Zengin ülkeleri küçük çiftçiler doyuruyor, ancak değer görmüyorlar
Nature Food’da yayınlanan yeni bir makaleye göre, 198 ülkenin üretim ve ticaret modelleri incelendi. “Küçük ölçekli çiftçiler, İngiltere, Almanya ve ABD gibi yüksek gelirli ülkelerde tüketilen gıdanın üçte birini karşılıyor ancak kıymet görmüyorlar.” Araştırma ile tarımsal üretim modelleri, tarım ticareti verileriyle birleştirilerek, farklı çiftçilik modellerinin küresel gıda tüketimine nasıl katkıda bulunduğuna bakıldı.
Gelişmiş ülkelerin sofrasında küçük çiftçilerin ürettikleri var
Özellikle Sahra Altı Afrika ve Asya’daki küçük çiftlikler, batı ülkelerinin meyve, sebze, baklagiller ve kök yumru gibi bitkisel ürünlerinin önemli bölümünü tedarik ediyor. Avustralya’daki arazilerin sadece yüzde 1’ini oluşturan küçük çiftlikler ülkenin gıda ihtiyacının yüzde 15’ini, Kanada ve Avrupa’da ulusal gıda ihtiyacının yüzde 20’sini karşılıyor. Küçük çiftçiler incelenen 46 ülkenin 46’sında ortalama 5 milyar insanın gıdasını üretiyor. Nature Sustainability’de yayınlanan bir makaleye göre küçük çiftlikler küresel tarım arazilerinin yüzde 24’ünü kullanarak tüm gıdaların yüzde 34’ünü üretiyor.
Dünyadaki çiftliklerin yüzde 82’si küçük
Dünyada 570 milyon çiftlik var, Fao’ya göre çiftliklerin yüzde 84’ü, 2 hektardan daha küçük araziye sahip. Küçük çiftliklerin önemli bölümü Sahra Altı Afrika, Asya, Çin, Hindistan, Endonezya ve Güney Amerika’da. Çin’de 150 milyon, Hindistan’da 100 milyon küçük çiftçi olduğu öngörülmekte. FAO’ya göre “2 hektardan az araziye sahip olan, geçimlerini sadece tarımdan sağlayan, aile üyelerinin emeğiyle var olan, geçimlik üretim yapabilenlere” küçük çiftçi deniyor. Türkiye’de ÇKS’ye kayıtlı 2,35 milyon çiftçi var. Çiftliklerin yüzde 80’i 5 hektardan daha düşük araziye sahip.
Sayıları çok, arazileri küçük, etkileri büyük
Sayılarına rağmen küçük çiftlikler küresel tarım arazilerinin sadece yüzde 12’sine sahip. Tüm tarım arazilerinin yüzde 60’ında faaliyet gösteriyorlar. Fao’ya göre tarım ve gıda sistemlerinin küresel ölçekte dolaylı ve direkt olarak 4,5 milyar insanın geçimine etkisi var.
Tarımda çalışanların yüzde 50’si kadın, arazilerin sadece yüzde 15’ine sahip Sadece küçükler değil kadınlar da tarımın dezavantajlı gruplarından. Küçük aile çiftliklerinin çoğu geçimlik üretim yaparken çoğunluğu gıda güvensizliğine maruz kalıyor. Türkiye’de yıllık ortalama 60 bin TL devlet desteği alan küçük çiftçilerin ortalama aylık kazancı asgari ücrete yakın. Aç değil açıkta değil sadece yoksullar.
Küçük çiftçilerin kaderinde keder var
Finansmana erişimleri kısıtlı ve pahalı olan küçük çiftçilerin kaderinde küçük kalmak var. Küresel tarımsal yatırım pastasının en altında yer alan küçük çiftçiler teknolojiye de erişemiyorlar. IFAD’a göre küçükler meyve, sebze, baklagillerde büyük çiftliklere oranla yüzde 30 daha verimli üretim yapıyor, ancak büyümekte zorlanıyorlar.
