Zamanın kullanımında kadın-erkek eşitsizliği ve değişen sosyal tercihler
TÜİK 10 yılda bir gerçekleştirdiği “Zaman Kullanım Araştırması’nın” 2025 yılı sonuçlarını 26 Haziran Cuma günü yayınladı. Araştırma bir çatı altında yaşayan erkek ve kadınların (15+) zamanlarını nasıl kullandıklarına dair son derece ayrıntılı bilgiler içeriyor. Bu bilgiler Türkiye toplumunun evde iş bölümü ile sosyal ve kültürel tercihlerinin cinsiyet ayrımında oldukça net bir fotoğrafını sunuyor. Tüm ayrıntıları bu yazının sınırları içinde paylaşmak olanaksız olduğundan iki boyutu dikkate alacağım. İlk olarak 2025’te zaman kullanımında kadınlar ve erkekler arasında farklılıkların önemli olduğu faaliyetleri daha sonra da son 10 yılda “eğlence ve kültür” faaliyetlerinde ortaya çıkan tercih değişimlerini ele almak istiyorum.
En büyük fark hane halkı ve aile bakımında
Zaman kullanımı (24 saat), önemli olanları uyku, yemek ve diğer kişisel bakım, hane halkı ve aile bakımı, istihdam, sosyal yaşam ve eğlence, TV izleme ve müzik dinleme olmak üzere 11 faaliyete ayrılmış durumda. Zaman kullanımında kadın ve erkekler arasında en büyük fark hane halkı ve aile bakımında. Bu faaliyete çalışanlar çalışmayanlara kıyasla beklendiği gibi ortalamada daha az zaman ayırıyorlar: 1 saat 20 dakikaya 3 saat 28 dakika. Ama çalışan kadının ayırdığı zaman 2 saat 38 dakika iken çalışan erkeğin ayırdığı zaman 47 dakikadan ibaret. Çalışan kadının farklı türden bakım faaliyetlerine ayırdığı zaman erkeğinkinin 5 katı. Bu fark çalışmayan grubunda 3,7 kata iniyor çünkü çalışmayan erkekler çalışanlara kıyasla bakıma çok daha fazla zaman ayırıyorlar.
Eğitim seviyesi ayrımında bakıldığında yükseköğrenim grubunda kadın erkek farkı 3 kata gerilerken lise grubunda 6,6 kata daha düşük eğitim seviyelerinde 7 katın üzerine çıkıyor. Eğitim eşitsizliği törpülüyor ama kabul edilebilir bir farka indirmeye yetmiyor. Bakımın başlıca türlerine ayrılan zamanın analizine geçmeden önce 10 yıl öncesine kıyasla ayrılan zamanın erkeklerde 14 dakika kadınlarda 19 dakika azaldığını not edeyim.
Hane ve aile bakımı başlığı altında başlıca üç faaliyet var. “gıda yönetimi”, “hane bakımı” ve “çocuk bakımı”. TÜİK bu faaliyetler için harcanan zamanı belirtmek yerine bakım kalemine harcanan zamanın yüzde payları olarak veriyor. Bu üç faaliyet bakım zamanının yüzde 77’sini kapsıyor. En çok zaman gıda yönetimine ayrılıyor. Yüzde paylardan gidersek, gıda yönetimi için erkekler bakıma ayırdıkları 1 saat 20 dakikanın yüzde 23,6’sını ayırırken kadınlar 3 saat 28 dakikanın yüzde 47,6’sını ayırıyorlar. Hane bakımında bu oranlar yüzde 12,1’e 24,1. Eşitsizlik adeta yüze çarpıyor.
Çocuk bakımına ayrılan zamanı çalışan ve çalışmayan ayrımında ele almak doğru olur. Ayrıca ayrılan süreleri de hesapladım. Çalışmayan grubunda çocuk bakımına erkekler ortalamada 7 dakika ayırırken kadınlar 47 dakika ayırıyor. Yaklaşık 7 kat daha fazla. Çalışan grubunda ise erkeklerin ayırdığı zaman 11 dakika çıkarken kadınlarınki 32 dakikaya düşüyor ve fark 3 kata iniyor. Eşitsizlikte bu dramatik azalma belli ki çalışan erkeklerin çocuk bakımına belirgin bir şekilde daha fazla zaman ayırmalarından değil çalışan kadının çocuk bakımında dışardan hizmet alabilmesinden kaynaklanıyor.
Son 10 yılda eğlence ve kültür tercihlerinde değişim
Fazla yerim kalmadığı için en çarpıcı değişimleri özetlemekle yetineceğim. TÜİK 2015-2025 tablosunda yüzde payları kullanıyor. Bu paylar cinsiyet ayrımında da veriliyor. Ancak tercih değişimlerinde kadın ve erkekler aynı yönde ve hemen hemen aynı yoğunlukta hareket etmiş. Bu bakımdan genel ortalamaları kullanacağım. Bir cümle değişmeyen tercihler: En çok zaman ayrılan akraba ve eş dost ziyaretlerinde ve TV’ye ayrılan zamanda değişim yok. Az zaman ayrılan kitap okumada da dikkate değer bir değişim yok.
Öte yandan sinemaya daha az gitmeye başlamışız: Yüzde 9,8’den 6,2’ye. Buna karşılık tiyatroya daha sık gidiyoruz: Yüzde 1,7’den 2,4’e. Daha az radyo dinlerken (yüzde 39,6’dan 29,4’e) daha fazla konsere gidiyoruz: Yüzde 2,2’den 3,2’ye. Tiyatro ve konser ayrılan ortalama zamanın düşüklüğü elbette çok küçük bir kesimin bu tür faaliyetlere katıldığının göstergesi. Ama yine de dikkat değer bir artış olması umut verici. Günübirlik tur ve doğa yürüyüşlerine rağbet artmış: Yüzde 2,1’den 5,9’a. Bu iyi bir haber. Pastane, kafe, bar ve tavernalara da rağbet artmış: Yüzde 28,8’den 35,3’e. Bence bu da iyi haber sayılır.