Zamlar enflasyonu artıracak, fiyat artışları daha sık yaşanacak

KERİM ÜLKER
KERİM ÜLKER Perde Arkası kerim.ulker@dunya.com

Yeni yıl yeni hayaller ve umutlar olduğu kadar yeni zamlar da demek. Belki de yeni yıla tedirginlikle adım atan birkaç ülkeden biriyiz. Bu yıl da geçtiğimiz senelerde olduğu gibi 2022’ye TL’de yaşanan değer kaybı ve yüksek oranlarda açıklanan zamlarla girdik. Resmi Gazete’nin önceki gün duyurduğu yeni düzenlemelere göre akaryakıttan köprülere, elektrikten otoyola hemen hemen her ürün grubunda ciddi oranda zam hayata geçti. Son 20 yılın belki de en yüksek oranlarına sahip bu zamlar sokaktaki vatandaşı olduğu kadar üreticiyi, yani sanayiciyi ve ekonominin yapı taşı ihracatçıyı da korkutur hale geldi. Zam oranları hakkında bilginiz olduğunu düşünerek rakamları tekrar yazmak istemedim. Ancak görüştüğüm sanayiciler bu yılın geçen yıldan daha sert geçeceği konusunda hemfikir. Aynı fikirde oldukları bir başka nokta ise zamların en çok tüketiciyi, yani halkı, enflasyon altında ezeceği yönünde.

Bu sanayicilerden ilki sürecin yüksek kur ve onu engellemek için atılmasıyla başladığını ifade ediyor. Faizle mücadele adı altında hayata geçirilen Döviz Dönüşümlü Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat Hesabı çalışmasının dolar-Euro’yu dizginlemeyeceğini düşünüyor. Görüştüğüm iş insanı durumu şöyle anlatıyor: “3 ay sonrasını düşünmeden atılan bir adım oldu. Burada zarar kamudan yani vatandaştan tedarik edilecek. Bunun için de ya para basacaksınız ya da yüksek vergiyi hayata geçireceksiniz. En kısa yol ise dövizin düşmesinin verdiği rahatlıkla zam yapmak oldu. Bizim en büyük giderlerimizi hammadde kadar lojistik, enerji ve insan gücü oluşturuyor. Asgari ücret neredeyse yarı yarıya arttı. Sanayici zaten asgari ücretin üzerinde maaş veriyordu. Şimdi rakamlar yaklaşınca aynı oranda zam bekliyor çalışan. Bir hiper enflasyon ile karşı karşıyayız” diyor.

EN BÜYÜK KORKU GIDA ÜRÜNLERİNDE

Kimya sektöründe görüştüğüm bir başka iş insanı ise zamların yansıması hakkında şu bilgileri veriyor: “Konutlarda kullanılan doğalgaza yüzde 25 oranında zam yapılırken, sanayide kullananlara ise yüzde 50 artış gerçekleşti. Bir diğer önemli giderimiz olan elektrikte ise vergi ve fonlar dahil yüzde 130’a yakın bir zam söz konusu. Motorine, benzine, LPG’ye yapılan ve artık günlük değişen zamları da ekleyince sanayici de ürüne zam yapmak zorunda kalacak. Bu da enflasyonun artışı anlamına geliyor. En fazla zam enerji yoğunluklu porselen, emaye, seramik gibi alanlara yansıyacak. Burada hızlı bir zam furyası da tetiklenecek. Otoyol ve akaryakıt ise tüm sektörlerle paralel artacak. Ancak en önemli sorunlardan birini de tarımda yaşayacağız. Bu sektörün en önemli ihtiyaç kalemi akaryakıt, gübre.”

UCUZ MARKETLER, ENFLASYONU DÜŞÜRÜYOR

Fiyat artışları demişken son dönemde zam ile özdeşleşen marketlerde durum ne olacak? Görüştüğüm iş insanı, “Özellikle discount dediğimiz ucuz marketler şu anda hedef tahtasına konulmuş durumda. O marketlere ürün tedarik ediyoruz. Oldukça düşük kârlarla çalışıyorlar. Şunu söyleyebilirim, o marketler enflasyonun yükselmemesine katkı sağlayan kuruluşlar. Artan satıştaki fiyat değil, üretimdeki fiyat. Biz kendimiz de bu marketleri denetliyoruz. Fiyat farkları emin olun çok yüksek değil. Zaten rekabeti yüksek bir sektörden bahsediyoruz” diye anlatıyor.

Her ay düzenli olarak aldığım bir üründen örnek vermek isterim. Mart ayında 160 TL’ye e-ticaret sitesinden aldığım ürünün 8 ayda geldiği fiyat 680 TL. Döviz yüzde 30-40 artarken, bu ürünün bir yıl geçmeden 4.5 kat artması size garip gelmiyor mu? Türkiye, faizle mücadele ederken enflasyonu unutuyor ne yazık ki.  Elektriğe, gaza, benzine, una, şekere zammı sorgulamadan, sorunu, pahalılaşan helvada arıyoruz.

Uzun süredir kış uykusunda olan enflasyon canavarı yine kış ayında tekrar hayatımıza girmiş olacak. Daha güçlü ve daha acıkmış şekilde hem de.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Kelebek, ABD’ye uçuyor 10 Mayıs 2022