Zayıf güçlüler

Dr. Uğur TANDOĞAN
Dr. Uğur TANDOĞAN NOT DEFTERİ tandogan2007@gmail.com

Güç tacizi

Daha 15 yaşında iken motor tamircisi olarak çalışmaya başlamış. Bundan altı yıl sonra kendi tamirhanesini açmış. Aynı zamanda yarış otomobilleri yapmaya ve onları sürmeye başlamış. İkinci Dünya Savaşı’ndan önce piston segmanı yapmak için bir teknik geliştirmiş. Bu teknik dahil, motor konusunda yüzden fazla patent sahibi olmuş. Şirketi İkinci Dünya Savaşı sırasında uçaklar ve deniz kuvvetleri için motor üretmiş. Şirketini 1945 yılında Toyota Motor Corporation’a satmış ve Teknik Araştırma Enstitüsü’nü kurmuş. Daha sonra da bu araştırma enstitüsü, yine kendisinin motor şirketi ile birleşmiş. Şirket, motosiklet için çok verimli ve küçük motorlar üretmede uzmanlaşmış. Ve 1959 yılında motosiklet konusunda dünyada bir numara olmuş. Sonra 1963 yılında otomobil de üretmeye başlamış. Bu şirket, Honda Motor Corporation. Şirketin kurucusu da Honda Soichiro. Bu dünya devini yaratan Honda Soichiro, bir mühendis. Yaratıcı ve uygulamacı bir mühendis. Honda, detaylara büyük önem verirmiş, yarattığı her bir motoru kendi bizzat denermiş. 1906 doğumlu Honda, 1973 yılında da emekli olmuş ve 1991 yılında da hayata veda etmiş.

Böylesine bir efsane Honda Soichiro. Hem teknik açıdan bir dahi, hem de başarılı bir iş adamı, güçlü bir lider. “Her güzelin bir kusuru olur” derler. Bu güçlü liderin bir kusuru varmış. Bay Soichiro’nun da kusuru, öfkesine hakim olamaması imiş. Kızdığı zaman gözü bir şeyi görmez, eline ne geçerse çalışanlara rastgele fırlatırmış. Bu kusur Japonya’da sadece Honda’ya özgü bir şey değil; yöneticiler arasında çok yaygın bir durummuş. ”. (The Economist, Jun 11th 2020 edition;

Japan’s bullying bosses). Hatta Japonya’da psikologlar bunun için özel bir terim de yaratmışlar “Pawahara”; anlamı: “güç tacizi

Taciz biçimleri

Yöneticilerin, çalışanları bu şekilde taciz etmesi yalnız Japonya’ya özgü bir olgu da değil. Dünyanın her yerinde, ast-üst ilişkisinin olduğu her yerde, her kesimde ve sektörde görülen bir olgu. Güç tacizinin çeşitli biçimleri var. Japon Çalışma Bakanlığı altı çeşit taciz tanımlamış. Bunlardan birisi, yukarda belirtilen Honda Soichiro’nun uyguladığı, fiziksel saldırı türü taciz. Yani kurbana tokat atıyorsunuz, tekme atıyorsunuz, fiziksel temas var. Ya da bir şey fırlatıyorsunuz. Taciz, her kesimde de rastlanan bir şey demiştik. Örneğin, iktidardaki Liberal Demokrat Parti’nin bir kadın milletvekili, yardımcısına vururken kameralara yakalanmış. Sonuç, partisinden istifa etmiş. Bizde de oluyor böyle vakalar. Örneğin, bir kadın siyasetçinin, bir kurumun başındaki yöneticiye kül tablası fırlatılması olayı kulislerde çok konuşulmuştu. İkinci tip taciz türü olarak da “psikolojik saldırılar” gösteriliyor. Örneğin, yukarıda sözü edilen kadın milletvekili, söz konusu yardımcısını “Keltoş” diye çağırırmış. Tacizci yönetici, altındaki kişileri horluyor, aşağılıyor, psikolojik baskı oluşturuyor. Üçüncü tip taciz, sosyal soyutlama. Kişi ile ilişkinizi kesiyorsunuz, muhatap olmuyorsunuz. Kişi kendisini izole edilmiş olarak görüyor. Dördüncü tür taciz ise “aşırı istekler”. “Bir ekstra saman çöpü, devenin belini kırar” denir. Kişilere, onların limitleri dışında, aşırı iş yüklerseniz bu da tacizdir. Bir başka tür taciz, aşağılayıcı istekler. Kişiden, onun alt-yapısı, özellikleri veya görev tanımı ile ilgili olmayan işler istemek bu türe girer. Örneğin, kişi sıkı programcı. Ona program yazdırmıyorsunuz, sadece fotokopi çektiriyorsunuz. Altıncı taciz türü ise kişinin mahremiyetini ihlal etmek. Örneğin, kişinin mali durumu ile ilgili uluorta konuşmak.

Tacizin nedeni

Peki, bir yönetici neden astını taciz eder? Honda Sociohiro gibi kişiler yaptığı iş ile öylesine bütünleşmiştir ki, altındaki herkesin aynı kendisi gibi olmasını ister. Aynı düzgünlüğü çalışanlarından da bekler. Ama bazen çalışanın becerileri, yöneticinin beklentisine uygun değildir. Bu durumda yöneticinin beklediği performans gelmez. Bazen de kişi, yönetici kadar kendini işe vermez. Yöneticideki işe olan tutku, çalışanda yoktur. Buna, Anadolu’da karşılıksız aşklar için söylenen, “Ali yanıyor, Fadik buz gibi” sendromu diyebiliriz. Yönetici mükemmelcidir, sıfır tolerans ile çalışır. Çalışanlara karşı da toleransı sıfırdır. İşler ters gidince sinirlenir. Ancak sorun, öfkesini kontrol edemeyince başlar. Yönetici, öfkesini değişik taciz biçimlerinde kusar.

Öfkeyi kontrol edememek bir zayıflıktır. Kendi eksikliğinin hıncını birlikte çalıştığı insanlardan çıkarmak ise, kabul edilebilir bir davranış değildir. İçki için derler: “Şişedeki gibi durmaz”. Bu güç de öyle bir şeydir. Eğer gücü ele geçiren kişi zayıf kişilikte birisi ise her boyutta saçmalar. Her şeyi yapmaya hakkı olduğunu düşünür. Öfke boyutuna gelince de kontrol edemez ve acısını çevresindekilerden çıkarmaya başlar. Örneğin, astlarına küfür eden, tokat atan liderler bile görülür.

Sonuç

Çalışma ortamı kutsaldır, ekmek teknesidir. Kimse buraya taciz edilmek, hakarete uğramak, şiddet görmek için gelmez. Çalışma arkadaşlarına bunu reva gören kişiler, boyutları ne olursa olsun, eksik kişilerdir. Ne kadar güçlü olursa olsunlar, öfkesini kontrol edemeyen kişi zayıf kişidir.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Zirvedeki bir genç 16 Kasım 2021
Yan kapılar 12 Ekim 2021