Küçükler tarımdan kopuyor, büyükler daha da büyüyor
Dünyada, 50 hektar ve üzeri araziye sahip çiftlik sayısı yüzde 1 civarında. Sayıları, güçleri, kazançları giderek artıyor. Küçükler havlu attıkça onların arazilerine ve pazara büyükler daha güçlenerek dönüyor. Oysa küçükler küresel gıda güvencesinin sigortası olduğu kadar aynı zamanda “biyoçeşitlilik ve sürdürülebilir üretimin katalizörü olarak ekolojiyi dengeliyor. Kırsal yaşamı çeşitlendirse de büyük çiftçiler için verilen sübvansiyonlar, ticaret anlaşmaları, şirket birleşmeleri küçük çiftçilerin güvenliğini bozuyor, meyve, sebze, baklagiller gibi ürünlerin üretimini tehdit ediyor. Küçük çiftliklerin üretim gücü ile pazarlık gücü arasında uçurum var.
Büyük çiftçilerin çocukları tarıma dönerken küçük çiftçilerin çocukları göçüyor
Küçükler tarımın sigortası olsa da destekler büyüklere gidiyor, büyükler daha da büyüyor. Küçük çiftliklerin çocukları kentlere göçerken büyük çiftliklere kentlerden dönüş var. Sosyal medya beyaz yakalı çiftçilerin şaşalı hayatlarını destekliyor, küçükler hep görünmez. Dünya Bankası’na göre küresel gıda piyasasındaki ilk dört şirket tahıl ticaretinin yüzde 70’ini kontrol ediyor. Büyükler büyüdükçe, yüksek yoğunlaşma, fiyat oynaklığı, krizlerde spekülasyon, tekelleşme yaratıyor.
Yedi ülkeden biri gıda güvencesine sahip
Gelişmiş ülkeler beslenme çeşitliliği ithal ediyor, çevresel maliyetleri ve riskleri yoksul çiftçiye yüklüyor. Dünyada sadece yedi ülkeden biri temel gıda gruplarını kendi topraklarında üretebiliyor. Türkiye onlardan biri olsa da desteklerin yüzde 70’i büyük çiftçilere gidiyor. Küçük çiftçilerin bugün yaşadığı kayıp, yarın hepimizin sofrasına risk olarak dönecek. Küçükler desteklenmediğinde gıda üretim sistemleri jeopolitik silaha dönüşebilir.
Küçük çiftçiler küresel tarımın sigortası
FAO’nun son Gıda ve Tarım Durumu raporunda da yer alan araştırmaya göre, “küçük çiftçiler için gıda ve toprak güvensizliği, dünya için gıda güvensizliği demek. Yoksul ülke çiftçilerine, zengin ülkelerden gelen yardımların kesilmesi” küresel gıda güvencesi riskini artırıyor. Uzmanlara göre, “küçük çiftçileri desteklemek sosyal bir politikadan öte küresel gıda güvenliği için bir piyasa istikrarı politikası, milyarların gıda güvencesi demek.” Yoksa büyükler kartel oluşturup fiyatı manipüle edebilir, gıda fiyatlarını yükseltebilirler.
Velhasıl, çiftçiler çoğu zaman eli öpülesi denilerek kutsallaştırılan ancak GSYİH’dan en düşük paya sahip meslek grubu. İtibari düşük, sosyal izolasyonu, intihar oranı yüksek. Son yıllarda iklim felaketi kaynaklı belirsizlikleri, gelir kayıplarını iliklerine kadar hisseden çiftçiler her şeye rağmen kentleri doyurmaya devam etse de kentlerin konforundan en az onlar faydalanıyor. Onlar sadece gıda üretmiyor, beslenme çeşitliliğini destekleyerek sağlık harcamalarını düşürüyor. IPBES’e göre küçük çiftlikler dünyada tarımsal biyoçeşitliliğin yüzde 70’ini koruyarak iklimi onarıyor küresel tarım sistemlerindeki kırılganlığı azaltıyorlar. Mesele küçük romantik çiftçilikten öte makroekonomik istikrar demek.