınma açısından daha somut bir sonuç çıkıyor. BM’nin, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları içinde yer alan 5.4 hedefi, ücretsiz bakım ve ev içi emeğin tanınmasını, değer görmesini ve kamu hizmetleri, altyapı ve sosyal koruma politikalarıyla paylaşılmasını öngörüyor. Bu gösterge, ücretsiz ev içi işlere ve bakım emeğine ne kadar zaman ayırdığını ölçüyor.
O halde TÜİK’in zaman kullanımı verisi yalnızca sosyal hayatın ayrıntısı değil; Türkiye’nin SKA 5, yani toplumsal cinsiyet eşitliği performansını okumak için doğrudan bir gösterge. Hatta mesele sadece SKA 5 ile de sınırlı kalmıyor. Bakım yükü kadınların çalışma hayatına katılımını etkilediği için SKA 8’e, çocuk ve yaşlı bakım hizmetleriyle bağlantılı olduğu için SKA 3 ve SKA 4’e, yoksulluk ve sosyal koruma boyutuyla SKA 1’e de temas ediyor. ILO da bakım hizmetlerine yapılacak yatırımın sağlık, eğitim, toplumsal cinsiyet eşitliği ve insana yakışır iş hedefleriyle birlikte düşünülmesi gerektiğini vurguluyor.
Zaman yoksulluğu, gelir yoksulluğu göstergesi
Bu nedenle zaman yoksulluğu, gelir yoksulluğundan ayrı düşünülemez. Bir kişi para kazanıyor olabilir; fakat bakım yükü nedeniyle kendine, eğitime, dinlenmeye ve sosyal hayata zaman ayıramıyorsa refahı eksik kalıyor. Zamanın eşitsiz dağılımı, fırsatların eşitsiz dağılımına dönüşüyor.
Kreş, yaşlı bakım hizmeti, engelli bakım desteği, esnek ama güvenceli çalışma modelleri ve ev içi emeğin daha dengeli paylaşılması sosyal politika başlığı gibi görünebilir. Oysa bunlar doğrudan kalkınma başlığına giriyor. Çünkü kalkınma, yalnızca daha fazla üretmek değil; üretimi mümkün kılan görünmeyen emeği de hesaba katmak zorunda. Kadınların gününden her gün fazladan 3 saat 5 dakika ücretsiz bakım emeğine gidiyorsa, bu artık yalnızca aile içi iş bölümü değil. Bu, istihdamın eve taşan ikinci vardiyası.