Zor zamanların güvenli limanı
Bölgemiz ateş altında. Her gün yeni krizlere, yeni cephelere ve artık bu kadarı da fazla dedirten insanlık dışı uygulamalara şahit oluyoruz.
Türkiye, krizlerin ortasında, bir yandan ateşten uzak kalmaya çabalarken, diğer yandan barışı korumak, mazlumların yanında olmak ve hep bir “yol açmak” gayreti içinde.
Daha çok petrol, altın ve finans piyasaları konuşulurken, gıda güvencesinin derin sessizliği ürkütüyor. Bu yıl tarımsal üretimin iyi olmasına rağmen, lojistik yolların kapatılması, gıda tedariğini ve gıda fiyatlarını olumsuz etkiliyor. Üretimin sürekliliği için gereken tarımsal üretim girdilerinin temininde de aynı güçlükler yaşanıyor. Sonuçta, tedarik zincirleri birer birer kopuyor.
Üretmek değil, iletmek sorun
Altı aydır Hürmüz Boğazı’nın kapatılması konuşulurken, son günlerde Yemen’in Babülmendep Boğazı’na uyguladığı deniz ablukası gerilimi tırmandırıyor. Babülmendep Boğazı, Afrika ile Arap Yarımadasını ayıran, Kızıldeniz'i Aden Körfezi'ne bağlayan ve 32 km uzunluğunda stratejik bir geçit.
Hürmüz ve Babülmendep Boğazlarının aynı anda kapatılması, petrol ve doğalgaz arzının yüzde 25 azalması ve önemli bir maliyet kalemi olan enerjinin gıda enflasyonuna olumsuz yansıması anlamına geliyor.
Artık çok fazla gündem olmayan ancak eskisinden daha şiddetli bir şekilde devam eden Ukrayna-Rusya Savaşı, ülkemizin barış girişimlerine rağmen giderek sertleşiyor. Rusya’nın, Ukrayna’nın dışa açılan limanlarına abluka uygulamaya başlaması muhtemel bir gıda krizinin habercisi. Rusya ve Ukrayna, küresel buğday ticaretinin en kritik ihracatçıları arasında. Rusya, dünya buğday ihracatının ilk sırasında yer alırken, Ukrayna da beşinci sırada bulunuyor. Her iki ülke birlikte dünya ihracatının yaklaşık olarak üçte birini gerçekleştiriyor.
Bu dönemde, normal şartlarda, küresel buğday fiyatlarında düşüş beklenirken, aksine, Karadeniz’de şiddetlenen çatışmalar, buğday fiyatlarını tırmandırıyor. Yılbaşından bu yana küresel buğday fiyatları, dolar bazında yüzde 26 arttı. Bu oran pirinçte yüzde 45 gibi rekor seviyelerde. Bugünün gıda güvencesinin kırılgan tarafı, üretim çok bile olsa, lojistik yolların tıkanmasından dolayı dağıtımını yapamıyor olmanız. Sonuçta kriz, tezgahları vuruyor.
Tüm bunlar, dört yıl önce, girişimlerimiz sayesinde açılan Tahıl Koridoru’nu akla getiriyor. Bu sayede özellikle Afrika’nın bazı ülkelerinde gıda kıtlığı ve açlık önlenebilmişti.
Son olarak, Ukrayna’nın Hazar Denizi’nde İran bağlantılı bir gemiyi vurması, savaşın coğrafi olarak genişlemesi riskini artırıyor.
Kuzey ve doğumuzda bunlar olurken batımızda Yunanistan’ın 150 bin yedek askerini, ülkemiz sınırlarına sevk etmesi gündeme düştü.
Merkez ülke: Türkiye
Tüm bunlar, ülkemiz etrafındaki tehditlerin giderek arttığının birer göstergesi. Oksijen maskesini önce kendimize takma metaforundan hareketle gıda başta olmak üzere stratejik rezervlerimizi en üst düzeyde tutmak mecburiyetindeyiz.
Yine, Hamas’ın silah bırakması, İsrail’in Gazze’den geri çekilecek olması ve Türkiye’nin bu süreçteki etkin rolü; ülkemizin hep yangını söndürme ve kapanan boğazlara karşılık yeni kapılar, yeni yollar açma çabası olarak kendini gösteriyor.
En son Irak ile imzalanan Kalkınma Yolu, Basra Körfezi’nden Türkiye’ye ve devamında Avrupa’ya açılan, Hürmüz Boğazı’ndaki kördüğümü rahatlatacak önemli bir koridor. Çin’den Avrupa’ya giden Orta Koridor, Karadeniz ve Hazar Denizi üzerinden Orta Asya bağlanan Sarp Hattı, Kızıldeniz ve Umman Körfezi bağlantısı düşünülen Yeni Hicaz Demiryolu; ülkemizin doğu-batı ve güney-kuzey istikametinde; otoyollar, köprüler ve demiryolları ile üç kıtayı birbirine bağlayan önemli lojistik yolları ve koridorları.
Ezcümle; küresel sistemde lojistik trafiği sıkışırken Türkiye, gıdadan enerjiye, yeni koridorlardan diplomasi masalarına kadar yeni hamlelerle, her geçen gün daha görünür ve daha etkili bir konuma geliyor.